“Milli egemenlik” ten “kişisel egemenlik” e…

MAKALEYİ DİNLE

Eskiden adına “hâkimiyet” denirdi.
Şimdiki adı, “egemenlik”…
Hâkim olma…
Egemen olma…
Üstün olma…
Amirlik…
Buradan hareketle “egemen kişi”yi tarif edersek…
Hükmeden…
Buyuran…
Buyruğunu yürütebilen kişi…
Egemenlik, “devlet kudreti” nin bir özelliğidir.
İç hukukta “en üstün kudreti”, uluslar arası hukukta ise “bağımsız bir gücü” anlatır.
********
Peki, “milli egemenlik” ne anlama gelir?”
*Bir milletin kendi kaderine hâkim olması…
*Kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması…
*Kendi kendini idare etmesi…
*Demokratik rejim…
*Özgür ve bağımsız yaşama…
*Milletin birliği ve bütünlüğü…
Anlamına gelir.
Milli egemenlikte, egemenlik, “millet”tedir, “kişi”de değil!
*********
Tarihe bakarsak…
Halkın da yönetime katılarak hükümdarın gücünün sınırlandırılması fikri 1215 yılına, Magna Charta’ya kadar dayanır.
Milli egemenlik düşüncesi, ilk defa 18. yüzyılda Fransız düşünürü Jean Jaques Rousseau tarafından olgunlaştırılmış ve tartışılmaya başlanmıştır.
Bu yüzyılda despot hükümdarlara karşı fertlerin hak ve hürriyetlerini korumak için mücadele başlatılmış…
Bu mücadele bitmiş değil, yüzyıllardır devam ediyor.
Hâlâ daha günümüzde “milli egemenliğin” yerleşmediği, “kişisel egemenliğin” sürdüğü ülkeler var.
N e yazık ki, bu böyle!
*************
Türkiye, “milli egemenlik” prensipleriyle ilk kez Atatürk sayesinde tanıştı.
1.Dünya Savaşı sonunda İtilâf Devletleri, Osmanlı topraklarını kâğıt üzerinde paylaşmışlar ve Türk milletinin varlığına son vermişlerdi.
Bin yıllık vatan toprakları küçük bir bölge dışında elden gitmişti.
1 Kasım 1918 tarihinden itibaren işgaller başlamış, ordu dağıtılmış, ülke içinde çeşitli ayrılıkçı örgütler ayaklanmalar başlatmıştı.
Memleketin bu kötü durumu karşısında, vatansever kişiler tarafından çeşitli il ve ilçelerde “direniş örgütleri” kurulmaya başlanmıştı.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri…
Fakat bu cemiyetler, çeşitli nedenlerle dağınık durumdaydı.
Bu dağınık güçleri birleştirmek için bir “mücadele” başlatmak gerekiyordu.
“Genel bir uyanış” yaratmak için “milli mücadele” şarttı.
Mustafa Kemal Atatürk, millet egemenliğine dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurma kararıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı.
Böylece, Türk tarihinde ilk defa “kişisel egemenlik” ten “milli egemenlik” e geçiş süreci başlamış oldu.
Atatürk, bu düşüncesini ilk kez “Amasya Genelgesi”nde dile getirdi:
“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Ülkemizde milli egemenliğin gerçekleşmesi konusunda atılmış en önemli ilk adım, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920 tarihinde açılmasıdır.
TBMM’nin açılmasıyla, “milli egemenlik prensibi” resmen ve fiilen gerçekleşmiş oldu.
“Milli egemenlik”, rejimin ve devletin temel unsurlarından biri haline getirildi.
Anayasaya, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ifadesi konularak, diktatörlüğe karşı tüm kapılar kapatıldı ve “milli egemenlik” prensibi hukuki olarak güvence altına alındı.
İşte bugün, “kişisel egemenlik” ten “milli egemenlik” e geçişin 93. yıldönümü…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
**************
Peki, 93.yıldönümünde “milli egemenlik” ne durumda?
Atatürk, “milli egemenlik” kavramına çok “anlam” yüklemişti, “Milli egemenlik, milletin namusudur, onurudur, şerefidir!”diye…
Millet, “namusunu, onurunu, şerefini” koruyor mu?
“Namusunu, onurunu, şerefini” koruyacak kişileri Ankara’ya gönderiyor mu?
Milli egemenlik, “milletin birliği ve bütünlüğü” olduğuna göre…
Milli egemenlik, “milletin özgür ve bağımsız yaşaması” olduğuna göre…
Milli egemenliğin simgesi olan TBMM, üstlendiği görevi yerine getirebiliyor mu?
Vatanımızı ve milletimizi ilgilendiren konulara “müdahil” olabiliyor mu?
Yoksa…
Yoksa, devre dışı mı?
Ülkemizi ilgilendiren “hayati konular”, TBMM’de tartışılıp karara bağlanıyor mu, yoksa bir kişinin “emir ve direktifleri” doğrultusunda mı yaşama geçiriliyor?
Ülkemizde…
Üç kuvvet “yasama”, “yürütme” ve “yargı”…
“Kuvvetler ayrılığı sistemi” içinde mi, yoksa bir kişinin kontrolünde mi?
Sizi bilmem, ama ben tedirginim.
Türkiye, “milli egemenlik” ten “kişisel egemenlik” e geri dönüyor!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR