NEREDESİN ADALET?

MAKALEYİ DİNLE

Birey ve toplumun en büyük ihtiyacı, “Adalet” olmalı.

Ailede, mahallede, kentte, ülkede ve dünyada adalet olmalı.

Adalet yoksa, herkes kendi adaletini kendi arar! Şiddet ve savaşların kaynağı adaletsizliktir!

Yaşadığımız ülkede, hemen her gün “kendi adaletini kendisi sağlamaya çalışan” insanlar ve olaylara tanık oluyoruz. NEDEN? Çünkü, “YARGI’ya güven kalmadı bu ülkede!”

Vatandaş soruyor;

  • Hakim hangi cemaatten?
  • Siyasi iktidara mı yakın? İl Başkanını devreye soksak mı?
  • Rüşvet alır mı?

Öte yandan, giderek daha çok birbiriyle kavgalı bir toplum olduk. YARGI üzerindeki yük çok ağır. Cezaevleri tıka basa dolu! Ortaçağ kalıntısı “töre cinayetleri” ya da aile kurma ehliyeti olmayan, ana-babası tarafından “erkek egemen kültürle” yetişmiş erkeklerin “kadın cinayetleri”; işsizliğin hızla artmasına paralel “hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, cinayet” davaları; ne yazık ki ülkemizde hayli yaygın olduğu anlaşılan “küçük yaşta evlilik ve tecavüz” olayları; “miras kavgaları” ve niceleriyle, Adalet Sarayları gecekondu mahallelerine dönmüş!

Adalet gelse de GEÇ geliyor!

Ama en önemlisi; Adalet dağıtmakla ödevli Savcı ve Yargıçlara olan “güvensizlik!”

Daha da “vahim” olanı; Siyasal iktidara RAM olmuş YARGI Mensupları!

Yargı sorumluluğu büyüktür.

Yargı yoluyla “Adalet” dağıtanlar, maaşlarını vatandaşın vergilerinden alırlar! Bu yüzden kararlar; “Türk Milleti Adına” verilir! Kralın, kraliçenin ya da Padişah’ın adına değil!

Yıllar önce, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Fırat; “Bir gün Yargı da Milli İradeye RAM olacak” diyordu! (Mayıs 2008/Gazeteler)

Oldu da!

Önce, AKP iktidarı, “Danıştay kararlarının pek çoğunu tanımadı, uygulamadı!” Sonra; “Sayıştay Raporlarını Meclis’ten sakladı ya da yok saydı!”

İşine geldiği zaman; “Yargı bağımsızdır, kararlarına saygılıyız” dediler, işine gelmediği zaman; “Anayasa Mahkemesi Kararı’nı tanımadılar!”

Kimi zaman, KUMPAS Davalarının “SAVCISI” oldular; kimi zaman da YOLSUZLUK davalarını Darbe Teşebbüsü!” olarak niteleyip, emniyet görevlisi, savcı ve hakimleri görevden aldılar, sürdüler, meslekten attılar!  Efendim, bunlar Cemaatin, paralel yapının adamlarıydı” dediler.

O adamları o kadrolara sen almadın mı?

Yaklaşık 10 sene o Cemaatle iktidarı paylaşmadın mı?

 “Ne istedilerse verdik” demedin mi?

YARGI ve SAVUNMA mensuplarının cübbeleri düğmesizdir. Çünkü; “Yargı hiçbir güç karşısında düğme iliklemez, boyun eğmez!”

Ama, görüyoruz ki; “ZAMANE YARGIÇLARI SİYASİ KONUŞMALARI BİLE ALKIŞLIYOR!” Ve, Siyasetçilerin peşinde “saz arkadaşları” gibi dolaşıyor!

Yazıklar olsun!

“SOKRATES!i yargılayıp, o günkü egemenlerin isteği üzerine baldıran zehri ile ölüme mahkum eden yargıçları kimse hatırlamaz. Ama Sokrates, “Ölümsüzlüğe ulaşmıştır!”

YARGI mensubu olmak büyük bir onurdur.

Yeter ki rehberiniz “ADALET” olsun!

“Siyasetçi köleliği” değil!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR