Adalet kanaatte midir, delilde midir?

MAKALEYİ DİNLE

 

Herkesin kendine has yargıları vardır.

Herkesin kendine göre sevdikleri ve sevmedikleri vardır.

Herkes sevdiklerini korumak ister, onlar hakkında kötü düşünmez.

Kötü düşünülmesini de istemez.

Evet, bu her insan için geçerlidir. İnsanidir.

Ve karşılıklı ilişkiler için doğaldır.

Ancak söz konusu adalet ve kamu vicdanı olunca, "sevdiklerimizle" veya "sevmediklerimizle" ilgili herhangi bir şaibenin ortadan kalkması, bizim onlar hakkındaki "inancımıza", "kanaatimize" veya "zannımıza" bağlı olamaz.

Bu kanaat ve zan onların "suçlu" veya "suçsuz" olmalarının delili olamaz.

Aksi halde adaleti tesis edemezsiniz.

Adaletin ortadan kalkması demek toplumun ortadan kalkması demektir.

Adalete olan güvenin sarsılması da bunun ilk adımıdır.

İftira dahi olsa şaibenin zanna göre değil delile göre ortadan kaldırılması gerekir ki toplumun vicdanı zarar görmesin.

Bunun en güzel örneğini "ifk" hadisesi esnasında Hz. Peygamber'in (S.A.V.) tavrında görmekteyiz.

O (S.A.V.), Hz. Aişe'nin söz konusu iftiralardan uzak olduğuna, bu iftiraların gerçek olmadığına "inanmasına" rağmen, elinde delil olmadan "kanaatini" dile getirmemiştir.

Hz. Aişe Cenab-ı Hak tarafından temize çıkarılana kadar beklemiştir.

Çok üzülmesine rağmen...

Üstelik özel hayatına taarruz edilmesine rağmen!

Ve bu esnada istişarede bulunduğu ashab-ı kiram Hz. Aişe'ye destek çıkmasına, böyle bir şeyin olamayacağına "inandıklarını" beyan etmelerine rağmen...

İftirayı atanların ellerinde "delil olmadan" bu iftirayı yaymalarının, şahitsiz böyle bir konuyu konuşmalarının yani yaptıkları işin haddi zatında suç olmasına rağmen...

Ve bir ay gibi uzun bir zaman neticesinde Hz. Aişe'nin masumiyetine dair ayet nazil olunca (Nur, 11-20), hem Hz. Peygamber (S.A.V.) hem de ashab sevinmiş, iftirayı atanlar cezalandırılmıştır.

Şimdi soralım:

Hz. Peygamber (S.A.V.) dahi isabeti şüphe götürmeyen "kanaatini" delil olarak ortaya koymamışken, "kanaatin" veya "zan"nın adalet için temel olması kabul edilebilir mi?

Böyle bir kapı açıldığında, gücü elinde bulunduranın isteğine göre "adaletin" şekillendiği bir toplumun da zemini kurulmuş olmaz mı?

İnsanlar birbirlerinin "kanaatleri"nin insafına kalırsa ve bu menfaatimize uygun düşmezse, her şartta ve dönemde hakkı aramak nasıl mümkün olur?

Mümkün olmadığında şikayet etmeye hakkımız olur mu?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR