Erken seçim ve Fikri Işık…

MAKALEYİ DİNLE

Biliyorum…

Renk vermeseler de…

Milletvekillerin tamamı, ülkemizi erken seçime götürenlere “beddua” ediyordur.

Nasıl etmesinler?

Daha seçimden yeni çıkılmış…

Şunun şurasında 67 gün olmuş…

Bir yemin günü, bir de olağanüstü toplantı için parlamento binasına gitmişler…

Meclisteki odalarına tam olarak dahi yerleşememişler...

Yıllardır düşledikleri meclisin ve Ankara’nın keyfini çıkaramamışlar…

“Olmadı, bir daha seçim yapacağız” diyorlar.

Allah’tan reva mı bu?

Haydi bakalım, tekrar düş yollara!

İlçe ilçe, mahalle mahalle bir kez daha dolaş, kapı kapı oy iste!

“Sen 7 Haziran’da yanlış karar vermişsin, şu kararını bir kez daha gözden geçir” de!

Seçmen, iki ayda düşüncesini değiştirecek kadar dönek mi de erken seçimde gidip farklı bir partiye oy atsın?

Oyunun rengini değiştiren olmaz mı?

Olur…

Türkiye’yi erken seçime götüren partilerin oyları biraz daha azalır.

Ama göreceksiniz, sandıktan yine “koalisyon” çıkacaktır.

 

“Erken seçim”den kimler sorumlu?

Türkiye, tarihinin en zor günlerini yaşıyor.

Bir tarafta “siyasi kaos” var.

Diğer tarafta “ekonomik kriz”!

Ve adı konmamış bir “iç savaş” içindeyiz.

Bu noktaya nasıl geldik?

Partiler neden “koalisyon hükümeti” kuramadı da, bizi “erken seçim”e mahkûm etti?

Bu durumdan kimler sorumlu?

Baş sorumlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan!

7 Haziran akşamı seçim sonuçları açıklandığı andan itibaren kafasında “erken seçim” vardı ve Türkiye’yi adım adım erken seçime götürdü.

Erdoğan’ın bu oyununu bozabilecek tek kişi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli idi, o da bırakın oyunu bozmayı, oyunu devam ettirmede hep Erdoğan’a yardımcı oldu.

Başbakan Davutoğlu’nun bu konuda hiç kusuru yok mu?

Var, ama Erdoğan ve Bahçeli kadar değil!

Erdoğan’ın sözünü dinlemeyip, risk alıp, ülkemizi “erken seçim” belasından kurtarabilirdi.

Olmadı… Olmadı…

Türkiye; iç savaş içinde, ekonomik kriz içinde, bazı komşularımızla dalaş ortamı içinde tekrar sandık başına götürülüyor.

Allah, bu ülkeyi yönetenlere ve yönetmek iddiasında bulunanlara akıl fikir versin!

 

3 partinin tüzüğünde sıkıntı var

Ülke erken seçime gidiyor gitmesine de, 3 partinin tüzüğündeki bazı maddeler sıkıntı yaratıyor.

*AKP’DEKİ DURUM: AKP tüzüğünün 13’üncü maddesi şöyle diyor: “AK Parti listelerinden aday gösterilip seçilmiş olan belediye başkanları ve milletvekilleri, en fazla üç dönem aday gösterilebilir.” Tüzüğün bu maddesi değiştirildi mi? Değiştirilmedi… Değiştirilmediği için de 7 Haziran seçimlerinde, 3 dönemlerini dolduran milletvekilleri bir daha aday olamadı. Kocaeli’den tüzüğün bu maddesine iki isim takılmıştı. Nihat Ergün ve Muzaffer Baştopçu… Eğer bu madde bugünlerde değiştirilmezse, muhtemelen kasım ayında yapılacak erken genel seçimde, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da aday olamayacak. Çünkü Işık da “25.dönem milletvekilliği” ile birlikte 3 dönemini doldurmuş oluyor. Seçilenler, yemin ettikten sonra “milletvekili” kabul edildiğine göre, şu an parlamentoda bulunanların tamamı “25.dönem milletvekilleri” dir. Durum böyle! Anlayacağınız, Bakan Fikri Işık’ın kaderi, tüzüğün 13’üncü maddesinin değişip değişmeyeceğine bağlı.

*CHP’DEKİ DURUM: Tüzükteki ilgili maddeye göre, milletvekili adaylarının yüzde 85’i “önseçim”le belirlenmesi gerekiyor. Halbuki CHP, erken seçime “7 Haziran aday listeleri” ile girmek istiyor. Hem zaman dar, hem de yeni seçilen milletvekillerini mağdur etmemek için. Sorun nasıl çözümlenecek? Önce Yüksek Seçim Kurulu’ndan görüş ve izin alınacak. Eğer YSK “Hayır” derse, hemen tek maddelik gündemli kurultay toplanacak ve ilgili madde değiştirilecek. Bu da başarılamazsa, partide tam bir “önseçim” kaosu yaşanacak demektir.

*HDP’DEKİ DURUM: Bu partide ise “2 dönem” kuralı var. Kocaeli’ni pek ilgilendirmiyor, ama bilesiniz istedim.

 

Fikri Işık aday olamazsa…

Diyelim ki, AKP, tüzüğündeki ilgili maddeyi değiştirmedi…

Üç dönemini tamamlayan Bakan Fikri Işık, erken seçimde aday olamıyor.

Bu, AKP’de “Fikri Işık dönemi” nin kapanacağı anlamına gelir.

Nasıl daha önce Osman Pepe ve Nihat Ergün dönemleri kapandıysa, Fikri Işık döneminin de sonuna gelinecek.

Kendisi siyasete noktayı koyar mı koymaz mı bilinmez, ama her şeyin bir sonu vardır.

O koltuğa otururken, bir gün kalkacağını bileceksin!

Milletin, verdiği vekâleti günü geldiğinde geri alacağını hiç aklından çıkarmayacaksın!

“Ne oldum” değil, “Ne olacağım” diyeceksin.

Milletvekillik ve bakanlık gibi görevlerin “emanet görevler” olduğunu unutmayacaksın.

Emanet görevler bitince, aslına döneceksin.

Fırıncıysan, fırıncılığını bileceksin!

Artık milletvekili ve bakan olmanın hükmü kalmamıştır.

Asıl olan, insanın özüdür.

Mesleğidir…

Siyasi hayat dışında arkadaş ve dost kazanmasıdır.

Neden “Siyasi hayat dışında” dedim?

Siyasi hayatta insanın etrafı “sahte dostlar” la doludur.

Çıkar peşinde koşan yalaka insanlarla…

Ancak gücünü kaybettiğinde, etrafında gerçek dostlarını görürsün.

Bu memleket eski milletvekilleri ve eski bakanlarla dolu!

Var mı bir hükümleri?

İktidardayken kendilerini ilah gibi görenler, çevrelerine adaletsiz davrananlar, talimatla her aklına geleni yaptıranlar, iktidardan indiklerinde kendilerini yalnız ve boşlukta bulurlar.

 

En çok kardeşi İzzet Işık üzülecek

Eğer Fikri Işık yeniden aday olamazsa…

Milletvekilliği ve bakanlığı sona ererse…

Buna en çok kardeşi İzzet Işık üzülecek.

Nasıl üzülmesin?

İzzet Işık’ın işleri, Fikri Bey milletvekili, özellikle de bakan olduktan sonra o kadar gelişti  ve büyüdü ki, tahmin edemezsiniz.

Allah “Yürü ya kulum” dedi, İzzet Işık koşmaya başladı.

Sahibi olduğu iş güvenliği şirketi, çok önemli firmalarla anlaşmalar yaptı.

Direkt veya dolaylı yeni sektörlere girdi.

Allah daha çok versin, çarkı tıkır tıkır dönüyor.

Kısa zamanda ihya oldu.

Ne kadar becerikli, ne kadar yetenekli bir işadamı olduğunu kanıtladı.

Anlıyorum, zor bir durum, ama ne yapalım İzzet Bey de buna alışacak.

Yaşam böyle bir şeydir, insana hep “bal-kaymak” yedirmez.

Tarhana çorbasıyla yetinmeyi de bileceksin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



YÜKLENİYOR