Mis gibi zeytinyağını tüketmiyoruz, dışarıdan bitkisel yağ satın alıyoru

MAKALEYİ DİNLE

Zeytin ve zeytinyağı, bu toprakların ürünü…
Tanrı’nın bu topraklara verdiği bir nimet!
Öyle her coğrafyada yetişmiyor zeytin.
Türkiye, 9-10 zeytin cennetinden biri.
İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Tunus, Suriye, Fas, Portekiz, Fransa ve Cezayir…
Bu 10 ülke, dünya zeytin üretiminin yüzde 98’ini karşılıyor.
Türkiye, zeytin üreticisi ülkeler arasında, ağaç varlığı yönünden beşinci, üretim yönünden ise dördüncü.
Tamam da…
Türkiye bu “nimet”ten yeterince yararlanabiliyor mu?
Neredeee…
Genelde ülkeler, “kendi ürettiklerini” en çok tüketirler.
Hele bu, zeytin gibi çok özel bir ürünse…
Bizim dışımızda tüm zeytin üreticisi ülkeler, bu kurala uyuyor.
Kişi başı yıllık zeytinyağı tüketimi, bakın ülkelere göre nasıl!
Yunanistan’da 21 kilo.
İtalya’da 11 kilo.
İspanya’da 10 kilo.
Tunus’ta 10 kilo.
Suriye’de 6. 2 kilo.
Portekiz’de 5 kilo.
Ya Türkiye’de?
Bazı kaynaklara göre 1 kilo, bazı kaynaklara göre 1. 5 kilo.
Şu işe bakar mısınız?
Allah’ın verdiği nimetin farkında değiliz.
Bir taraftan…
Depolarımız mis gibi zeytinyağı dolu…
Üretici, yağını satamıyor…
Diğer taraftan…
Bitkisel yağ açığımız var…
Ortalama her yıl 3-4 milyar dolarlık yağlık tohum veya ham yağ ithal ediyoruz.
Bu nasıl çelişki!
Ne kadar garip bir ülkeyiz!
Elimizin altındaki nimetten yararlanmıyoruz, dışarıdan yağ satın alıyoruz.
Zeytinyağı konusunda…
Üretiminde de tüketiminde de…
Gereken yapılmıyor.
Türk halkı, zeytinyağına alışamadı.
Üreticinin durumu da perişan!
Yeterli desteği bulamıyor.
Zeytin üreticisi sahipsiz…
Halk, zeytinyağı kullanımı konusunda bilinçsiz…
Ve… İnsan sağlığı için son derece önemli olan bu nimetten, bu millet yeteri kadar yararlanamıyor.
*********
Nimet nimet dedik de, bu nimetten Kocaeli’nin payına düşen ne?
Hangi bölgemizde, ne oranda yetişiyor?
Hatırlıyorum…
Eskiden Karamürsel tarafına gittiğimizde…
Günlerden cuma ise, mutlaka pazarına uğrardık.
Yeşil zeytin alırdık.
Rahmetli annem o zeytinleri kırarak veya çizerek salamura yapmaktan çok hoşlanırdı.
Kışlık zeytinimizi Karamürsel’den sağlardık.
Yine…
Karamürsel’deki sıkma tesislerinde taze sıkılmış zeytinyağını da severek tüketirdik.
Zeytin konusunu yazarken bunlar aklıma geldi.

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

“Karamürsel’deki zeytinlikler mahalle oldu”
******
Tarık Bağdat’ı aradım.
Karamürsel’in yaşayan çınarını…
“Zeytin”i sordum.
“Ah o günler!” diye iç çekti.
“Ne oldu o zeytinliklere?”
“Hepsi mahalle oldu… Kimisi zeytini söktü, elma dikti, kivi dikti…”
“Sıkma tesisleri…”
“Altı sıkma tesisi vardı, altısı da kapandı. Karamürsel halkı artık zeytinini sıktırmak için Orhangazi, Gemlik veya İznik’e gidiyor.”
“Demek ki, hâlâ yetiştiren var…”
“Azaldı, çok azaldı. O kara zeytini, Samanlı zeytinini, Trilya zeytinini, Kalamata zeytini ben de özlüyorum…”
*******
Merak ettim…
Bölgemizde zeytinin durumu ne?
Tarık Bağdat’tan sonra Tarım İl Müdürlüğü yetkililerini aradım.
Not gönderdiler.
Zeytin ağacı en çok, Samanlı dağlarının batı kısmında Gölcük ile Karamürsel arasında bulunuyormuş. İznik tarafında…
Eskiye göre azalmış.
Zeytin ekili alanı toplam 273 hektarmış.
Meyve veren zeytin ağacı sayısı 45 bin, ürün vermeyen ağaç sayısı ise 10 bin civarındaymış.
Geçen yılki üretim miktarı 522 tonmuş.
Fena değil!
Yine de kökünü kazımamışıyız.
Bir şeyler kalmış.
Karamürsel’deki 6 sıkma tesisi kapandığına göre, bölgemizdeki eski zeytin ağacı varlığını siz düşünün!


xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Demirel, kahvaltıya neden zeytinle başlar?
******
Yazımın başında da belirttim.
Zeytin, bir nimet!
Bunun böyle olduğunu Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, bakın nasıl anlatıyor:
“Zeytin ağacı kadar uzun yaşayan ağaç var mı? Bu ağaç, topraktan ve çevreden gelen zararlara karşı direnir. Zeytinyağı, işte böyle bir ağacın ürünüdür.”
Osman Müftüoğlu demişken, Osman Bey’in Süleyman Demirel’le ilgili bir anısını da aktarayım.
Biliyorsunuzdur…
Demirel’i sevenler, Anadolu’nun her yöresinden ona hediye getirir veya gönderir.
Bal, peynir, zeytin, sucuk, pastırma, katmer, börek… Aklınıza ne gelirse…
Demirel, bunlarla kahvaltı sofrasını donatır, o günkü misafirlerine ikram eder.
Birkaç kez ben de bulunduğum için biliyorum, bundan büyük zevk alır.
Ama kendisi…
Kahvaltıya zeytinle başlar, önce 6 adet zeytin yer.
Sonra da kızartılmış ekmeği zeytinyağına banar.
Değişmez bir ritüelidir bu.
Bir gün Osman Müftüoğlu, dayanamamış sormuş.
(Biliyorsunuz Müftüoğlu, Demirel’in özel doktoru idi.)
“Sayın Demirel, masanın üzerinde domates var, biber var, salatalık var, neden sadece zeytin yiyorsunuz?”
Süleyman Demirel’in cevabı…
“Doktor doktor, sen hiç başına taç diye domates, salatalık, hıyar takan kral, hükümdar hatırlıyor musun? Gelmiş geçmiş tüm imparatorların tacında zeytin vardır.”
*******
“Nimet”le ilgili Demirel’in görüşünü de yansıttık.
Sizler de bu nimetin değerini bilin, sofranızdan zeytin ve zeytinyağını eksik etmeyin!
İyi pazarlar!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR