Kaza ve kadere inanmak…

MAKALEYİ DİNLE

Bayram öncesi, aynı firmanın iki otobüsü “kaza” yapıyor, 7 kişi ölüyor, 40 yolcu yaralanıyor.

Firma sahibi, kaza istatistiklerinde ön sırada olan firmasını korumak için, faturayı Allah’a kesiyor ve; “Kaza ve kadere inanmak lazım” diyor!

Kuşkusuz, İslam dininde “Kaza ve Kadere İnanmak” açık bir hükümdür. Ancak, Kur’an’da AKIL üzerine de çok açık hükümler vardır!

Akıl, “insan” kimliğindeki canlılara verilmiş en büyük hazinedir. İnsanı “İNSAN” yapan akıldır!

Akıl; idrak, muhakeme yeteneği, kavrayış, zeka demektir.

Hazreti Muhammed’in de unutulmaması gereken en önemli sözlerinden biri; “DİN AKIL SAHİPLERİNE SESLENİR” sözüdür.

Kaza ve Kader’e inanmak şarttır. Ancak; insanın yaşamında “kendi kaderini belirleme yetisi” de vardır! Bu ne demektir? Sen, yaşadığın sürece yaptığın her şeyden sorumlusun.  Sen, “akıl” denilen irade gücünle, “insan gibi yaşamak” için elinden gelen her şeyi yapacaksın. Bunun ötesinde başına gelebilecek olan kazadır,  kaderdir.

Yaptıklarının hesabını verecek olan insan, doğru yaptıklarının ödülünü, yanlışlarının da cezasını göreceklerdir.   

Şimdi, Allah’ın verdiği akılla düşünelim;

Otobüs ve kamyon şoförleri hangi koşullarda çalışmaktadırlar? Otobüs ve kamyon-TIR şoförlerinin en büyük sorunları “Uykusuzluk ve yorgunluktur.” Yolcu olarak tanığım ki, şoför değişiminde yorgun ve uykusuz şoför, “mezar misali” otobüsün bagaj kısmına girer! Konuştuğum kimi şoförler, bir hafta on gün eve gidemediği, çoluk çocuğunun yüzünü göremediğinden yakınırdı. İnsanlık mıdır bu?

Yorgun, uykusuz, kafasında maddi-manevi sorunlar olan uzunyol kamyon ya da otobüs şoförlerinin “kaza” yapmalarına şaşırmalı mı?

Öte yandan; ülkemizdeki karayollarının bir çok teknik sorunları vardır.

“Duble Yollar” denilen yollar sık sık “bakım ve onarım” içindedir ve tek şerit üzerinden geçişler verilmektedir. Özellikle geceleri, “uyarı” levha ve ışıkları çok yetersizdir. Yağışlı havalarda kimi yerlerde yollar havuz gibi su birikintileri altındadır ve her an kaza riski taşır.

Yollar, eski ve bakımsız araçların yağ atıkları ya da çevresindeki kimi fabrikaların atıkları ile yağış altında araçları kızak gibi kaydırır! Dilovası geçişi bu anlamda “kanıtlı bir sabıkaya” sahiptir!

Trafik kazalarında her yıl 5-6 bin insanımız yaşamını yitirir. Bunun birkaç katı insan sakat kalır. Çünkü; bu ülkenin insan ve yük taşımacılığının yüzde 93’ü karayolu ile yapılır!

Buna ne yol, ne köprü, ne de otoyol yeter.

Trafik ya da iş kazalarında ölenler için, kimi siyasetçiler ve patronlar, kendi günahlarını gizlemek için, insan inançlarını istismar eder; “Bu işin fıtratında ölüm var” ya da; “Kaza ve kader” diyerek, halkla ve insan akıllarıyla adeta alay ederler!

AKLI egemen kılarak yaşayan “UYGAR” toplumlar bu “ÇAĞDIŞI” kazalarla karşılaşmazlar!

Çünkü, “hak ve hukuk bilinci” olan bu toplumlarda her kaza ve belanın hesabı sorulur!

Bu ülkenin karayollarında “kaza” değil, “CİNAYETLER” işleniyor!

Bu gerçeğin farkına varıp, “hesap sorma” kültürüne ulaşamadığımız sürece bu tür kaza ve belaları daha çok yaşayacağız.

Allah akıl ve vicdan versin!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR