İtibardan tasarruf edenler ve etmeyenler

MAKALEYİ DİNLE

“İtibardan tasarruf olmaz!”

Bu söz, birliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın.

1150 odalı cumhurbaşkanlığı sarayını eleştirenlere söylemişti.

Bizim gibi toplumlarda, aşağıdakiler “yukarıdaki” ne göre hizaya girerler.

“Yukarıdaki” eğer, “İtibardan tasarruf olmaz” diyorsa, “aşağıdakiler” de “itibardan tasarruf etmemeye” başlarlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözünü dinleyenlerden biri de Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez.

HÜRRİYET’in haberine göre, Başkan Görmez, Diyanet Vakfı’nın bütçesinden kendine bir S 500 Mercedes satın almış.

Mercedes’lerin en lüks ve en pahalı modellerinden biri…

Değeri, gazete haberinde “1 milyon lira” olarak belirtilmiş.

***

Şaşırmayın!

Sakın, Mehmet Görmez’in Ramazan ayındaki fetvalarında, “Beş yıldızlı otellerde iftar yemeği vermeyin. İftar sofralarınız israf sofrasına dönüşmesin” sözlerini aklınıza getirmeyin!

O zaman daha Cumhurbaşkanı, “İtibardan tasarruf olmaz” sözünü söylememişti.

Devleti yönetenler, “itibar”ın ne olduğunu bilmiyorlardı.

Belki de yanlış biliyorlardı…

“İtibar”ın, iyi ahlâkla, dürüst olmakla sağlanabileceğini sanıyorlardı.

Şimdi yanıldıklarını anladılar.

Meğer itibar…

*Saraylarda ve lüks evlerde oturmak…

 *Lüks ve pahalı otomobillere binmek…

*1000 liralık altın varaklı bardaklarda su içmek…

*Ve 10 bin liralık klozetler üzerinde “hacet” gidermekmiş.

***

Bence, 1 milyon liralık makam arabası alınmasında Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in kusuru yok.

Ne yapsın adamcağız?

Daha önceki diyanet işleri başkanları gibi, Ford Focus veya Renault Fluence mi kullansın?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, duyarsa, görürse, “Sen devletin itibarını zedeliyorsun, itibardan tasarruf olmaz” deyiverirse, ne yapar?

“En iyisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan azar işitmeden altıma bir Mercedes çekeyim” diye düşünmüş olabilir.

 

 

İtibar, “maddi bir mal” mıdır?

“İtibar” kelimesinin anlamı ne?

Cumhurbaşkanı’nın tarifine bakarsak, itibar, “maddi bir mal”!

Saray…

Büyük ev…

Lüks otomobil…

Pahalı giysi…

1000 liralık bardak…

10 bin liralık klozet…

1150 odalı sarayı eleştirenlere, “İtibardan tasarruf olmaz” demiyor mu?

Demek, Erdoğan için “itibar”ın anlamı, “maddi”…

Halbuki bilinir ki, itibar “maddi” değil, “manevi” bir değer!

Nasıl kitap okumadan, sadece kitap taşıyarak “kültürlü insan” olunamıyorsa, saraylarda oturarak ve lüks arabalara binerek de “itibar sahibi” olunamaz.

İtibar; mal mülk, lüks araba, marka giyim değil; güzel ahlâklı olmak, devlet malına el uzatmamak, yetim hakkı yememek ve adaletli olmaktır.

Elbette itibardan tasarruf olmaz.

İtibar bir mal değil ki, “harcayasın” veya “tasarruf” edesin!

 İtibar eğer sarayda ve lüks evlerde oturmaksa, gecekonduda oturanların itibarı yok mu?

“Saltanat şehveti”, toplumları hep sıkıntıya sokmuştur.

Tarihte, “azan” yöneticilere hep lanet okunmuştur.

Bakın geçmişe, bunun pek çok örneğini görürsünüz.

 

 

Şimdi Papa “itibardan tasarruf etmiş” mi oluyor?

Şu “makam otomobili” konusuna devam edelim!

Biliyorsunuz, geçenlerde Katolik âleminin ruhani lideri, Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscus, ülkemizi ziyaret etti.

Kendisinin ülkesindeki makam arabası, Fiat Albea…

Türkiye ziyaretinde kendisine zırhlı Mercedes tahsis edilmek istendi.

Katiyen kabul etmedi…

Güvenlik dediler, şu dediler bu dediler Papa’yı lüks arabaya bindiremediler.

Ankara’da Volkswagen Passat’a, İstanbul’da ise Renault Symbol’e bindi.

Bizim Diyanet İşleri Başkanı’nın Mercedes’i 1 milyon lira…

Papa’nın Vatikan’da ve Türkiye’de bindiği arabaların değeri 50, bilemediniz 60 bin lira.

Papa, lüks otellerde de kalmadı.

Kilisenin konuk evinde geceledi.    

Şimdi bu tercihleriyle “itibardan tasarruf etmiş” mi oldu?

İtibarına helal mi geldi?

Vatikan’ın itibarını zedelemiş mi oldu?

***

Biz itibarı; saraylarda, büyük evlerde, geniş bürolarda, lüks otomobillerde, markalı giyimlerde, kullandığımız telefonda, su içtiğimiz bardakta, hacet yaptığımız klozette arıyoruz…

Çağdaş ülkelerde ise itibar, “maddi” değil “manevi”dir.

“Bilgi”dir, “kültür”dür, “adaletli olmak” tır, “dürüstlük” tür, “kamu malına el uzatmamak” tır, “çalışkan olmak” tır, “üretken olmak” tır, “yönettiğin ülkeyi peşkeş çekmemek” tir.

Bilmem anlatabildim mi?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR