Nedir bayram?

MAKALEYİ DİNLE


Evet, size göre bayram nedir?
Sadece kurban kesmek, el öpmek midir?
Büyükleri ziyaret edip, hal hatır sormak mıdır?
Yoksa tatile çıkmak mıdır?
Nedir?
Hem bunlar, hem bunların ötesinde bir şey olmalı bayram.
1999 yılında kaybettiğimiz Can Yücel, bakın bayramı nasıl anlatıyor.
“Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
* * *
Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır.
Yoğun bakımda sancılı geceyi ya da kangren olmuş bir ilişkiyi bitirmek de öyle... Vuslat da bayramdır öte yandan...
Endişe içinde beklediğinden mektup almak, telefonda ansızın sesini duymak, deli gibi burnunda tütenin boynuna sarılmak bayramdır.
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
“Ona güvenmiştim, yanılmamışım” sözü bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram...
* * *
Yeni bir sözcük öğrenmek, bir tünelin sonuna gelmek, müzmin bir işin kapısını çarpıp uzun bir yola çıkıvermek bayramdır.
Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır.
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram...
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.
“İyi ki yanımdasın” bayram, “Her şeyi sana borçluyum” bayram, “Hiç pişman değilim” bayram...
* * *
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...”
***********
Bir şiir de Nazım Hikmet’ten…
Nazım, “YALAN” isimli şiirinde “bayram hasretini” bakın nasıl dile getiriyor.
“Bir yalan kadar gerçekti memleketten ayrılışım, iş için gitmiştim belki işim olmuştu ama herşeyimi kaybetmiştim.Hayatta en sevdiğim adam babamı kaybetmiştim.Seni kaybetmiştim.Geriye bir tek yalan kalmıştı.Bayram sabahı yapılan kahvaltıları özledim, şeker toplayan çocukları özledim.Gurbette bayram ne zor.Dilini dinini bilmediğin sabahlara kalkmak ne zor.Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde.
Bir yalan kadar gerçek herşey
Ya da bir yalan kadar hiçbirşey
Yıllar önce para kazanmak için burdan gidişim
Ve para dışında herşeyi kaybetmek kadar yalan
Babamın öldüğü yalan
Ve senden arda kalan bomboş bir ev kadar yalan
Yalan, yalan
Bayram sabahı ailece yapılan sabah kahvaltılarına özlemdi
Kapıyı çalacak çocuklara bir gün evvelden hazırlanırdı
hediye mendiller ve lokumlar
Mahalle arasına kurulan seyyar lunaparklar, macunlar ve pamuk helvalar
El öpenlere el öpenlerin çok olsun derdi büyükler
Ama onların çok olmayacaktı el öpenleri
Çünkü her geçen bayram biraz daha azalacaktı öpülen eller
Ve her geçen bayram biraz daha azalacaktı biten dargınlıklar
Bayram gelmiş kime ne anam garibem diye bir türkü duyulacaktı memleketten
Ve bayram bile bayram olduğuna pişman olacaktı belki
Ama yine de o türküyü dinleyerek eriyecekti yollar
Gurbetten sılaya bir yolculuk değildi bizimkisi
Bir ömürdü iki şehir arası
bir ömürdü iki ülke hatta iki dünya arası
Hep bir gün bu hasret bitecek ve herkes köyüne geri dönecek diye süren
Ama kimsenin hiçbir zaman köyüne dönemediği bir yolculuktu bizimkisi
Ha bu gece bayram gecesi
Ha her gece bayram gecesi
Bu gece bayram gecesi
Her taraf mavi, pembe, mor
Bu gece bayram gecesi
İçim içime sığmıyor
Görünüyor suyun dibi
Mahalle, komşular falan
Her şey bıraktığım gibi
Babamın öldüğü yalan
Dilini ve dinini bilmediğimiz sabahlara uyanırım
Yabancı yüzler görürüm yabancı sokaklarda
Tanıdık acılar çeker, tanıdık sevdalar ararım
Buralar hep soğuk, oralar değişmekte sanırım
Hasret, acı ve sevda iki ülke arası
Kapıkule’den sonrası düğün, bayram havası
Yıllardır söyleyip durduğum hep
Ben gurbette değilim anam, gurbet benim içimde şarkısı
Düğünler ve bayramlar memlekete taşındı önce
Sonra taşınmazlar arasına girdiler birer birer
Ne düğünler ne bayramlar ne çocuklar ne de torunlar taşınır oldu
Günden güne, yavaş yavaş eridi birgün memlekete dönebilme derdi
Ve yıllar geçti aradan
Adamın biri yıllar önce çocukluğunda bırakıp gittiği memlekete geri geldi
Ama hali garipti
Dönüp de bulmamak vardı seni
Buralardan gitmiş olacağın aklımdaki son ihtimaldi
Son ihtimaldi adresinin değişikliği
Şaka mıydı, kader miydi
Neden bomboş evimiz şimdi
Bu gece bayram gecesi
Her taraf mavi, pembe, mor
Bu gece bayram gecesi
İçim içime sığmıyor
Görünüyor suyun dibi
Mahalle, komşular falan”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR