Adalet arıyorum!..

MAKALEYİ DİNLE

Sinoplu Diyojen,  güpegündüz elde fenerle dolaşıp ne aradığını soranlara; “Adam arıyorum” diye yanıt verirmiş.

“Adam olmak” hele “Devlet Adamı” olmak kolay mı?

İnsanın ve insan topluluklarının en büyük özlemi ve beklentisi; “Adil bir yaşam tarzı” olmalı.

İslamiyet’in “ADİL BİR DÜZEN” olduğuna dair birçok örnek verilir.

Hazreti ÖMER örneğin; Evini yerine cami yapılacak olan Musevi’nin rızası olmadan cami yapılamaz. O’nun adaletine inanan Musevi de karşılıksız bağışlar evini.

Bir ailede ya da bir ülkede “Adalet terazisi” şaştı mı, “ Toplumsal Huzur ve Barış” yok olur!

ADALET; “sana göre, bana göre, cemaate göre, iktidara göre” olmaz!

Adalet, “taraf tutmaz” ve “hile yapmaz!”

İktidara geldiği 2002 yılından 2013 yılına kadar, AKP iktidarı ile Fethullah Gülen Cemaati arasında en küçük bir sorun yoktu.

 İktidarı ve DEVLET Organlarını “kardeş kardeş” paylaşıyorlardı!

Cemaat’in Emniyet’te, Yargı’da, Mülki yönetimlerde ( Kaymakam, Vali) kadrolaştığını “Sağır Sultan” bile biliyordu!

Yıllar öncesi, Uğur Mumcu; “Bu İmam okullarında okuyanlar imam olmayacaklar! Onlar bir gün Hakim, Savcı, Kaymakam, Vali olacaklar” diye anlatıyordu!..

AKP iktidarında, Cemaatin Devlet içinde örgütlenmesi hızla gelişti.

Ama, “İKTİDAR GÜCÜ” bir noktaya kadar paylaşılır! Ortaklardan biri ötekine göre biraz daha güçlenmişse, ortaklık bozulur!

Anayasa Mahkemesi’nce; “Laik Devlet düzenine karşı eylemlerin odağı” olduğu belirlenen ama bir oyla kapatılması önlenen AKP, bu olaydan sonra “İntikam almak” üzere eyleme geçti.

İlk iş, “Cemaat ve CIA İşbirliği”, sahte belgeler ve uzaktan kumandalı tanıklarla Orduya Kumpas kurmaktı!

Kurdular ve çok da can yaktılar!

Zamanla, “İKTİDAR DENGESİ” bozuldu. Ortaklar çatışmaya başladılar.

Ve, ortaklık bozuldu!

Düne kadar “Saygıdeğer Hoca efendi” olan kişi, “tü kaka” oldu!

“Orduya Kumpas Kuran Adam” olarak ilan edildi!

“Çıkar çatışması” ortaklığı bozdu!

Ortaklığı kanıtlamak istercesine “Paralel Yapı” dendi Cemaate.

Kimse de sormadı; “Neden Paralel Yapı?” diye.

AKP lideri şaşkındı; “Cemaat ne istedi de vermedik?” diyerek, bu kutsal ortaklığı resmen ilan ediyordu oysa!

Sonrası malum; iki eski dost, yeni iki düşman oldular. AKP iktidarı nerede başı sıkışsa; “Bunu yapan paralel yapı” gerekçesiyle savunmaya geçti!

AKP iyi ama Cemaat kötüydü!..

17-25 Aralık 2013’ten bu yana ülkeyi bu paranoya ile uyutuyorlar.

Cemaat, eski ortağının kirli çamaşırlarını ortaya saçarken, büyük bir telaşla kirli çamaşırlarını toplayan iktidar, bir yandan da saldırıya geçti!

Emniyetteki ve Yargı’daki “Cemaat kadrolarını” temizlemeye başladı.

Son olarak; Cemaat kadrolarındaki emniyet ve yargı mensuplarının tahliye kararını veren savcı ve hakimler derdest edildi, tutuklandılar. Cemaat de harekete geçti, bir mahkeme kararı bunları serbest bırakmaya çalıştı! İktidara yakın olan Hakim de kararı iptal etti!

Şimdi, bu tahliye kararını veren Yargı mensupları hesaba çekiliyorlar!

Bir “Siyaset Bilimci” ve bir “YURTTAŞ” olarak soruyorum;

“Biz, sade vatandaşlar kimin adaletine sığınacağız?”

Yerel mahkemelerden üst yargı organlarına kadar “Siyasileşmiş YARGI” ile nasıl ADALET arayacağız?

Adalete olan inancı sarsılan bir toplum huzurlu ve mutlu olabilir mi?

Elinizi vicdanınıza koyarak, yanıtlayın lütfen; “YARGI’ya ve ADALET’e güveniyor musunuz?”

Peki, bizi bu kaosa sürükleyenler kimler?

Böyle bir ülkede “tek yetkili kişi” yani BAŞKANLIK doğru bir seçim midir?

Yoksa,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zamanlar söylediği gibi; “Amerikan özentisi” midir?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR