12 Eylül 1980 darbesi anıları:6

MAKALEYİ DİNLE

Türkiye’deki askeri cezaevlerinde ilk röportajı nasıl yaptım?

Kafaya koymuştum.

İzmit ve Gölcük’teki askeri cezaevlerinde röportaj yapacaktım.

Kimler vardı içeride?

Ne düşünüyorlardı?

Günlerini nasıl geçiriyorlardı?

15.Kolordu Komutanı Korgeneral Turhan Sökmen Paşa’ya düşüncemi açıkladım.

“İçeridekilerle röportaj yapmak istiyorum… Yakınları haber almış olur. Bir yığın dedikodu dolaşıyor, ortadan kalkar” dedim.

Paşa, “Söylediklerini unut. Kesinlikle olmaz. Şimdiye kadar askeri cezaevlerinde röportaj yapıldığı nerede görülmüş” diye çıkıştı.

Direttim, “Siz izin vermeseniz dahi ben röportaj yapmasını bilirim.”

“Nasıl olacak o?”

“Bir suç işlerim, içeri alırsınız, ben de röportajımı yaparım…”

“Aklından çıkar. Suç işlesen dahi seni cezaevine değil, burada Kolordu’da bir odada tutarım. Vazgeç bu işten!”

Turhan Paşa, “Nuh diyor, peygamber demiyordu.”

Bu konuda kapıları tamamen kapatmıştı.

Zorlamanın anlamı yoktu.

Ama röportaj yapma kararımdan vazgeçmemiştim.

Bunun bir yolunu bulmalıydım.

Mutlaka başarmalıydım.

Kocaeli Sıkıyönetim Komutanı Turhan Paşa izin vermemişti, ancak Bölge Sıkıyönetim Komutanı Oramiral Nejat Serim Paşa röportaj konusuna sıcak bakabilirdi.

Randevu aldım, Donanma’ya Nejat Serim Paşa’ya gittim, “Askeri cezaevlerinde röportaj yapmak istediğimi söyledim.

“Ne iyi düşünmüşsün” dedi.

Zile bastı, adli müşaviri çağırdı.

Tanıştırdı, askeri cezaevlerinde röportaj yapacağımı söyledi, bununla ilgili program yapılması talimatını verdi.

Adli müşavir albay, “Böyle bir izin nereden çıktı?” dercesine yüzüme baktı, ama yapacak bir şeyi yoktu. Emri veren bölge sıkıyönetim komutanıydı.

 

 

 

Yılbaşı günü biz askeri cezaevlerindeydik

Hiç unutmam, 31 Aralık 1980 tarihinde, yani yılbaşı günü, İzmit Köseköy ve Gölcük Konca’da bulunan cezaevlerine gittik.

Gölcük Konca’daki cezaevi “Güllübahçe” diye de anılırdı…

Cevat Çetin, çok güzel fotoğraflar çekti.

Sabah “içtima” saatinden akşam “sayım”a kadar, her iki cezaevinin girip çıkmadığımız yeri kalmadı.

Her bölüme girdiğimizde tanıdık belediye başkanları, sendikacılar, politikacılar…

MHP’li Kemal Köse’den tutun da sendikacı Vecdi Verit’e kadar.

Bursa’dan gazeteci tanıdıklar…

Her biriyle karşılaştığımızda, “Aaa, sen de mi buradasın?”nidaları…

Çok başarılı bir röportaj oldu.

Dolu dolu…

Cezaevinin bütün birimlerinden fotoğraflar…

Cezaevi yaşamının her hali…

İçeride bulunanların isimleri…

Düşünceleri, anlattıkları…

Ortaya altı gün devam edecek seri bir röportaj çıkmıştı.

 

 

 

Röportajın anonslarını yayınlayınca bomba patladı

Toplumdaki yılbaşı telaşı ve rehaveti geçince gazetede röportaj anonslarına başladık.

“KOCAELİ, askeri cezaevlerinde!”

Üç gün devam etti anonslar…

Anonsun ilk yayınlandığı gün İzmit’te yer yerinden oynadı.

Böyle bir ortamda Kocaeli Gazetesi askeri cezaevlerine girebilmiş ve röportaj yapmıştı…

Herkes cezaevlerinde bulunan yakınlarından haber alabilecekti…

Röportaj anonsunun “bomba etkisi” yaptığı yer, tahmin ettiğiniz gibi Kolordu karargâhıydı.

Röportaj yapmama Bölge Sıkıyönetim Komutanı Nejat Serim’in izin verdiğinden, Kolordu Komutanı’nın haberi yoktu.

Sürpriz olsun diye söylememiştim…

Turhan Paşa, ilk anonsun çıktığı gün gazeteyi eline alınca küplere binmiş.

“Tanzer bu röportajı nasıl yapar? Kim izin vermiş?” diye etrafındakilere epey söylenmiş.

Arkasından “Hemen Tanzer’i bağlayın” talimatını vermiş.

Telefonu bağlayan Aydın Binbaşı, “Çok sinirli, haberin olsun” dedi.

Telefonun öbür ucundaki ses bağırıyordu…

“Nasıl girdin cezaevlerine? Kimden izin aldın?”

Tek cümleyle cevap verdim:

“Efendim, Donanma Komutanı Nejat Serim Paşa rica ettiler, ben de kıramadım, röportajı yaptım…”

İşittiği cevap karşısında daha da sinirlendi, “Tamam… Tamam… Ben seninle baş edemem” diyerek konuyu kapattı.

                                               *********

Sevgili okurlar, 12 Eylül anıları bu kadar.

Sizlere bir dönemden belleğimde kalanları aktarmaya çalıştım.

36 yıl sonra hatırlayabildiğim kadar…

Bilmem, tekrar tekrar söylememe gerek var mı?

Askeri darbeler, ülkeler için “felaket günleri”, “intihar etme dönemleri”dir.

Demokrasi gibisi yok!

Değerini bilelim!

Sahip çıkalım, sorumluluğunu taşıyalım!

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

TUYSUZLER MAĞDURU - AĞBİ BİZİDE UNUTMA NE OLUR BİZİM İÇINDE BİRŞEYLER YAZ SEN BİZE YARDİM ET ELBETE ÜLKEMİZİN KONULARI ÖNCELİKLİDİR ÖNCE VATAN HALK BUTUNLUĞÜ ÖNCE BİRLİK BERABERLİK ancak bizlerde perişaniz

Yanıtla . 0Beğen 28 Temmuz 17:57
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR