Sunay Akın’la 3 saat…

MAKALEYİ DİNLE

O’nu, televizyon programlarından ve birkaç yazısından tanıyordum. Yakından tanımadığım Sunay Akın’ı, bir kuruluşun özel bir gecesinde üç saat boyunca dinleme olanağı buldum. O üç saat 3 dakika gibi geçti! Anlattığı öyküler, öykülerin ustalıkla bağlanması ve görsel sunumları çok güzel ve ilginçti.

Lise yıllarımdan bu yana okumaya, araştırmaya emek veren bir kişi olarak, Sunay Akın’ın sunumundan yeni şeyler öğrendim ve bu beni yeni meraklara ve araştırmaya kışkırttı.

Gösteri sonrası kitabını imzalatırken; “Bu akşam bize bir kültür duşu aldırdınız, teşekkür ederim” dedim.

Sunay Akın’ın sunumunda yer alan bir konuyu size de yansıtmak istedim.

 

Yüzbaşı Vogit ve Köpenick Belediyesi…

Almanya, 16 Ekim 1906.

Berlin sokaklarında Yüzbaşı üniformalı bir adam dolaşmaktadır. Yolda, kendisine selam veren askerleri de peşine takarak yaklaşık bir manga askerle birlikte Berlin-Köpenick Belediyesi’ne gelir ve “Başkan nerede?” diye sorar. Belediye Başkanı titreyerek gelir. Yüzbaşı; “İmparatorumuz sizden 4 bin mark göndermenizi emretti. Ben ve askerlerim de bunu almaya geldik” der. Başkan, büyük bir saygıyla; “Efendim, ben parayı hazırlarken siz de bir kahvemizi içer misiniz?” diye sorar. Yüzbaşı kahvesini bitirdiğinde 4 bin mark önüne gelmiştir! Askerlere; “Burada kalın ve asayişi sağlayın” emrini verir, para ile kaybolur! Bu kişi, aslında “Voigt” adlı bir ayakkabıcı, hırsız ve dolandırıcıdır!

Olay, İmparator 2. Wilhelm’e yansır. Onun emriyle Voigt yakalanıp imparatorun karşısına dikilir. İmparator; “Nasıl yaptın, neden yaptın, neden benim adımı kullandın?” diye sorar. Voigt yanıtlar; “Efendim, hava soğuktu, üşüyordum. Cebimde çok az para vardı. Eskiciden bir yüzbaşı paltosu buldum, alıp sırtıma geçirdim. Yolda yürürken kimle karşılaşsam, büyük bir saygıyla selamlıyorlardı. Sonra askerlere rastladım, onlar da selamladılar. O anda aklıma bir şeytanlık geldi. “Gelin peşimden” dedim, geldiler. Sonra başka askerlere rastladım, onlar da katıldılar. Her zaman kapısından itelendiğim belediye binasının önünden geçiyordum ki, kapıdaki görevliler aniden ayağa kalkıp selam verdiler. O an içeri girmeye karar verdim. Sonrası malum. Efendim, mecburdum. Kimse karnımı doyurmuyor, aç açık mısın diye sormuyordu. Ama yüzbaşı giysilerimin etkisi büyüktü. Başkanın bir de kahvesini içtim efendim!”

İmparator 2. Wilhelm, emir verir; “Bu adama iş bulun, yeni giysiler alın, barınacak yer de sağlayın. Bu adamın üniformalı bir heykelini de Köpenick belediyesinin girişine koyun. Herkes bu olayı bilsin, öğrensin.”

İşte, Köpenick Belediyesi girişinde 1906 yılından bu yana yer alan “Yüzbaşı Voigt heykeli” bu olayın anısını yansıtmaktadır!

O yıllarda, Almanya’da ve daha pek çok ülkede asker ve polis üniforması “otorite ve korkunun” bir ifadesiydi ve halkta “mutlak itaat” ve korkudan kaynaklanan saygının sembolüydü.

Aradan yaklaşık 400 yıl geçmiş. Hala öyle değil mi? Siyasi otoriteye itiraz ederseniz, başınıza neler geleceğini kestirebilir misiniz?!..

1980 sonrası İstanbul İstiklal Caddesi’nde “Alman Üniforması” giymiş tiyatro oyuncuları, gelip geçenden “kimlikler lütfen” diyerek kimlik kontrolü yaptılar. İtiraz eden de olmadı! Kimse, “siz kimsiniz? Bu ne üniforması?” demedi!

Korkularla yaşıyoruz! Sahte yüzbaşı Voigh’ler de eksik olmuyor!

Farkında mıyız?!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR