Bu ülkede; Hak aramak!..

MAKALEYİ DİNLE

“Yargı” ile pek fazla işim olmadı.

12 Eylül 1980 sonrası, askeri darbe döneminde,  3 “muhbir vatandaş” hakkımda “kanıtsız suçlamalar” yapmışlar!.. Sıkıyönetim Savcıları bile “suç unsuru” bulamamışlardı!..

1988 yılında yaptığım bir konuşmamdan dolayı,  “Meclis’e Hakaret” ettiğim iddiasıyla Ağır Ceza’da yargılandım. Üç yıl sürdü. Yargıçlar, “Meclis’in içindekilerin benden daha çok Meclis’in manevi şahsiyetine hakaret ettikleri” kanısına sahip olmalılar ki, beraat kararı verdiler!

Son olarak, 2000’li yılların başında bir “hakaret davası” açmıştım. Ceza ve tazminat davalarını kazandığım halde, hala “kesin sonuç” bekliyorum! Galiba 12 yıl olmuş!..

Her gün, bütün yerel ve yaygın medyayı internetten inceler, en az 4-5 gazete alır ve okurum. Çünkü, yazmak için “beslenmek” gerek.

Görülüyor ki; “Ülkemizdeki ADALET üzerine büyük kaygılar ve güvensizlikler var!”

Siyasi iktidar, işine gelmeyen Hakim ve Savcıları görevden alıyor, meslekten ihraç ediyor!

Dün, “Ergenekon ve Balyoz” gibi davalarda, elde somut belgeler ve “delil karartma” ya da “kaçma” olasılığı olmadığı halde tutuklanan ve sonra “sahte belgeler” ve “gizli tanıklarla” mahkum edilen askerler, yazarlar, gazeteciler, aydınlar, bugün bütün bu olup bitenlerin “KUMPAS” olduğu ortaya çıkınca beraat ettiler! Onları suçlayan, hüküm veren, o zaman altlarına “zırhlı lüks otomobiller” tahsis edilen Savcılar-Hakimler, bugün YURTDIŞINDA keyif sürüyorlar!

“Nasıl kaçabildiler? KİMLER kaçmalarına izin verdi? NEDEN?” diye soran var mı?

Siyasi kumpas davalarını bir kenara koyalım; diğer “normal” diyebileceğimiz davalarda “HUKUK-TABİİ HAKİM-ADALET” güvencesi var mı? Artık, sıradan vatandaş bile, Avukatına önce şu soruyu soruyor; “Bizin Hakim Cemaatçi mi, AKP’li mi, Laik mi?” diye!

Bu ülkede “DAVA AÇMAK” parası olanlar için mümkün! Yüksek “mahkeme harçlarını”, avukat ücretlerini ödeyemeyenler dava bile açamıyor!

Açsa da adalet zamanında tecelli etmiyor!

“GEÇ GELEN ADALET, ADALET DEĞİLDİR!”

Özellikle “kadına yönelik tecavüz” ya da “kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarında, erkek sanığa karşı “iyi hal ya da TAHRİK indirimleri” şaşkınlığın da ötesine geçti!

Öte yandan; kendisine silah zoruyla tecavüz eden adamı öldürdüğü için “müebbede hapis” cezası alan kadının cezası az bulunarak, “ağırlaştırılmış müebbet” isteniyor! Tecavüze uğrayarak bütün onuru ayaklar altına alınan, toplum içinde huzurla yaşama şansını yitiren ve RUH SAĞLIĞI sarsılan kadına bu nedenlerle ceza indirimi düşünülmüyor!

Tabi, “beterin beteri” var. Kimi, “sözde Şeriat” düzenlerinde, bir erkeğin tecavüzüne uğrayan kadın, sanki suç onunmuş gibi “TAŞA TUTULARAK” öldürülüyor!

Hiç kuşkum yok ki, bu ülkede böyle bir düzeni özleyenler giderek artıyor!

Sözün kısası; bu ülkede ADALET giderek “rivayet” haline geliyor!

Pascal; “Adaletin kuvvetli, kuvvetlinin de adaletli olması gerekir” diyor! Bu ülkenin gerçeği bu mu sizce?

“Ülkeler kılıçla alınır ama adaletle korunur” diyor Timurlenk!

Öyle mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR