Başarının sırrı

MAKALEYİ DİNLE

Geçmişten günümüze gazetem Kocaeli’nde yazılar yazıyorum 80’li yıllardan bu yana. Yıl 2016... Zaman su gibi akıp gitmiş. Şimdilerde pek sık olmasa da arada bir yazmaya gayret ediyorum sağlığım elverdiği sürece.

İçerik olarak ilk zamanlar skor ağırlıklı ve güncel konulara yer veriyordum yazılarımda. Son zamanlarda geleceğe matuf bir şeyler bırakabilmek, gençlere ve geleceğimize faydalı olabilmek adına, bu kubbede hoş bir seda bırakabilmek maksadıyla siz okuyucularımla beraber oluyorum. İlgi ve alakanızdan da mutlu olduğumuz belirterek teşekkürlerini sunuyorum.

Dikkat ettiyseniz son yıllarda yazılarımda daha ziyade fair-play içerikli yazılara yer vermiş, bu manada cümleler kurmuşumdur.

Konu spor olunca gençlerle farklı düşünce ve görüşlerde olsak da mutlaka örtüşen tarafımız vardır diye düşünüyorum. Çünkü sporda başarı hedef olunca, o hedefe varmak için yaş ve kuşak farkı gözetmeksizin oraya odaklanıyorsunuz.

Sporda şiddet de buradan beslenir ve insan, tabirimi mazur görün, insanlıktan çıkıyor.

Ben yine de bu yazımda aynı konuda yazmayı uygun buldum çünkü ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Bireyler olarak sporu seven bir yapımız var. Özellikle de futbolu. Fakat nedense uluslararası standartlarda değiliz. Neden? Gelin bunun cevabını birlikte vermeye çalışalım. Ne dersiniz?

Hangi spor dalı olursa olsun, öncelikle sağlıklı bir beden, fiziki yeterlilik, güçlü bir irade, yeterli tesis ve enstrümanlar, sosyal hayatta dengeli yaşamdan tat alan, özgüveni artı olan iddialı bir fert olmak zorundayız. Eğer bu kriterlere ve olması gerekenlere uygun yaşarsak başarı bizimle birlikte olacaktır. Tabii ki bunlar tek başına yeterli olamaz. Çalışmak, hem de çok çalışmak gerekmektedir. (Bunu kendi yaşantımdan biliyor ve gençliğimde hata yaptığımı itiraf ediyorum)

Tüm şartlar müsait olsa da özgüveni abartılı ve çokbilmiş olmakla da hata yapmış oluruz. Tevazu sahibi ve hocalarınıza saygılı olmakla kazanan siz olursunuz.

Bireysel becerinin takım oyunlarında mutlaka paylaşılması çok önemlidir.

Bütün bunları her zaman dile getirmeye çalıştığım “ahlak” potasında eritip her yeni bir gün artırarak yudum yudum içer ve bedenimizin olumlu manada geliştiğini, rabbimizin de inayetiyle başarılara, zaferlere kavuşuruz. Dünyada örnekleri olduğu gibi, ne demiştik “önce ahlak ve çok çalışmak”.

Yazıma bir misal ile son vermek istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle ve de başarmanız umuduyla kalın sağlıcakla.

 

DERVİŞ İLE TİLKİ

Derviş gördü ormanda ayaksız bir tilki.

Düşündü durdu, bu canı kim yedirir ki?

Derken çıkageldi bir aslan.

Ağzında vardı kocaman bir can.

Yedi, karnını doyurdu, epey bir zaman.

Bıraktı gitti arta kalanı hiç durmadan.

Tilki süründü gitti, yedi artakalanı.

Derviş düşündü durdu,

Bu cana rızkını veren Rabbim,

Bana da verir eminim.

Yan geldi yattı.

Ne gelen var, ne giden!

Zayıfladı, eridi, bitti hepten.

Bir nida geldi gaipten.

Ey ahmak!

Ne yatıp duruyorsun ayaksız tilki gibi.

Artık yiyen olma, bırakan aslan gibi ol.

İnsana budur yakışan, öyle değil mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Yılmaz Kırlı - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR