Mazeretin Adı: Sistem!

MAKALEYİ DİNLE


Tarih boyunca kendimize “İ’lay-ı kelimetullah”, “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmak” gibi hedefler koyan bir millet olarak uzun süredir uğraştığımız meseleleri bir düşünelim…
Araçların amaç haline geldiği;
Ciddi konuların ipe sapa gelmez meseleler içerisinde eritildiği;
Ulvi amaçların şahsi amaçlara adeta heba edildiği;
Her alanda üretime yönelik faaliyet kaygılarının gitgide azaldığı bir ortamda, kalıcı olmayı ve hatta “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmayı” ummak en iyi tabirle hayalperestliktir.
Üstelik yanlışlarımızın mazereti de belli: “Realist olmak”, “hayat şartları” veya “sistem!”
Gerçekleştiremediğimiz ideal tutum ve davranışların sebebi olarak çoğu zaman bunları ileri sürüyor, tercihlerimizi de bu doğrultuda yapıyoruz.
Halbuki “hayat şartları” veya “sistem” dediğimiz olgunun niteliği aslında yine bize bağlı değil midir?
Biz hayata nasıl bakıyorsak ondan da bu bakışa ve tutuma göre cevap almıyor muyuz?
Ya da “sistemi” oluşturanlar bizler değil miyiz?
Biz sistemi nasıl yönetiyorsak o da bize öyle tesir etmiyor mu?
Dolayısıyla şikayete sebep olan sıkıntıların temelinde de aslında “biz” varız.
Bu nedenle toplumun düzelmesi öncelikle “bizim” kendimizi düzeltmemize bağlıdır.
Fakat öyle bir hale geldik ki bırakın kendimizi düzeltmeyi, sorumluluğumuzun bilincine varmakta bile zorlanıyoruz.
Bu nedenle hatalarımızı tespit etmek yerine devamlı “suçlayacak birilerini” arıyoruz.
Sonuçta çözüm üretme kabiliyetimizi köreltiyor, laftan başka bir şey ortaya koyamıyoruz…
Ama “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!”
İstediğimiz kadar suçlu arayalım, ne iç ne dış sistem bugünümüzün esas müsebbibi olamaz.
Her taşın altında aradığımız ABD ve İsrail, başımıza gelenlerin yegane sorumlusu olarak görülemez.
Zira tarih yeni yazılmıyor. Her devletin önce kendi menfaatini gözettiği bu vakte kadar anlaşılmayıp tedbir buna göre alınmadıysa başkasına kızmanın bir anlamı yok.
Nitekim ne buyuruyor Allah-ü Teala (C.C.): “Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar veremez...” (Maide, 105)
Bu kadar da değil...
Başkalarını suçlamanın bir mazeret olamayacağını da vurguluyor Yüce Mevla’mız (C.C.): “Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür…” (Şura, 30)
Bu nedenle öncelikle “biz nerede hata yapıyoruz” sorusunu sorup kendi kapımızın önünü süpürmeye başlamak ivedilikle atılacak ilk adımdır.
Nitekim hamasi nutuklarla bir yere varılamayacağını idrak edip işe koyulmak için zamanımız da daralmaktadır…
Bunları yapmadan sadece şikayet ederek veya mazeret üreterek problemlerimizin çözümünü bekliyorsak hayatımız beklemekle nihayete erecek demektir ki dünyada da ahirette de bunun vebalinden kurtulamayız…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR