“Günah keçisi”…

MAKALEYİ DİNLE

Çok sık kullanırız bu deyimi.
Özellikle politikacılarımız…
“Günah keçisi seçmek”, “Günah keçisi ilan etmek” gibi sözcükleri ağızlarından eksik etmezler.
Bu iki sözcüğü kullanmasalar bile…
Yaptıkları hep, karşısındakileri “günah keçisi” ilan etmektir.
Felâketlerin nedenlerini kendi yanlışlarında aramazlar…
Bütün suçu başkalarına yüklerler.
“Günah keçisi” seçtikleri kişilere…
*******
Ne demek “günah keçisi”?
“Sürekli suçlanan, önüne gelenin öfkesini ondan çıkardığı kimse” diyor Türk Dil Kurumu.
Başka tanımlamaları da var:
*“Günah keçisi, suçsuz olduğu halde başkalarının suçunu yüklenen kişi ya da topluluğa verilen isimdir.”
*“İyi gitmeyen her türlü işten sorumlu tutulan, başkalarının cezasını ve sorumluluğunu çeken kişi…”
Hepimiz bu deyimi sık kullanırız da…
Bunun bir “Yahudi inanışından” geldiğini bilmeyiz.
Olayın gelişimi İncil’de de anlatılır…
Bu anlatıma göre, yıllık günah çıkarma merasiminin bitiminde (Yom Kippur Bayramı), en yüksek seviyedeki Musevi din adamı, Allah’a adamak üzere iki keçi seçer. Bunlardan biri kesilerek Allah’a kurban edilecek, diğeri de İsrail halkının tüm günahları üzerine yüklenerek çöle salınacaktır. İki hayvan için bir kura düzenlenir.
Kurban edilmek üzere ismi çıkan keçiyi din adamı Aaron keserek kurban eder. Sonra ellerini ikinci keçinin başına koyarak, İsrail halkının o zamana kadar yaptığı bütün haksızlıkları, kötülükleri, itaatsizlikleri ve haddini bilmezlikleri, yani akla gelebilecek her türlü günahı keçiye geçirir.
Bu keçi, sırtında toplumun tüm günahları, insanları arkasında “günahsız” bırakarak çöle doğru gider ve gözden kaybolur. Bu gelenek, yüzyıllar boyu tekrar edilir. Böylece İsrail halkı tüm günahlarından arınmış olur.
İşte bu keçiye, “günah keçisi” denmiştir.
Bu “ritüel” bugün devam ediyor mu?
Etmiyor…
Yani Yahudiler, Yom Kippur Bayramı’nda yukarıda anlattığım geleneklerini devam ettirmiyorlar.
Günahlarını bir keçiye yükleyip çöle salmıyorlar…
Ya ne yapıyorlar?
Günahlarından arınmak için dua ediyorlar, oruç tutuyorlar, sadaka veriyorlar.
********
“Günah keçisi” ile ilgili ritüel, artık kalkmasına kalktı da…
Uygulaması çağdaş yaşamda devam ediyor.
“Günah keçisi” ilan eden de…
“Günah keçisi” ilan edilen de…
Eksik değil!
Hele bizim ülkemizde…
Siyasette…
İktidar partisi, “başarısızlığının nedenlerini” muhalefete yükler.
Muhalefeti sık sık “günah keçisi” ilan eder.
Sanırsınız ki, ülkeyi muhalefet yönetiyor.
Çalışma hayatında ise…
İş yerlerinde de “günah keçileri” eksik olmaz.
Sosyoloji kanunlarından biri der ki, “Her kurum, geçici bir ahenk yakalayabilmek için kendilerine günah keçileri yaratır.”
Böylece, kurumdaki “suçlayan grup”, kendi hatalarını başkasına yüklemiş, başarısızlıklarına ve yetersizliklerine bir bahane, bir “günah keçisi” bulmuştur.
Dilimizde, başka “benzer laflar” da var.
“Vur abalıya!” gibi…
Ne demek “Vur abalıya!”
*Yanlış bir işin sorumluluğunun masum birine yüklenmesidir.
*Sessiz güçsüz birinin hırpalanmasıdır.
*Bütün yükün yumuşak huylu kişiye yüklenmesidir.
Burada “şamar oğlanı” deyiminden de bir cümleyle söz etmeliyim.
“Herkesin saldırılarına, sevimsiz şakalarına maruz kalan insan” demek…
********
Bugün bayram…
Keyifli olması gereken bir gün…
Size “günah keçisi” ni anlatmaya çalıştım.
Tüm okurlarımın bayramını kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR