Kasabanın sırrı

MAKALEYİ DİNLE

 

 

Yazının başlığı, yıllar önce izlediğim ve hayran kaldığım bir filmdi. Beni o kadar çok etkilemişti ki, aradan yıllar geçmesine rağmen o filmi hatırlatan olayların spor saha ve salonlarımızda sıkça görülmesi, adeta o filmi tekrar izliyor hissine kapılmama neden oluyor.

Başrolünü dünya sinemasının o dönemde, hatta vefat edinceye kadar bence ilk sırada tanımlanan Antony Quin oynuyordu.

Film bir cümle özetle: Berbat bir İtalyan kasabasının Belediye Başkanı’nın halkını mafyadan koruması ve tabiri caizse kötüleri hizaya getirmesiydi.

Spor sahalarında yaşadığımız bir olumsuzlukta o film aklıma gelir ve ülkem adına gerçekten üzülürüm.

Trabzonspor-Fenerbahçe “STSL” müsabakasındaki olacakları bir hafta önceden tahmin etmiş ve arkadaşlarımla paylaşmıştın. Neden? Bireylerden oluşan toplumlarda farklı duygu, düşünce ve görüş ayrılıkları olduğu gibi, sportif rekabetler de gayet doğaldır ve de olasıdır. Yoksa bu yaşantıya demokrasiyi yaşıyoruz diyemezsiniz. O nedenledir ki kurumlar, kurallar ihdas edilerek yönetilmekteyiz. Kimdir bizi yönetenler? Seçilmiş ve atanmışlar. İyileri tenzih ile soruyorum “Balık baştan kokar” deyimi ile hangi kulüp ve yöneticiler kurallara riayet ediyor? Spor adına rekabet adına, renklerin farklı olmasının bence hiçbir mahsuru yok, önemli olan kuralların adil bir şekilde uygulanmasıdır. Ve de en önemlisi centilmenliktir. Maalesef profesyonel, amatör kulüp başkan ve yönetimleri özellikle gençleri menfaatlerine ve tertiplerine adeta sürü psikolojisi gibi yönetmek gafletine düşmektedirler. (Gerçekten iyileri tenzih ederim).

Kurumlar adına yeni yeni kurallar, yönetmelikler, yasalar çıkarsanız ne olur? Bugüne değin hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığı gibi boşa kürek çekiyoruz. Öyle olmasa hemen her spor müsabakasında olay olmaz, sporun keyfini yaşarız.

Sporda şiddet ve düzensizliği 6222 sayılı yasayla önleyebildiniz mi? Ben hatırlamıyorum.  Ne o, şu kadar para cezası, kadın ve çocuklara serbest ve bence komedi!

Nedenini söyleyeyim, Trabzonspor Kulüp Başkanı iken Sadri Şener şöyle bir laf etmiş, medya da bunu kullanmıştı; “Fenerbahçe, Trabzon’da galip gelirse dünyanın sonu olur”.

Ne oldu bu 6222’ye göre suç ve savcılar ortada yok!

Sonra Hacıosmanoğlu her defasında başkan olarak tribüne oynadı ve başarısızlığını örtbas etmeye çalıştı. Şimdi olaylardan sonra timsah gözyaşlarını akıtıyor.
Korkuyorum üç büyük kulüp aynı hataya düşmesin. Artık yeter. Birileri zeytin dalı uzatmalı diye düşünüyorum.

Bu bağlamda Necip Fazıl şöyle diyor:

“Anladığım iş, sanat Allah’ı anmakmış,

Gerisi yalnız çelik çomakmış!”

Madde gözlerini bürümüş, maneviyattan yoksun bir toplumdan güzellikler beklemek abesle iştigalden başka bir şey değildir. Allah hidayet versin. Başka ne diyebilirim?

Herkes iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırsın lütfen.

Bu tür ahlakdışı olaylara sebep bence salt öğretimdir. Asıl olan eğitimdir. O nedenle spora ayrılan ekonominin üçte biri eğitime ayrılmış olsa inanıyorum ki bu ülke insanı çok munis, saygılı ve de sportmen olacaktır.

Atamızın ifadesi de maalesef askıda kalmayacaktır. Ne demişti Atatürk “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim”. Önemli olan dil ile değil hal ile yaşamaktır. Bilmem anlatabildim mi?

Birey eğitimli olur, kendini bilirse sürü psikolojisiyle değil, kendi öz güveni ile hareket eder. Bu hareket tarzı da inancının gereği gibi olur. Ben buna yürekten inanıyorum.

Sporda şiddeti önlemek yasa ile değil, ruhun o bedende huzuru ile olabilir.

Huzur dolu spor müsabakaları izlemek umudu ile.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Yılmaz Kırlı - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR