Demirtaş’ın ‘Barış’ dili

MAKALEYİ DİNLE

İnanması zor, ama Demirtaş tercihini yaptı…

HDP’nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, geçen terör sürecinde tercihini PKK denilen terör örgütünün kurucusu olan Abdullah Öcalan’dan yana kullandı.

Açıklamalarından bunu anlıyoruz…

Malum, bir süre önce yaptığım bir yorumumda PKK, yani Kandil ile bu terör örgütünün kurucusu olan Abdullah Öcalan arasında büyük fikir ayrılıklarının oluştuğunu, Kandil’in Apo’yu müebbet hapis cezası nedeniyle özgür fikir üretemediğini, birilerinin (Türkiye’nin) sözlerini kendilerine talimat olarak gönderdiğini belirterek isyan bayrağını açmıştı.

Dahası bu terör örgütü içinde Apo’ya alternatif olarak yeni lider adaylarının çıktığını, sayılarının da fazla olduğunu, bu çok seslilik nedeniyle Kandil’in de anlaşılması güç bir terör örgütüne haline geldiğini ifade etmiştim.

Sonrasında ise bu teröristlerin kendilerine seçim sürecinde silahları ile destek verdikleri, vatandaşı tehditleri ile doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde büyük oylar kazandırdıkları HDP’nin genel başkanlarından Selahattin Demirtaş’ın da Apo mu, yoksa dağdaki teröristler mi diye iki arada bir derede kaldığını ifade etmiştim…

İddialarımızın neticesinde ise Demirtaş’ın mutlaka bir karar vermesi gerektiğini dile getirmiştim…

O günden bu yana önemli gelişmeler yaşandı Türkiye’de…

Öncelikle Selahattin Demirtaş, “Devlet elbette silah bırakmaz, ancak elini tetikten çekebilir. Silahı bırakması gereken başkaları” diyerek olaya farklı bir bakış açısı getirdi.

Ardından bir barış mitinginde yaptığı konuşmasında devlet ve tetik ifadelerinin üzerine biraz daha net sözlerle katkı da bulundu. Demirtaş, daha önce birileri diye ima ettiği PKK’nın adını, bu kez direkt bir şekilde ele alarak “Silah bırakmaları” çağrısında bulundu.

Evet, böylesi bir tabloda Demirtaş ve HDP sizce tarafını kimden yana koydu, Apo mu, dağdaki teröristler mi…

Demirtaş, bir yerde PKK’ya silahları bırakın diye çağrıda bulunurken aslında yarı yarıya örgütü terör sınıfına da koymuş demektir. Çünkü, devlet silah bırakmayacak, sadece elini tetikten çekecekse, karşısındaki örgütün silahı bırakması gerekiyorsa ortada illegal bir durum var demektir.

Yani Demirtaş da, PKK’nın illegal bir hareket içinde olduğunu kabul etmiştir. Bunu yaparak en azından yarı yarıya örgütü terör sınıfına sokmuştur.

Bu şekilde HDP ve Kürt siyasiler arasındaki mücadele olayı daha da çetin geçecektir. Çünkü PKK içerisindeki Apo muhalifleri, artık Demirtaş’a da aynı gözle bakacak ve yaklaşımlarını bu tarzda ortaya koyacaklardır. Yani Demirtaş, tercihini Apo diye belirlerken, karşısına da örgütü almıştır.

Aldığı bu karar ile mutlaka bazı olumsuzluklarla karşılaşacaktır. Fakat mücadelesini verir mi, bu ne zamana kadar sürer, artık orasını da kendi dirayeti belirleyecektir.

Ancak şunu da ifade etmekte fayda görüyorum…

Türkiye’de Kürt siyaseti yaşanan süreç ve gelinen nokta itibarıyla artık farklı bir kulvara doğru ilerlemeye başlamıştır. Terör örgütü çözülmeye başlamış, devletçi bir anlayışa bürünen Kürt siyasetinin temsilcilerinin yaklaşımları ile olay net bir hal almıştır. Kabul edilmesi gereken konu ise ortaya çıkan bu yapının sürekli olması gerektiğidir. Zira ne yapılırsa yapılsın, devlet yine devlettir ve büyüklüğü de milletindir…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR