“Ergenekon”u doğurdular, büyüttüler, şimdi ne yapacaklarını bilemiyorlar

MAKALEYİ DİNLE

Bu topraklarda…
Bir zamanlar “sol” ve “komünizm” vardı.
İnsanlar, “Sen solcusun”, “Sen komünistsin” diye hapsedilirdi.
Sonra?
Sonra, “solculuğun” da “komünistliğin” de modası geçti.
Komünist olmak, artık suç değil.
Partisi bile kuruldu.
En hızlı komünistlerin itibarları iade edildi.
Bir ara…
İnsanlar, “İrticai faaliyetler nedeniyle” hapse tıkılır olmuştu.
Zaman geçti…
“İrtica”, iktidar oldu.
Suç olmaktan çıktı.
Aklandı, paklandı, yüceltildi.
İtibar kazandırıldı.
Aşağılanıyordu, şimdi “güç” ve “söz” sahibi…
******
Türkiye, yeni bir sürece girmişti.
Bu süreçte, “millete eziyet” için yeni bir “kaynayan kazan” lazımdı.
“Kazan”, sürekli fokur fokur kaynasın ki, “istenmeyenler”, “farklı düşünenler”, “kendilerine karşı olanlar” o kazanın içine atılsın.
Tıpkı, geçmiş yönetim dönemlerinde olduğu gibi.
“Kaynayan kazan”a ad buldular.
“Ergenekon” dediler…
“Balyoz” dediler…
Kendilerine karşı çıkan siyasi parti liderlerini, gazetecileri, yazarları, profesörleri, generalleri “kazan”a attılar.
Kazanın altını “ateşsiz” bırakmıyorlar.
Ha bire “odun” atıyorlar.
İçindekiler yansın diye…
Başta “iddianame” sayısı 3 idi, eklene eklene 21 oldu.
“Gizli tanıklar” çıktı ortaya.
PKK itirafçılarını…
Cinayet işleyenleri…
Gasp yapanları…
Hırsızları…
Kadın pazarlayanları…
Çocuklara tecavüz edenleri…
“Gizli tanık” gösterdiler.
Fakat bu kadar “pespaye” insanlar bile ne kadar “namuslu” imiş ki, “Biz tanığız, Ergenekon ve Balyoz var” demediler.
MİT’e sordular…
Emniyet’e sordular…
Jandarma’ya sordular…
Genel Kurmay’a sordular…
Her birinden ayrı ayrı…
“Böyle bir örgütün varlığından haberimiz yok” cevabı aldılar.
“Örgüt” yok, ama “üyeleri” var!
İşin garibi…
Üyelerin çoğu birbirini tanımıyor.
65’i tutuklu toplam 287 “örgüt üyesi” ni 4-5 yıldır hapiste tutuyorlar.
Hiç kimse, suçunu bilmiyor.
Ortada “tek bir kanıt” yok.
Ama onlar tutsaklar.
*******
Ergenekon’la ilgili “rakamlar”, müthiş.
“Dünya hukuk tarihi”ne geçecek derecede müthiş!
*17 bin sayfalık iddianame.
*Ekleriyle birlikte 120 milyon sayfalık dava dosyası.
*60 bin telefon dinlemesi.
*3 bin kişi hakkında takibat.
*41 gizli tanık.
*1360 kişinin ifadesinin alınması.
*7 sanığın “ifade veremeden” ölmesi.
*10 sanığın hastanede yatması.
Dünkü SÖZCÜ’ de vardı.
Uğur Dündar hesap etmiş.
Diyor ki:
“Radyo ve televizyon spikerleri, bir saniyede 2 sözcük okur. Bir sayfanın hızlı okunması 2 dakika 15 saniye sürer. Diyelim, 2 dakika… 120 milyon sayfa, 240 milyon dakikada okunabilir. Bu rakam, saate, güne, aya ve yıla bölündüğünde 456 yıl eder. Yani dava savcısı, yemeden, içmeden, uyumadan 456 yılda bu dosyayı okuyabilir. Hâkim için de bir bu kadar yıl gerekli.”
Ne demek istediğini anlamışsınızdır.
Savcı mütalaasını verecek, ama 120 milyon sayfalı dosyayı nasıl okudu?
Hâkimler kararlarını verecekler, ama 120 milyon sayfayı nasıl okuyacaklar?
Bu, tabii yargının sorunu…
Mütalaa verilir, karar verilir…
Ancak kafalardaki soru işaretinin kaybolması çok zor.
Önceki gün bile…
Tam savcı mütalaasını verecek derken…
Hâkim, bir dosyanın daha Ergenekon’a ilave edilmesini istedi.
Hâkim ister de savcı duru mu?
Savcı da Meclis’ten “darbe raporu” nun getirtilmesini talep etti.
Görünen o ki, bu dava kolay kolay bitmez.
Daha doğrusu bitirilemez.
Bu hacimdeki davanın bitirilmesi, hukuk kurallarına da fizik kurallarına da aykırı…
Özetle…
“Ergenekon”u doğurdular, büyüttüler, şimdi ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Atsalar, atamıyorlar!
Satsalar, satamıyorlar!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR