İnsanoğlu neyi arıyor?

MAKALEYİ DİNLE

İnsan, varoluşundan bugüne kadar, daha mutlu olmak adına yapabileceklerini bulmak üzere, arayış içinde olmuştur. İnsanın, mutlulukla olan serüveni varoluştan sonsuza kadar devam eden, sanki bir aksiyon filmi gibidir. Neden mutluluk sürekli değildir? Neden ya biterse, ya bozulursa diye korkarız? Bu arayış, bu mücadele bizi yıpratmaya başladığında, ümitsizlik içimizi sardığında tutunacak bir dal bulmaya çalışırız. Boşluğa düşmüştüm, arayış içindeydim sözcükleriyle anlatıma başlanılan her öykü, yıpranmış ve yorgun ruhların arayışlarından başka bir şey değildir. Yaşamımızda eksik olduğunu düşündüğümüz şeyleri elde etmek için verdiğimiz uğraşların ödülü olarak mutluluk hissini yaşamak isteriz. Mesela, zenginliği yaşamımıza katmak istiyorsak, uğraşır didiniriz. Ah, bir zengin olsam  derken, o anda bütün sorunlarımızın çözüleceğinin hayali zihnimizdedir. Bir sevgilim olsa, bir evlensem, bir evim olsun başka bir şey istemiyorum. Şu ihaleyi bir alsam, terfi etsem, çocuğum olsa, boyum uzun olsa, zayıflasam, iş açsam, olsa-yapsam, olsa-yapsam, olsa-yapsam, olsa-yapsam… Ağzımızdan bunlar çıkarken, eşzamanlı olarak isteklerimizin olduğu ve,  o anda yaptıklarımızın  görüntüleriyle  birlikte, muhteşem bir  his bütün hücrelerimize yayılır. Mutluluk hissi.

Mutluluk görecelidir kişiye göre değişir desek de aranılan aynı histir. Mutluluk tanımı altında, kimi insan şöhreti arar, kimi insan aşkı arar, kimi parayı arar, kimi unvanı arar, kimi hakikati arar. İyi bir işim, gelirim olsun,  evim olsun, arabam olsun, bankada param olsun. Eşim olsun, çocuklarım iyi bir meslek sahibi olsun. Sevgilim olsun. Geleceğim sağlam olsun. Kişiler, bunları, yerine getirilmesi gereken ihtiyaçları olarak kabul eder ve sürekliliğini isterler. Bunları sağlamak adına, öğrendiği bildiği yolları uygulamaya başlarlar.

Mesela, çok eski yıllarda  Afrika’da yaşayan bir  yerli olsaydım, yazlık evim yada arabam olsun diye bir isteğim olmayacaktı.  Bir Afrika yerlisi ne ister diye düşündüm. Yaşadığı sıkıntılar ne olabilir? Araba masrafları, kaskosu, sigortası yok. Kredi kartı kullanmadığı için ekstre ödeme gibi bir problemi olmayacağından  muhtemelen  günlük gıda ihtiyacının giderilmesi en büyük uğraşısı  olacaktı. Kabilede adaletli yönetim isteyecekti. Hayatımda cinselliği yaşayacağı birisi olsun isteyecekti. Vahşi hayvanların saldırısından korunmak için neler yapabilirim diye düşünecekti. Bütün bunlar oluştuktan  bir süre sonra, insanın içinde hissettiği o boşluk, bir şeyler eksik galiba, daha ne olabilir ki duygusu, ardından ortamı kaplayan monotonluk. O berbat duygu. Sanki film makarası takılmış da tekrar tekrar aynı sahneyi oynatıyorlarmış gibi, insanı boğan can sıkıntısı, yeni arayışlara götürecekti.

Kutuplarda yaşamış olsaydım, sıcak kulübemde karnım doymuş, yanımda eş ve çocuk isteyecektim muhtemelen. Yalnızlığı seviyorsam, eş yada çocuk olmayabilirdi. Yine sıcak kulübemde karnım doymuş, yarın kaç balık avlayacağım diye düşünüyor olacaktım derken, yine içimi monotonluğun uyuşturucu etkisi kaplayacaktı.

Amerikan yerlisi, bir Kızılderili olsaydım, saldırılardan korunmak için savunma tedbirleri alacaktım. Yine karnımı doyurmak, sıcak yatak ve cinsellik için eş isterken, yeni avlanma metotları düşünecektim.

Avrupa’da doğmuş biri olsaydım, yemek, barınma ve cinsellik için eş ihtiyacım olacaktı ve ölüm tehdidinden uzak nasıl yaşarım diye bakacaktım.

 Ama o boşluk duygusu, bir şey daha olmalı arayışım, sinsi sinsi  kurt gibi  içimde gezinirken, belki de beni toplumun hoş görmediği davranışlara yöneltecekti.

Böyle bakınca, günlük gıda, karın doyurma, açlığın giderilmesinin, coğrafyayla ilgisi olmadığını, bütün canlılar için  ilk basamak olduğunu anlıyoruz. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki  ilk basamağı. Yıllar içerisinde, insanın yaşam standartları yükselmekle beraber, mutsuzluk oranı daha da artmıştır.

 Gazetelerde okumuş, yada haberlerde duymuşuzdur. Bir ekmek için katil oldu. Fırından ekmek çalarken yakaladığı hırsızı tartaklayan fırıncı ağır yaralandı. Hırsız karakolda ifadesi alınırken 3 gündür açtım dedi.  Haberin başlığı ise:   Ekmeğini korumaya çalışan fırıncı, canından oldu… Okurken, yada dinlerken, bizim aklımızdan geçen düşünceler ise;   Vay be, ne vahşet, dünyada insaf kalmadı, yazık adam işsizmiş ne var sanki bir ekmek verseymiş bak canından oldu işte…

Aklınızdan muhtemelen bu düşünceler geçecektir.  Aç olan, karnı tok olanı mutlu sanır, karnını doyuran, kendinden daha zengin olanı mutlu sanır. Zengin olan, dünyayı yönetenleri mutlu sanır. İnsanın, mutluluk için ihtiyaçları bitmez.  Hep, başka arayışlara girer. Olmayınca da üzülür. Bu döngüden çıkmanın tek yolu vardır. Düşünce şeklimizi değiştirmek. Düşünce şeklimizi değiştirdiğimizde, hayatın akışı değişir. Örneğin, şu an yapamadığımızın, yarın olmayacağını kim bilebilir? Olabilecek muhtemellere sınır koyan, kendi aklımızdır.

Üzülmek yerine, ben bunun için, hangi adımları atıyorum? Yoksa, sadece hayal kurup konuşuyor muyum? Allah verecek diye mi bekliyorum? Ben ne yapıyorum? Nasıl davranıyorum? Mevcut olmayan için, kaderi mi suçluyorum? Ailemi mi suçluyorum? Arkadaşlarımı mı? Suçladıklarım kimler diye kendimizi sorgulamak daha yararlı bir eylemdir. Sonuç getirir.

İnsanın yaradılışı, duygularını tatmin etmek üzerinedir. Tatmin edilemeyen duygularımız ise mutsuzluk kaynağımız olurlar. Tatmin edilememiş hangi duygularımız var? Mutlu değilim diyorsak, tatmin edilmemiş duygularımızı dönüştürmenin bir yolunu bulmamız şarttır. Çoğu zaman kader diyerek boyun bükeriz. Boyun bükmek doğamızda olsaydı, Allah boynumuzu eğri yaratırdı. İnsana yakışan, hayata karşı dik durarak, boynunu eğmeden, azimle yeni yollar aramasıdır.

 Kendim için, daha iyi neler yapabilirim? İçinde yaşadığım koşulların daha iyisi nasıl mümkün olur? Üzülmeyi, gidişatınızı yada kaderinizi suçlama alışkanlığınızı terk edip, bu soruları her gün kendinize sıkça sormanızı tavsiye ederim. Göreceksiniz ki, cevapları mucizevi bir şekilde karşınıza çıkacak.

Gün, ümitsizlik günü değildir. Gün, yeniden ayağa kalkma, kendimize çekidüzen verme günüdür. Çünkü;“Başarılı insanlar, bulunduğu koşullara meydan okuyanlardır.”

Sevgiyle kalın.

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ayşe Sarızeybek - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR