Bir zamanlar; hepimiz insandık!..

MAKALEYİ DİNLE

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” diyordu Uğur Mumcu.

Öğrenmek, başka insanlarla “empati” kurabilmek ve “İnsanca düşünmek” gerek.

Her gün, öncelikle internet ortamında yerel ve yaygın medyayı inceler, ayrıca en az dört-beş gazete alırım. Sonra, önemli gördüğüm haber ve yazıları keser, “kupür arşivime” alırım.  Son yıllarda “Sosyal Medya” ile de ilgilenmeye başladım. İlginç iletiler çıkıyor kimi zaman. Düşündürüyor, etkiliyor ve “bir şeyler yapmalı” duygusunu uyandırıyor. Değerli ağabeyim Sait Bülbül’ün bir iletisinde şunlar yer alıyordu;

“IRK bizi bölmeden,

“DİN” bizi ayrıştırmadan,

“POLİTİKA” bizi farklılaştırmadan,

“PARA” bizi sınıflandırmadan önce,

 HEPİMİZ İNSANDIK!”

Çocukluk ve gençlik yıllarımı düşünüyorum; ailemizde, mahalle çevremizde,  “Irk” sözcüğünün anlamını bile düşünmedik! “Alavere, dalavere Kürt Mehmet nöbete” tekerlemesi, kendini KÜRT olarak ifade eden vatandaşlarımızın askerde ve hayatın hemen her alanında itilip kakılmalarına karşı halkın “HALKÇA BİR TEPKİSİ” idi!

“Din” konusunda, dini vecibelerini olanca saflığı ile yerine getiren bir aileydik ama farklı din ve mezheplere yönelik hiçbir ön yargımız ve karşıtlığımız yoktu. “Herkes kendi hesabını verecek” derdi büyükbabam.

İstanbul’daki akrabalarımızın Ermeni komşuları ile dosttuk. Babaannem ve büyükbabam, İzmit Yunan işgali altındayken, bir büyük amcamızın (Muhacir Hasan) Yunan askerlerince öldürüldüğünü (Şimdi Şehitlikte yatıyor) ama komşuları “Bakkal Hristo” sayesinde ailece canlarını koruduklarını anlatıyorlardı.

Benim çocukluğumda ve gençlik yıllarımda büyükbabamın en yakın arkadaşları Demokrat Partili idiler. Gençlik yıllarımda siyasetle ilgilendim, başka partilerin gençleriyle arkadaş ve dosttuk.  Sadettin Yalım’ı saygı ve rahmetle anarım. 1988 yılında rahmetli Necati Gençoğlu, “Hürriyet” caddesinin adını “Celal Bayar caddesi” olarak değiştirmek istediğinde şiddetle karşı çıkmıştı!

Benim çocukluğumda ve gençlik yıllarımda “parası-zenginliği” ile caka satanlar adam yerine konmazdı!

Daha pek çok güzel ve insanca örnekler verilebilir.

Ne yazık ki bugün ülkemizde “KİN ve ÖFKE” ile doldurulmuş ama “bilgi yoksulu” ve her an ŞİDDET gösterebilecek fanatiklerle bir arada yaşıyoruz.

Bir tarafta etnik farklılıklar, öteki tarafta din ve mezhep farklılıkları kaşınıyor!.. Diyanet İşleri Başkanlığı bile “Cem Evleri kırmızı çizgimiz” diyerek şaşırtıyor!

Politikada toplum çok tehlikeli bir ayrışma içinde; bir tarafta “Cumhuriyet ve kurucularına” karşı DÜŞMANLIKLA yetiştirilenler, öte yanda “Laik Devlet” anlayışına sahip çıkanlar. Karşılıklı hoşgörüsüzlük hızla büyüyor.

Oysa; “Ülkemiz ve çocuklarımız için bir şeyler yapmak” zorundayız.

Ülkemiz sürekli yabancılara borçlanıyor.

Sosyal Devlet sadece Anayasa’da var!

Gelir dağılımı adaletsiz. İşsizlik, geçim sıkıntısı, üretimsizlik, komşu devletlerle kavgalar, içeride bitmeyen kardeş kavgası, sinirlerimizi bozuyor, “insanlığımızdan çıkarıyor!”

Bu yüzden kolayca parlıyor, şiddete yöneliyoruz.

Her geçen gün “İnsanlığımızı yitiriyoruz!”

Korkuyor, korkutuluyoruz!

Ne oldu bize?

YUNUS EMRE’yi de mi unuttuk?

Ne diyor Yunus?

“Ben gelmedim dava için / Benim işim sevi işi /Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.”

“Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım /Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz.”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR