Hiç “Hazır Türk Kahvesi” içtiniz mi?

MAKALEYİ DİNLE

Sokaktan geçen herhangi bir kişiye…
“Türk kahvesinin içinde ne var?” diye sorsanız, ne cevap alırsınız?
“Kavrulup öğütülmüş kahve, su ve istenirse şeker…” yanıtını değil mi?
Herkesin bildiği, doğru olan tarif bu…
Oysa bir süreden beri piyasada…
“Türk kahvesi” adı altında…
Sıcak suya karıştırıldığında kahve gibi köpüren…
Kahve tadında içecekler satılıyor.
Bir tane alın, “İçerdiği maddeler” listesini okuyun!
Tüyleriniz diken diken olur…
İsterseniz listeyi birlikte okuyalım!
* Çözülebilir (instant) kahve.
* Kahve beyazlatıcı (glikoz şurubu, hidrojene nebati yağ).
* Stabilizatörler.
* Süt proteini.
* Topaklanmayı önleyici kimyasallar.
* Emülgatörler.
* Renklendiriciler.
* Kabartıcılar.
Gördünüz mü, “içinde” neler varmış?
Mübarek, sanki “kahve” değil, “kimyasal içecek”…
Ama “Hazır Türk Kahvesi” diye millete yutturuyorlar.
Söyler misiniz, “öğütülmüş kahve, su ve istenirse şeker katılarak yapılan Türk kahvesi” ile yukarıda sıraladığım ürünlerin ne ilgisi var?
Kahveden başka her şeye benzeyen, kahve tadında uyduruk bir içecek…
Ama “Türk Kahvesi”nin böyle “uyduruk” hale getirilip piyasaya sunulmasına kimse “dur” demiyor.
Çünkü “ürün”, sahipsiz ve korumasız…
“Türk Kahvesi” imajını, kendi elimizle bozuyoruz.
Sonra da, “Taklit ediyorlar” diye Yunanlılar’ a kızıyoruz.
Geçmişini biliyorsunuz…
Pişirilme tarzı, kalitesi ve lezzetiyle bir benzeri olmayan Türk kahvesi, 1554’te İstanbul’dan dünyaya yayılmıştı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, geçen yıl, Türk kahvesi için “korunması gereken kültür değerleri kapsamında” UNESCO’ya öneri götürmüştü.
Bu konuda henüz bir gelişme yok.
Öyle görünüyor ki, biraz daha zaman geçerse iş işten geçecek, “Türk Kahvesi” korunamaz hale gelecek.
Anlayacağınız…
Bir “Türk Kahvemiz” vardı…
Onu da kendi ellerimizle yok ediyoruz.

*****************************************

Gebze’nin “il olma aşkı” yine depreşti
Her iktidar döneminde yeşeren…
Kamuoyunda dilden dile dolaşan…
“Gebze’nin il olma aşkı”, anlaşılan yine depreşti.
Halbuki, ben “Bu ateş küllenip söndü” diye düşünmüştüm.
Geçen gün, CHP Kocaeli Milletveki Mehmet Hilal Kaplan’ın, TBMM’de yaptığı günden dışı konuşmayı dinlerken, kendi kendime “Yine mi?” dedim.
Uzun hikaye…
Siz deyin 20, ben diyeyim 30 yıllık aşk bu.
Şöyle geçmişe bakıyorum da…
Gebze’ ye il olma vaadi vermeyen, bir lider hatırlamıyorum.
Özellikle seçim öncesi ilçeye gelen liderler, mutlaka ama mutlaka, seçimi kazanınca Gebze’yi il yapacaklarını söylerlerdi.
Eğer ilk vaatler tutulsaydı, Gebze şimdiye kadar 20-25 yıllık il olurdu.
Bence siyasilerin, bu sevdadan vazgeçmesi gerekir.
Gebze’nin iyiliği için, başka bir nedenle değil…
“Gebze il olacak” vaatleri yapıldıkça, Gebze halkı kendini Kocaeli’den soyutladı.
Fiziken çok yakın, ama ruhen koptu…
Zaten zayıf olan kent bilinci, Gebze bölgesinde hiç yok.
Bu nedenle Kocaeli’nin ortak menfaatlerinde, “ortak hareket” edilemiyor.
Bir de, bana kalırsa, Gebze’nin il olması, “boş sevda”…
Ama gelin görün ki, siyasiler bu boş sevda peşinde yıllardır koşup duruyorlar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR