“İftarlık Gazoz”u izlerken, kaybettiklerimize hayıflanacaksınız

MAKALEYİ DİNLE

“İftarlık Gazoz”u izlediniz mi?
On gündür tüm sinemalarda…
İzlemediyseniz izleyin, kaçırmayın!
Önce “Dondurmam Gaymak”…
Sonra “Entelköy Efeköy’e Karşı”…
Şimdi de “İftarlık Gazoz”…
Yönetmen Yüksel Aksu’nun bu üçüncü yapıtı…
***
“İftarlık Gazoz”, bugünlerde herkesin dilinde!
7 yaşındakiler de izliyor, 70 yaşındakiler de…
Herkes kendinden bir şeyler buluyor.
Hele yaşı 45-50’nin üzerinde olanlar…
70’li ve 80’li yılları bir kez daha yaşıyorlar kendilerince.
***
Sıcak yaz günü ailesinden habersiz oruç tutan bir çocuğun yaşadıkları üzerine kurgulanmış film.
1970’li yıllar…
Ege’nin şirin bir kasabası…
Adem, ilkokuldan takdirle mezun olur.
O yaz ailesiyle birlikte tütün tarlasında çalışmak yerine, gazozcu Cibar Kemal’in yanına çırak olarak girer.
Televizyon, toplumu yeni yeni etkilemeye başlamıştır. 
Ama kasaba halkı hâlâ geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdır.
Adem, büyükleri “Hava sıcak, çalışıyorsun, büyüyünce tutarsın” demelerine rağmen, sevdiği kızın etkisinde kalarak gizlice oruç tutmaya kalkar.
Niyet ettiği sabah, bilerek orucunu bozarsa, 61 gün “kefaret orucu” tutacağını öğrenince, gerilim başlar.
Gerilim; komik, tesadüfi olaylar üzerine kurulur.
Bütün kasaba, sanki sözbirliği etmişçesine, Adem’i mangala ve çaya çağırır, ona karpuz uzatır.
Film, “1970’li yılların Mutlu Türkiye” tablosunu bir çocuğun gözünden anlatıyor. 
Neler yok ki…
*Yaz tatili nedeniyle öğrencilerinden ayrılacağı için ağlayan o öğretmen…
*Özlemini duyduğumuz o mahalle kültürü…
*Mani okuyup türkü söyleyerek toplu çalışma…
*Yazlık sinemalar…
*Teravih sonrası uzayan çay sohbetleri…
*Hoşlandığı kız oruç tutabildiğini söyledi diye, yaz sıcağında oruç tutmayı deneyip helak olan, ama aynı zamanda Gorki romanı da okuyan dürüst, zeki Müslüman çocuk…
*Teravih namazına denk gelmesine rağmen milli maçın izlenmesine hoşgörü gösteren o imam…
*Yaz günü plajda kadınlı erkekli rakı içip türkü söyleyen önyargısız, hoşgörülü köylüler…
*”Cenab-ı Allah dünyayı yarattı, Atatürk de bizi kurtardı” görüşüne sahip sosyal demokrat, Ecevit hayranı yerli gazoz üreticisi…
*Tarlada tütün toplayan işçi kadınlarla sohbet edebilen ve kendilerine “Peygamberimiz de devrimciydi” dediğinde yadırganmayan solcu o üniversiteli genç…
*Adem’e ısrarla bir şey yedirmek isteyen kasabanın “deli teyze”si…
*Ramazan ayında milletin nefsini gıdıklamaya ne hakkınız var?” diye çığlık çığlığa bağıran o bigudili abla…
*Abartısız, siyasi amacı olmayan, reklam olsun diye düzenlenmeyen toplu iftar yemekleri…
Özetle…
Sıcak, sımsıcak “toplum ritüelleri”…
Samimi Anadolu yaşamı…
Hoşgörülü, mutlu bir Türkiye…
Toparlıyorum…
“İftarlık Gazoz”, millet olarak kaybettiklerimize dair bir “hayıflanma”, bir “serzeniş” filmi!
Bir zamanlar, koca mahalle bir araya gelip aynı duyguları yaşayabilirken, şimdi aynı oda içinde farklı dünyaları yaşayan insanlar haline geldik.
Ayrıştık…
Eskiden “komşu dayanışması”, “mahalle dayanışması”, “köy-kasaba dayanışması” vardı…
Milli konularda tek yürek, tek yumruk olabiliyorduk… 
Şimdi komşumuzun, arkadaşımızın, ülkemizin güç durumda kalmasından haz eder olduk. 
“Toplumsal dayanışma”, “milli dayanışma” diye bir şey kalmadı.
Ülke elden gidiyor, kimsenin kılı kımıldamıyor.
“İftarlık Gazoz”u seyredin, “Ah o günler” diye iç çekeceksiniz.

 Hangisi daha pahalı, ekmek mi, muz mu?

“Ekmek bulamayan pasta yesin”, herkesin dilinde olan klasik bir ifadedir.
Geçenlerde bir arkadaşım mesaj atmış, “Ekmeği pahalı bulan muz yesin, çünkü muz ekmekten daha ucuz” diye…
Hesabını da yapmış.
Kocaeli’de 250 gram ekmek 125 kuruş.
Yani bir kilo ekmek, 5 lira…
Bir kilo muzun fiyatı ise bazı büyük marketlerde 3 lira 80 kuruş veya 4 lira.
Aklınızda olsun!

Hani MHP, HDP’nin bulunduğu ortamda olmazdı?

O günleri hatırlıyorsunuz değil mi?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 7 Haziran seçimlerinden sonra, “HDP’nin olduğu yerde biz asla olmayız” diye bas bas bağırıyordu.
Bu nedenle, CHP’nin koalisyon önerisini şiddetle reddetmişti.
Hükümet kurulamadığı için de ülke seçime götürülmüş, 1 Kasım’da memleket yine AKP’ye teslim edilmişti.
Ya şimdi?
Devlet Bahçeli, “HDP’nin olduğu yerde biz asla olmayız” sözünde duruyor mu?
O ısrarlı tutumunu devam ettiriyor mu?
Nerdeee!
1 Kasım seçimi bitti…
İktidar tekrar AKP’ye hediye edildi…
Devlet Bahçeli de o tutumundan vazgeçti.
Meclis’te “Anayasa Uzlaşma Komisyonu” kuruldu ya…
Komisyonda hangi partiler var?
AKP, CHP, MHP ve HDP…
Her parti komisyona üçer üye verdi.
Şimdi MHP ve HDP üyeleri, komisyonda yan yana baş başa oturuyorlar.
Ne diyelim?
Helal olsun Devlet Bahçeli’ye demekten başka söylenecek söz yok!
Partisini de bitirdi, ülkemizi de!

Son günlerde en çok üzüldüğüm AKP’liler…


Tahmin ettiğiniz gibi…
Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik…
Her ikisi de bir zamanlar AKP’nin “kafa adamları” idi.
Bakanlık yaptılar, parti üst yönetiminde görev aldılar.
Şimdi…
Şimdi, paspasın altındalar.
“Beri”de değil, artık “karşı”dalar.
Hasım tarafında…
Doğruları konuşmaya başladıklarında, anında işlerini bitirdiler.
Ne diyor Hüseyin Çelik?
“Tuvalet kapısına bile yazılmayacak ifadelerle bize saldırıyorlar…”
Ne kadar acı!
Şimdi sanırım Bülent Arınç da Hüseyin Çelik de, yarattıkları dünyanın hoyratlığı ve terbiyesizliği karşısında irkiliyorlardır.
Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’in durumuna üzülüyorum dedim, ama bir yönüyle de seviniyorum.
Şundan…
AKP’liler gibi düşünmeyenlerin şimdiye kadar neler çektiklerini ancak bundan sonra anlayacaklardır.

 

Yeni Şafak ve Yeni Akit’e saldıranlar…

Unutmuş değilim…
Gazeteler arasında ayırım yapmış değilim…
Hürriyet’e yapılan saldırıyı yazdım da, Yeni Şafak ve Yeni Akit’e yapılan saldırıları görmemezlikten gelecek kadar kör, sağır ve vicdansız da değilim…
Birkaç gündür yazacaktım, o bu derken, bugüne kaldı.
Haksızlık, hukuksuzluk, şiddet ve tehdit nereden gelirse gelsin; kime, hangi kuruma yapılırsa yapılsın hepsine karşıyız.
Daha önce HÜRRİYET’e yapılan saldırılar alçaklıktı, birkaç gün önce YENİ ŞAFAK ve YENİ AKİT’e yapılan saldırılar da alçaklıktır.
Söyleyeceği sözü olan varsa, çıkar söyler.
Söyleyecek sözü olmayanlar, silahla taşla sopayla saldırır.
Yeni Şafak ve Yeni Akit’e geçmiş olsun!

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR