KOÜ Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi

MAKALEYİ DİNLE

Geçen hafta yazımda Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde sağlık personelinin, hemşirelerin, doktorlarımızın ve hocalarımızın edindikleri tecrübe ve genelde oluşturulan iş disiplini ile dünya standartlarını yakaladıklarını, işlerini en iyi şekilde yapmaya çalıştıklarıyla ilgili gözlemlerimi yazmış ve sonra da eleştirilerimi de yazacağımı ifade etmiştim. İnşallah yapıcı olmasını arzu ettiğim eleştirilerime kimse küsmez.

Evet! 10 Temmuz’da eşim ameliyat olmak için Kocaeli Üniversite Hastanesi’ne yattı. İlk önce servise yattık. Gündüz çarşaflar hemen serildi. Yan tarafımıza bir hasta daha yattı hiç problem yok. Ama elinizi ne tarafa atsanız yapış yapış. Hasta yatağının aksamını beyaz ilaç döküntüleri kaplamış, yatakta bölge bölge kahverengi muhtemelen solüsyon akıntıları var ve hiç temizlenmemiş. Bu arada bayram tatili nedeni ile 10 gün hastane rahat bir dönem geçirmiş.

Kat görevlisi en rahat dönemini yaşamış, ama etrafı da yavaş yavaş temizleyeyim dememiş. Koltuğu çekiyorsunuz pislik dolu. Yer döşemelerinin köşeleri simsiyah olmuş. Camlar içten ve dıştan çok kirli, acaba sadece yattığımız bölüm mü diye birazda meraktan üst kat ve yan taraftaki servisler de yatan Karamürselli hastaları ziyarete gittim, her yer aynı durumda.

Bölüm sekreterlerini yerinde bulmak mümkün değil. Çıkacağımız zaman dosya teslim etmem gerek, bir sekreteri 1,5 saat bekledim ve bölüm sekreterine indiğim zamanda 1 saat beklememe rağmen sekreter hanım gelmedi en nihayet kapıda beni bekleyen hastamı alıp gitmek için dosyayı sekreter bankosuna bıraktım ve çektim gittim. Bu anlattıklarımda bölümlerdeki sağlık görevlisinin, hemşirenin, bölüm sorumlusu doktorun ve hocaların yapabileceği hiç bir şey yok ve sorumluluğu da yok.

Eşim ameliyat sonrası aldığı narkozun etkisi ile kustu, doğal olarak yatak ve üstü battı. Kat görevlisini çağırdım, yatak koruyucusunu, çarşafı ve yastık kılıfını bıraktı ve gidiyor.

“-Bize yardım edebilir misin?” diye seslendim “-Kusura bakma yarım saat sonra mesaim bitecek aşağıya yetişmem lazım.” dedi ve gitti. Zaten zor buluyorsunuz. Allah’tan temiz malzemeyi verdi, ya vermeseydi? Evet! Bazen de yok diyebiliyorlar. Ve siz hastayı kir içinde saatlerce yatırmak zorunda kalıyorsunuz. Ben ve iki oğlum hastayı evire çevire geçmiş tecrübelerimizle yatak takımını ve üstünü değiştirdik. Tek olan ve yanında başka yardımcısı olmayan hasta yakınlarının Allah yardımcısı olsun.

Bu anlattıklarım tedavi yöntemlerinin kalitesi kadar önemli. Doktorların, hemşirelerin, sağlık görevlilerinin çabasından daha fazla çaba gerektirdiğini düşünüyorum. Temizlik hizmetlerini özelleştirip şirkete verdiğiniz kadar kontrol edilmesi gerekir.

Bu sorun sadece hastane yönetiminin sorunu, hiç kimse kusura bakmasın. Odalarda toplanıp sohbet ederek düzenli gitmesi beklenecek bir olay değil. 24 saatlik zaman dilimi içinde belli aralıklarla aniden kontrol edilmesi gerekir.

Hasta memnuniyetsizliği aslında bu noktada başlıyor ve sonucu alakaları olmamasına rağmen çalışan hemşireye, sağlık personeline, servis veya poliklinik doktoruna ve de hocalara yansır hale geliyor. Ortam gerildikçe geriliyor, poliklinik önlerinde hasta yakınları bağırıp çağırmaya başlıyor.

Servislerde hasta ve yakınları, “tedavi aman yarım kalır” korkusu ile ses çıkarmıyor, ama dışarı çıktığı zamanda eleştirinin valla babasını yapıyor. Bu işte asıl sorumlu olan çalışan doktor, sağlık personeli değil aksine farklı bir hastane sınıfı oluşturan temizlik görevlileridir. Hâkimiyet ellerine geçmiş görünüyor. Eh! Bu nedenle de hastane kapatamazsınız.

Bu olaya hastane yönetimi çare bulmak zorundadır. Katlarda, servislerde, polikliniklerde çalışan sağlık personeli ne yapsın, temizlik görevlisine mahkum ve onlarla iyi geçinmek zorunda. Yoksa temizlik personelini arada bul.

Bunun yanında onları da haklı bulmuyor değilim, az para ile bu kadar çalışılır, eh buda inkâr edilemez, doğru. Ama aynı paraya çalışan hem de dürüst çalışan temizlik görevlileri de var. Sanırım motive ve kontrol etme ile alakalı.

Yönetimin görevi bunları düzeltmektir diye düşünüyorum. Ve bu yazdıklarıma lütfen kızmayın. Kızmak yerine hastaneyi dışardan yıllardır kullanan bir hasta veya hasta yakının gözlemleri olarak görün.

Biz cebimizdeki paramıza güvendik biraz rica, biraz hatır ile özel oda bulma şansına erdik, ama mutsuz çoğunluk ne yapacak?

Derince’deki Sopalı Hastanesi dönemini de, deprem sonrası yine Sopalı’daki prefabriklerdeki durumunu da, Umuttepe Yerleşkesi’ndeki ilk halini de çok yakından biliyorum.

Ama hiçbir zaman son 1,5 senedir olduğu kadar kötü durumda görmemiştim.

Bu arada büyük mücadeleler yapmış rahmetli Baki Komsuoğlu hocamı, devamı olan Sezer Komsuoğlu hocamı, eski başhekim Nazım Mutlu hocamı ve emekli olan hastane başmüdürü Halit Apak ağabeyimi şükranla anmadan geçemeyeceğim.

Elbet düzeltildiğini gördüğüm zaman yeni yönetimi de hiç şüpheniz olmasın şükranla buradan anmaktan da şeref duyacağım.     

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Vahit - Hocam, polikliniklerde havalandırmanın düzgün çalışmadığını da belirtirmisiniz.

Yanıtla . 0Beğen 04 Ağustos 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR