Çok sıcak yaz bizi bekliyor

MAKALEYİ DİNLE

Bir yerde grup halinde oturuyoruz. “Çok sıcak yaz bizi bekliyor” dedim. Demez olaydım… Birisi şiddetle itiraz etti; Nereden biliyor muşum? Bunu nasıl söylermişim?”

Bak arkadaşım…”O zaman hava raporunu dinleyip evden çıkarken şemsiyeni neden alıyorsun? Artık herhangi bir yörede yağmurun başlayacağı saat bile söyleniyor, tabiatta her olayın nedeni ve sonucu var dedim… İtiraz etmeye devam etti. Anladım ki o da çoğu insanımız gibi bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu sonuçlar ile gelecekte olacak tabiat olayları arasında ilişki kurulmasını dinen kabullenmiyor. Bu nedenle örneğin havadaki karbondioksit artışı ile sıcaklık artışı arasındaki ilişkiyi anlayamıyor veya anlamak istemiyor.

Ben neden “Çok sıcak yaz bizi bekliyor” demiştim, ona gelelim:

Olayı iyi irdeleyebilmemiz için işe seradan başlamamız gerekiyor. Basit tarifi ile sera, üstü ve yanları örtülü bir yer. İçinde ısıtma veya klima sistemi olmayan bir serada örtü ne kadar kalınsa sera o kadar sıcak olmaz mı?

Dünya yüzeyinin tamamı da görülemeyen bir sera içindedir. Çünkü bu seranın örtüsünü bazı atmosfer gazları oluşturur. Bunlar Karbondioksit (CO2), Metan (CH4),  Diazotmonoksit (N2O),  Halojen bileşikler (HCFC, PFC, SF6 vs) ve dolaylı olarak yaşadığımız en alt atmosfer katında oluşan Ozon (O3) gazıdır. Buradaki ozonun büyük kısmı insanların yaptığı işlemler sonucu oluşmaktadır. Atmosferin üst katında ozon tabakasını oluşturan doğal ozon ile ilgisi yoktur.

Sera etkisini artıran gazlardan bazıları atmosferde doğal olarak bulunmamaktadır. Yani insan ürünüdür. Örneğin halojen bileşikler bu sınıfa girmektedir.

Peki…Sera etkisi nasıl oluşuyor? Basit bir anlatımla ortaya koyalım:        

Güneşten dünya yüzeyine yönelen radyasyonun %30’u uzaya geri yansır. %19’u atmosferdeki bulutlar, gazlar ve tozlar tarafından emilir/soğurulur. %51’i dünya yüzeyine ulaşır [1]. Bu %51’lik payın bir kısmı ısı enerjisine dönüşme sonucu kızılötesi dalga boyunda geri yansır. Fakat bu yansıyanın da bir bölümü sera etkisi yaratan gaz tabakası tarafından tekrar dünya yüzeyine yönlendirilir. İşte bu yönlenme ile sera etkisi oluşmaktadır.

Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, üzerinden yansıyan güneş ışınlarıyla ısınmaktadır. 

Sera gazlarının, ulaşan güneş ışınlarına karşı geçirgen, geriye yansıyan ışınlara karşı daha az geçirgen özeliğe sahip olması bu olayda kilit rol oynamaktadır.

Sera gazlarının miktarı artarsa ne olur? Seranın örtüsü kalınlaşır, geçirgenliği azalır ve seranın içinde hava sıcaklığı artar. Türkiye'de bile İstatistik Kurumu'nun verilerine göre 1990 ve 2007 yıları arasında sera gazı salınımları iki kat artmıştır [2]  Ama sera gazlarının sıcaklık artışına etkileri farklı düzeydedir. Karbondioksitin (CO2) etkisi % 61 iken Metan’ın (CH4) %15, Diazotmonoksit’in (N2O) % 4, Klorofluorkarbon gazların (CFC) %11 ve Troposferik ozon’un (O3) % 9’dur.

Bu yüzdelerden kolayca anlaşıldığı gibi  Karbondioksit çok etkendir. Bundan dolayıdır ki bilim dünyası karbondioksit salınımını en düşük seviyeye getirmenin çarelerini arıyor.

Sera etkisi ile yeryüzünün ısı kaybı  artık gereğinden fazla önlenince dünyanın ortalama sıcaklığı artmaktadır.  Bu olayın  başlangıç tarihi olarak sanayileşmenin başladığı 1800 yılı kabul edilmektedir.

 Ama bu konuda olan-biteni tam anlayabilmek için stratosferdeki ozon tabakasının incelmesine (ozon tabakasında delik oluşmasına) neden olan gazlar ile sera gazlarını birbirine karıştırmamak gerekiyor.  Toplumda bu iki olaya aynı gazların neden olduğu sanılmaktadır. Böyle değildir. İki olayın yeri farklıdır ve farklı nedenlerle olmaktadır.

Aklınıza hemen şu soru gelecektir: Doğal Sera etkisi olmasaydı ne olurdu? Cevap: Dünyanın hiçbir yerinde ortalama yüzey sıcaklığı eksi (-) 18 derecenin üstüne çıkamayacaktı.

Dünya atmosferinin sera etkisi yeryüzünün ısı kaybını, ortalama  yüzey sıcaklığını (+15) dereceye çıkacak şekilde önlenmektedir. Yani sıcaklıkta 33 derecelik bir artış yapmaktadır. Demek oluyor ki sera etkisi her şeyden önce doğal bir olaydır ve dünya hayatı için elzemdir [3].

Günümüzde süregelen artış ritmine göre atmosferik karbondioksit 2030-2050 yılları arasında dünyanın ortalama sıcaklığı (+15 derecedir) iki milyon yılın en yüksek seviyesi olarak 18-20 dereceye kadar yükselebilecektir [4]. Bu son derece tehlikeli bir durumla karşı karşıya olduğumuzun göstergesidir. Çünkü küresel ısınma, dünya ikliminde çok olumsuz  sonuçlar yaratacak değişikliklere neden olacaktır.     

Sera gazlarının insan aktivitelerine bağlı olarak artışı bugün dursa bile atmosferde varlığını sürdüren sera gazları nedeniyle küresel ısınmanın 20-30  yıl daha devam edeceği tahmin edilmektedir. Kaldı ki gelecekte sera gazları üretiminin durdurulması olasılığı da bulunmamaktadır [2]. Yani durum hiç iyiye gitmiyor…

 

Kaynak:

 [1]: Fossa M., 2007. Le risorse rinnovabili:Caratteristhice della fonte solare.Universita deglistudi di Genova. DIPTEM. Facolta di ingegneria della produzione, Termoenergetica e  modell   matematici.

[2]: Keleş.R.,.2013.100 soruda Çevre sorunları ve Çevre Politikası

[3]: Anonim, 2004-2005. Universita’ degli studi di Roma. La Sapienza. Facolta di Economia. La tecnologia Geoscambio: Aspetti ambientali ed economici. -Tesi di Laurea in Merceologia- Anno accademico 2004-2005

[4]: Nottola B., Eccher dall’Eco A.,1989.L’albero, l’uomo e l’ambiente. Cellulosa e carta. 1989. No 6

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder



YÜKLENİYOR