Erkekler mi cani, yoksa…

MAKALEYİ DİNLE

Önceki gün Gebze’de işlenen “eş cinayeti”, aile içi şiddeti bir kez daha gündeme getirdi.
Olayı biliyorsunuz…
25 yaşındaki bir çocuk annesi Mehtap Civelek, eşine boşanma davası açmış.
Bunun üzerine eş Volkan Civelek sinirlenmiş, karısını ölümle tehdit etmeye başlamış.
Mehtap Civelek, tehdit edildiğini polise bildirmiş.
Bir süredir ayrı yaşayan Mehtap ile Volkan, boşanma konusunu görüşmek üzere buluşmuşlar.
İddiaya göre, koca, karısını 2 gün alıkoymuş ve başına iki kurşun sıkarak öldürmüş.
Yüzlercesi gibi, klasik bir cinayet…
“Başkasına yar etmeme” cinayeti…
“Madem benden boşanmak istiyorsun, başkasının da olamazsın!” işlemi…
Gazeteler, dün yine “bildik” başlıklar attılar.
“Devlet, kadını koruyamadı…”
“Katil koca!”
“Yine koca cinayeti!”
********
Aynı gün, yani önceki gün, tesadüfen “aile içi şiddet” konusunda açıklama yapıldı:
“İzmit’te 40 eş koruma altında, bunun 36’sı kadın, 4’ü erkek…”
Dikkatinizi çekerim, “koruma” diyorum, “barınma” altındaki kadınlar hariç.
Onların barınma yerleri ve sayıları açıklanmıyor.
Bazılarınız, Kocaeli gibi bir yerde “aile içi şiddet” uygulanmasına şaşabilir.
“Kocaeli, Türkiye’nin gözbebeği… Burada koca cinayeti olmamalı” diye düşünebilir.
Bu düşüncedeki kişilere, “Kocaeli, Türkiye’nin ortalamasıdır” gerçeğini hatırlatmak lazım…
Türkiye’nin neresinde ne varsa, aynı şeyler Kocaeli’nde de vardır.
Hatta daha fazlası…
Ülkemizin illeri ve ilçeleri, tüm sosyal dokularıyla kentimizde yaşamaktadır.
O zaman bu cinayetlere, “örf, adet ve gelenek” cinayetleri olarak mı bakılmalı!
Yoksa, “Bizim erkekler biraz canidir” deyip, geçiştirecek miyiz?
Eş cinayetlerinin sebebi nedir?
“Aile içi şiddet” neden bu kadar yaygın?
********
Önce şunu kabul edelim.
Her “sorunun”, bir “nedeni” vardır.
“Aile içi şiddet” de bir sorundur ve nedenleri vardır.
Biz, bu “nedenlerin” üzerinde durmazsak…
Biz, bu nedenleri ortadan kaldırmazsak…
Bu “kadın cinayetleri” artarak devam eder.
Biz yine her cinayetten sonra erkekleri “cani” ilan ederiz.
“Devlet, kadını koruyamadı” deriz…
Paneller yapar, konferanslar düzenleriz…
Kadını koruma yöntemlerini tartışırız…
Barınma evlerinin sayısını artırırız.
Anlayacağınız…
Bataklığı kurutmak yerine, yarar sağlamayacağını bile bile ilaçlamaya devam ederiz.
*********
Çözüm nedir?
“Aile içi şiddet” nasıl önlenir?
Bu kafayla…
Bu bakış açısıyla…
Bu sosyal ve ekonomik yapıyla…
Aile içi şiddetin, kadın cinayetlerinin sonu gelmez.
Çünkü şiddet ve cinayetlerin temelinde, “sosyal ve ekonomik sorunlar” yatmaktadır.
Ülkemizin bu sorunları çözülmedikçe, şiddet ve cinayetlerin önünün alınması da mümkün değildir.
Peki, bu sorunların çözülmesi konusunda çalışmalar yapılıyor mu?
Tam tersine!
Hükümet, sosyal ve ekonomik sorunları artırıcı kararlar alıyor, uygulamalar yapıyor.
Mevcut sistem, insanları “birey” haline getirmeyi hedeflemiyor.
Aksine, “güdülmesi gereken canlılar” olarak görüyor.
Uygulamaya geçilen “ılımlı İslam modeli” ve bu modelin içindeki “yeni eğitim sistemi”, insanları “kolay yönetilebilen canlılar” olarak yetiştiriyor.
“Sorgu, sual” yok, “itaat” var.
Sosyalleşemeyen bir toplumdan “düzgün davranışlar” beklenebilir mi?
Bu sistemin basını da aynı “kafa”!
Geçenlerde Ali Bulaç yazdı, kadına uygulanan şiddetin nedeni şöyle açıklıyor:
“Kadının birinci görevi annelik ve ev hanımlığıdır. Kadınlar çalıştığı için erkek fıtri (yaradılış) rolünü kaybedip vahşi cinayetlere sürükleniyor. “
Buyurun bakalım!
Gördüğünüz gibi, kafa bu kafa!
Demek ki, neymiş?
Kadınlar çalışmayıp evde otursalarmış…
Sabahtan akşama yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik işleriyle uğraşsalarmış…
Aile içi şiddet ve koca cinayetleri yaşanmayacakmış.
Hiç şüpheniz olmasın, ülkeyi yönetenlerin çoğu da aynı kafada.
Bu “muhteremler” e sormak lazım.
İslam coğrafyasında kadınların iş hayatına katılma oranı, İslam olmayan Hıristiyan, Musevi ve Budist coğrafyadakilerin kat kat daha altındadır.
Bizimkilerin mantığından hareket edersek, kadın çalışan sayısının çok olduğu İslam dışı coğrafya ve ülkelerde, kadına karşı şiddetin oransal olarak daha yüksek olması gerekmez mi?
Öyle olmayıp da tam tersi olması nasıl açıklanabilir?
Demek, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinin sayısı, kadınların iş hayatına katılmasıyla doğru orantılı değil.
Ben şunu savunuyorum.
İnsanlarımız eğitildikçe…
İnsanlarımız ekonomik yönden rahata erdikçe…
“Birey” olabilen insan sayımız arttıkça…
“Aile içi şiddet” azalır.
Kadın cinayetlerinin nedeni:
Cahilliktir…
Fakirliktir…
Başka bir şey değil.
Her geçen yıl artan kadın cinayetleri, “erkeklerimizin caniliği” ile açıklanamaz.
Bu milleti “cahil”, bu milleti “fakir” tutmaya devam ederseniz, bu cinayetlerin sayısı her geçen yıl katlanacaktır.
Bunu yazın bir tarafa!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR