O HALDE HANGİ DEMOKRASİ?

MAKALEYİ DİNLE

Yaşadığımız “Darbe Girişimi” halkın “demokratik direnişi” ile önlendi. Halk, seçimle iş başına gelen siyasal iktidarın demokrasi dışı yollarla alaşağı edilmesine canı pahasına karşı çıktı. Bu uğurda bedel ödedi. Bu tutum, ülkemizdeki demokrasi yaşamının sürdürülmesi için bir “umut kaynağı” oluşturdu.

Düne kadar, AKP iktidarının her konuda “işbirliği” içinde olduğu Fetullahçı örgütlenmenin “devleti ele geçirme” eylemine karşı “toplumsal bir direniş” ortaya kondu. Ancak; Demokrasi, tüm kurum ve kurallarıyla yaşanamıyorsa, içi boş bir kavramdır!

Demokrasi’nin ilk koşulu “serbest seçimler” dir. Ancak, demokrasi yalnızca seçim değildir.

Demokrasi; “katılım ve uzlaşma” dır.

Meclis’teki “sayısal çoğunluğun”, toplumun diğer yarısını “yok” sayarak, her dilediğini yapması değildir! Toplumun diğer kesiminin de, “temel hak ve özgürlüklerden” payını alabilmesidir demokrasi.

Henüz, Osmanlı Devleti tarih sahnesine çıkmadan çok önce, İngiltere’de 1215 Magna Carta Antlaşması, demokrasinin ilk adımı ve “sınıflar arası uzlaşmanın ilk örneği” sayılır.

Bugün, İngiltere’de “yazılı bir Anayasa” yoktur ama, “sınıflar arası uzlaşmanın temel koşullarını” içeren “Evrensel Hukuk Kuralları ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” fiilen uygulanmaktadır.

Ya Türkiye?

Bir “sınıf mücadelesi” yaşanmamış, ancak; Cumhuriyet’i kuran kadroların “evrensel hukuk kurallarını” yaşama geçirme iradesi ile Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıkmıştır.

 Gerçek şu ki; bu temel değerleri içine sindiremeyen kesimlerin, halkı ikna edebilmek için “dini bir siyaset malzemesi” olarak kullanma ahlaksızlığı ile bugünkü kaos ortamına sürüklendik!

Fetullahçı Terör Örgütü, bir çırpıda ortaya çıkmadı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bedensel ölümünün ardından, siyasal iktidarların sinsi ve daha sonra aleni eylemleriyle bu günlere ulaştık!

Bu kara günlere gelmemizde, içimizdeki “dinci siyasal örgütlenmelere” kendi çıkarları için maddi-manevi destek veren emperyalist güçlerin de rolü ve katkısı vardır!

Feto Terör Örgütü’nü devlet organlarından temizlemek amacıyla, tüm yurtta “OHAL-Olağanüstü Hal” ilan edildi. Hükümet, bu yasal yetkiye dayanarak, Devlet’i Feto Örgütü’nden temizlemeye çalışıyor. Eğitim, sağlık kurumları, vakıflar ve kimi dernekler kapatılıyor, mal varlıklarına el konuyor, yönetici ve üyeleri gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.

Bu uygulamalarda “Yürütmeyi durdurma” olanağı yok! Siyasi iktidarın bu uygulamalarına karşı “itiraz ve hak arama” yolları kapalı!

“Demokratik düzenin mabedi” olan Türkiye Büyük Millet Meclis (TBMM) devre dışı!

Üstelik, “Yargıya güven” yok hükmünde!

“Kurunun yanında yaş da yanabilir!”

Yaşadığımız “KUMPAS DAVALARI” benzeri, hukuk ve insanlık dışı olayların yaşanmayacağını kim garanti edebilir?

Demokratik hak ve özgürlükleri askıya alarak gerçek bir demokratik düzene ulaşılabilir mi?

Somut bir örnek; “Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti niteliklerine  ve Atatürk ilkelerine bağlı” YARSAV-Yargıçlar ve Savcılar Derneği de sorgusuz kapatıldı!?

Hukuksal savunma olanağının olmadığı bir süreçte, “hak ve özgürlükler” nasıl korunabilir?

Siyasi iktidar, kamuda-Yargı’da ve Ordu’da onbinlerce insanı görevden alıyor, tutukluyor. Bunların hepsi de “Fetocu” mu? Bunu yeni mi öğreniyoruz? Bugüne kadar neden önlem almadınız? Diye sormak yanlış mıdır?

“Demokrasiye ulaşmak” için tüm demokratik hak ve özgürlükleri ayaklar altına almak doğru mudur?

Biraz bilinç ve insaf lütfen!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR