DOĞA’NIN YASALARI…

MAKALEYİ DİNLE

Dünya üzerindeki “canlı varlıklar” yalnızca insanlar, hayvanlar ve böceklerden ibaret değil. Denizler, göller, akarsular, dağlar, ovalar, yaylalar ve bunlar üzerindeki her türlü bitki ve ağaçlar da canlı varlıkların bir parçası.

Ve, tüm canlı varlıklar “eğer doğaya ve doğa yasalarına saygılı olunursa” insanların hizmetinde.

Yüce Yaradan, mükemmel bir “denge-düzen” kurmuş; “Ovalardan beslenecek, yükseklerde ev kuracaksın!”

Dini inanca yobazların müdahale etmediği dönemlerde, önceki kuşaklar bu temel düzenin farkına varmış ve ovalarda ekip biçmiş, tepelerde yaşamış. Tarihi eskilere dayanan kentlerde bu özelliği görürsünüz. Örneğin; benim çocukluk yıllarımda İzmit, Orhan Mahallesi başta olmak üzere, tepelerde kurulan mahallelerden oluşuyordu. Sahil şeridinde son noktalar Halkevi, Yeni Cuma Camii idi. Yeni Cuma önünden denize girer, canlı yem çıkarırdık. Halkevi önünden denize girerdik.

Şimdi “Bulvar” diye tanımlanan alanlar (Perşembe pazarı çevresi) tamamen bataklıktı! “42 Evler Mahallesi” de öyle. 1999 depreminde, İzmit’teki ölümlerin üçte biri Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşandı. Neden? Çünkü, uzun yıllar “bataklık” olduğu için bu alanda yapı izni yoktu! Sonradan, belediye meclislerinde parmaklar kalktı, o çürük zeminde 7 kata kadar apartmanlar yapıldı!

 

Doğa, kendisinden çalınanı bir şekilde geri alır!

Bu da bir doğa yasasıdır!

1999 depreminde, sahillerdeki dolgu alanları çökmedi mi?

Adı “ova” olarak anılan neresi varsa, fabrikalar ya da konutlarla işgal edildi. Altınova, Pamukova, Adapazarı Ovası, Çayırova, akla gelen birkaç örnek. Verimli tarım toprağını yok edersen nasıl besleneceksin?

Karayolları “verimli tarım alanları” için en büyük düşmandır! Eşme’de ve Sapanca’da meyvecilikle geçimini sağlamaya çalışan üreticilere bir sorun; kasabalarının içinden karayolu geçtikten sonra ürün veriminin yıldan yıla azaldığını ve üretmekten vazgeçtiklerini duyacaksınız!

Başbakan Binali Yıldırım, birkaç yıl önce; “Karadeniz sahil yolu yanlıştı” dedi! Neden? Karadeniz’in hırçın dalgaları sahil yolunu perişan etti! Doğadan koparılan taşlarla o sahil şeridi dolduruldu. Doğaya hançer sokuldu!

Şimdi de, o güzelim Karadeniz doğasına HES (Hidro Elektrik Santralleri) hançerleri sokularak, hem doğal yaşam öldürülecek hem de o doğadan beslenen Karadeniz insanı açlığa sürüklenecek!..

 

KAZ DAĞLARI’nda siyanürle altın arıyorlar!

O Kaz Dağları, “dünya doğal mirası” sayılıyor. Bitki çeşitliliği bir yana, çevresine sürekli oksijen salıyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde “siyanürle altın arama” yasak! Ama bizde yasak yok!

Denizlerimiz, “balık çiftlikleri” ile kirletiliyor!

Hayvansal atıklar ve kimyasal katkılarla üretilen balık yemleri deniz içinde dağılıyor ve o güzelim Ege sahilleri sinsice kirletiliyor!

Doğal hayatı hoyratça yok ettiğimiz için, ürün alalım diye “bitki ilaçları” kullanıyoruz! Doğadaki her birinin ayrı işlevi olan böcekleri ve özellikle de ARILARI yok ediyoruz! Oysa arılar, doğadaki üremenin baş aktörleri! Arılar yok olursa bitkisel üretim de yok olur! Bu acı gerçeğin farkında olan kaç kişi var?

Şimdi, hep birlikte düşünelim; denizlerimizi, akarsularımızı, göllerimizi, toprağımızı, havamızı sürekli kirletirsek, verimli tarım alanlarını ve oksijen kaynağı dağlarımızı yok edersek biz insanlar nasıl yaşarız?

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR