İmam hatipliden bakan da olur, başbakan da, cumhurbaşkanı da…

MAKALEYİ DİNLE

Son dönemde dikkat çeken ve üzerinde birilerinin tartışmaya çabaladığı bir konu hakkında görüş belirtmek istiyorum.

İmam hatip mezunu olan bir kişinin, Milli Savunma Bakanlığı gibi bir makama gelip gelemeyeceği mevzuu…

Bu nasıl bir kindir?

Bu ne derece bir insafsızlıktır?

Bu nasıl bir ahlaktır?

Bir insan, sadece imam hatip lisesi mezunu diye bakan olamayacak mı?

O kişiyi beğenirsin ya da beğenmezsin.

Düşüncelerini kabul edersin ya da etmezsin.

Fakat sadece tahsil hayatında imam hatip tecrübesi olduğu içen Fikri Işık ya da farklı bir ismin, bakanlığa getirilişi sorgulanırsa orada aranması gereken tek şey sadece art niyet veya tahammülsüzlüktür…

Bugün yaşanan da sadece budur.

Kabul edilmeli ki, Türkiye artık eski Türkiye değildir. Özellikle yönetimsel mantık anlamında bu ülkede çok şeyler değişti. Bırakın Milli Savunma Bakanlığı’nı, bir imam hatipliden bugün başbakan ve cumhurbaşkanı da oluyor.

Ve ben bugün bunu ‘Çok şükür’ diyerek ifade edebiliyorum.

Çünkü mesele Fikri Işık meselesi değildir. İmam hatiplere karşı oluşan kinin artık fikir sınırlarını aşması konusudur. Ben bir imam hatipli değilim. Fakat imam hatiplerle uğraşılırken zarar görmüş bir meslek lisesi mezunuyum.

Artık bu ahlaki olmayan tutumdan, sergilenen hadsiz yaklaşımdan kurtulmak gerektiğini düşünüyorum.

Bu nedenle imam hatiplilerin, Harp Okullarına alınmasına engel olan mevzuat başta olmak üzere benzeri her konuda mutlaka değişikliğe gidilmesi gerektiğini açık bir şekilde söylüyorum.

Bu düşüncenin sahiplerinin aklını, fikrini, bünyesini öylesine büyük bir kin kaplamış ki, o kişiler bu hastalıktan sadece öldüklerinde kurtulabilirler.

Kısacası imam hatipli olduğuna bakmadan, şayet millet layık gördü ise Fikri Işık da Milli Savunma’nın başına geçebilir, Erdoğan da Cumhurbaşkanı olabilir…

Bu kesinlikle unutulmasın…

 

----- -----

 

Hilmi Yücel ihraç edilmeli

 

 

Öncelikle şunu ifade edelim; kimse bir grup toplantısında, bu ülkenin cumhurbaşkanına ve sevenlerine ‘it’ ya da daha farklı bir küfür ile tezahüratta bulunamaz.

Bu durum bir köşeye yazılsın lütfen…

Kemal Kılıçdaroğlu, o toplantıda edilen küfürlere, yapılan tezahürata mutlaka müdahale etmeliydi.

Şayet, o sözlerin parti grubunda söylenmesinden rahatsızlık duyuyorsa bunu yapmalıydı.

Fakat bu olay kesinlikle daha da beterini yapmak için kimseye bir hak tanımaz.

Anaları avratları birbirine katmak için kimseyi cesaretlendiremez.

Şayet böyle bir cesareti kendinde buluyorsa bir insan, yaşanan o duygu sadece cahil cesaretidir.

AK Parti mutlaka bu konuda sorumluluk üstlenmeli, gereğini yapmalıdır. CHP’nin grup toplantısında yapılan tezahürat çok büyük bir hataydı. Fakat sonrasında Hilmi Yücel isimli şahsın kullandığı sözler sadece ‘Ahlaksızlık’ kelimesi ile izah edilebilir.

İktidar temsilcileri bu konuda gereğini yerine getirmelidir. Şahıs hakkında kesin bir şekilde ihraç talep edilmeli, bir yerde o tezahüratlara engel olmayan Kılıçdaroğlu’na da çok net bir mesaj göndermelidir.

Tabi bu bir fırsat mantığı ile değil, doğru olduğu düşüncesi ile yapılmalıdır…

 

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR