Et tırnaktan ayrılır mı?

MAKALEYİ DİNLE




Son haftalarda hükümetle daha doğrusu Başbakan Erdoğan’la Cemaat arasında ki kavgayı anlamaya çalışıyorum.
Her iki tarafın iddialarını başından sonuna kadar okudum fakat istediğim netlikte cevaplar bulamadım.
Hoş hiç kimsenin doğru düzgün bu meseleyi anladığını da zannetmiyorum ya neyse.
İlk cümlede ki ‘Kavga’ kelimesini bilerek seçtim. Bu meseleyi ne kadar yumuşatırsak yumuşatalım bunun adı bal gibi kavgadır!
Peki ama neyin kavgası?
Hükümetle cemaat arasında epeydir devam eden soğuk savaşın iktidar mücadelesine dönüştüğü olayın adıdır bu.
Dershane tartışmalarını erkler mücadelesinin son demi olarak da görmek mümkün.
Bir tarafta koca koca paşaları içeri şu veya bu nedenle içeri tıktığına inanılan bir yapı diğer tarafta cemaatinde oy verdiği koca bir yüzde ellilik bir siyasi parti ve onun lideri.
Çık çıkabilirsen bu işin içinden.
Son olarak Başbakan Erdoğan’ın sağ kolum dediği Mit Müsteşarı’na cemaatin gösterdiği tepki de malum.
Başbakan Erdoğan’ın Hakan Fidan’ için kanun bile çıkartarak nasıl sahiplendiği de keza aynı şekilde hatırlarda.
Yakın zamana kadar iki taraf arasında ki tüm ihtilaflar bugünün işaret fişeğini yakmıştı aslında.
Dershane olayı bardağı taşıran son nokta oldu.
Aslına bakılırsa hükümet ile Cemaatin ortak noktaları ihtilaflarından daha fazla.
Ancak arka planda bizlerin de göremediği bazı güç dengelerinin varlığı söz konusu.
On iki yıldır devlet içinde devletçikleri(!) yıka yıka bugünlere gelen Başbakan Erdoğan’ın bana göre en büyük sınavıdır bu.
Kamuoyunda sürekli tekrarlanan ‘Her şeyin altında cemaat var, hükümete desteğini çekerse hükümet yıkılır’ algısını yıkmak için Erdoğan bu fırsatı değerlendirecektir.
Tarih hep şunu göstermiştir ki devleti yöneten irade hiçbir zaman kendisi kadar eşdeğer başka bir iradeye göz yummamıştır.
Adı ister padişahlık isterse cumhuriyet, hangi rejim olursa olsun insanın olduğu yerde bu anlayış hiç değişmiyor.
Fatih’in, Osmanlı Devleti’nde nüfuzu olan ki Çandarlı ailesini tasfiye etmesi, Kanuni’nin 25 yıllık çocukluk arkadaşı Pargalı İbrahim’i ahirete göndermesi, Atatürk’ün yere göğe sığdıramadığı Kazım Karabekir’i tasfiyesi gibi örnekler aslında hep bir şeye işaret ediyor.
Ne kadar ulvi şahsiyet olurlarsa olsunlar insanoğlu sahip olduğu gücü paylaşmak veya ortak edinmek istemiyor.
Ancak iktidar her ne kadar gücü paylaşmak yada ortak edinmek istemese de bu kavganın ortak bir akılın devreye girmesiyle çözüleceğine inanıyorum.
Çünkü bu kavga ne cemaatin işine gelir, ne de hükümetin.
Hayata bakış açıları hemen hemen aynı olan iktidar ve cemaatin bu kavgasını iki tarafın içerisine sızmış bazı gurupların el üstünde tutulmalarından kaynaklandığını düşünüyorum.
İktidarda yerele doğru indikçe, cemaatte ise parası olanlara gösterilen itibarı gördükçe ne demek istediğim daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.
O yüzden bazen bu tür problemleri; insanların kendilerine gelmeleri, yapılan yanlışları görmeleri için ilahi birer tokat olarak değerlendiriyorum.
Meselenin birde diğer yanı var. Birde o meseleyi ele alalım;
Dershanelerin bu şekli ile tasfiyesi eğitimde bir takım sorunları beraberinde getirecek gibi görünüyor. Kaldı ki Başbakanın dershaneler üzerinden cemaatle hesaplaştığına ben inanmıyorum.
Bir yerde eğitim sistemindeki dershaneler Başbakan’ın 12 yıldan beri canını sıkan milli eğitim meselesine tuz biber ekiyor.
Milli eğitimin yetersiz kaldığı algısı ve bu eksiği dershanelerin kapattığına olan yaygın inanış tahminin Başbakan’ın bu konuya bu kadar ketum bakmasının sebebi.
Başbakan belki de milli eğitimdeki istediği seviyeyi yakalayamamanın nedenini dershanelere bağlıyor.
Bu arada kurunun yanında yaşta yanıyor, özellikle cemaate bağlı güneydoğu illerindeki dershanelerin yüklendiği hayati misyonu es geçmemek lazım.
Bakıldığında dershanelerin kapatılmasına en çok PKK ve BDP seviniyor.
Özellikle doğu ve güneydoğuda milli eğitimin kalitesi istenilen seviyenin altında, buradaki açığı dershaneler kapatıyor. O bölgeden üniversitelere yerleştirilen okuma azimlisi gençler için dershaneler adeta bir can sübabı. Aksi halde terör örgütünün potansiyel hedefi haline gelebilirler.
Yani özetlersek dershanelerin kapatılması üç sıkıntıyı beraberinde getiriyor.
Birincisi özelikle doğu ve güneydoğu illerindeki gençlerin üniversite sınavlarındaki başarı seviyesi düşebilir ve terör örgütü için açık hedef haline gelebilirler.
İkincisi eğitim sistemimizdeki kalitenin henüz istenilen standartlara gelememiş olması ve bu ihtiyacı dershanelerin kapattığı gerçeği.
Bir diğer sıkıntı ise teşebbüs hürriyetinin engellenmesi ve sektörden geçinen onca kurum ile eğitimcilerin ne olacağı.
Özellikle son madde, demokrasi standartlarının her geçen gün arttığı ve serbest piyasa ekonomisinin yürürlükte olduğu ülkemizde tezat bir algıyı meydana getiriyor.
Velhasıl kelam benim gördüğüm kadarı ile birilerinin pompalamaya çalıştığı gibi İktidar - Cemaat kavgası yaşandığını düşünmüyorum. Cemaat bir yönü ile meseleden olumsuz etkileniyor. Ama iktidarın şu cemaate bir balans ayarı çekeyim dediğini hiç sanmıyorum ki felsefe olarak iki tarafta ruh ikizi gibi, et ve tırnak gibi.
İkisinin de birbirlerinden başka bir tercihleri olacağını düşünmek bile anlamsız...
Bakalım meselede aklı selim ön plana çıkıp bir orta yol bulunabilecek mi?
Bekleyelim Mevlamız’ın neylerse güzel eylemesini…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR