“Dürüst” oylarla, “günahkâr” oylar yarışacak!

MAKALEYİ DİNLE

Yarın (Pazar günü) seçim var, cumhurbaşkanlığı seçimi…

Sandık başına gideceğiz, yeni cumhurbaşkanını belirleyeceğiz.

Ben, yarınki seçime salt “cumhurbaşkanlığı seçimi” olarak bakmıyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ötesinde bir anlamı var…

Bu, bir “siyasi oylama” değil!

Yarın Recep Tayyip Erdoğan’a, Ekmeleddin İhsanoğlu’na ve Selahattin Demirtaş’a oy vermeyeceğiz.

Yarın “değerlerimizi” oylayacağız.

Yarın vereceğimiz oylar, kimliğimizi ve kişiliğimizi de ortaya koyacak.

Oylar tasnif edilecek…

“Dürüst oylar”…

“Günahkâr oylar”…

Yarın “dürüstler” ve “günahkârlar” yarışacak.

“Dürüst oylar” galip gelirse, ne mutlu bizlere!

“Günahkâr oylar” seçimi kazanırsa, vah halimize!

 

 

Oyunuzu kullanırken iyi düşünün!

***

Sizden rica ediyorum…

Oyunuzu kullanırken iyi düşünün!

Vicdanınızın sesini dinleyin!

Kendi kendinize sorun!

“Ben dürüst bir insan mıyım?”

Cevabınız “evet”se, oyunuz da “dürüst” olsun!

“Dürüst aday”a oyunuzu kullanın!

Yok kendinizi “dürüst” olarak nitelendirmiyorsanız, önemli değil, oyunuzu istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

“Günahkâr aday”a oy verirseniz, oyunuz da “günahkâr” olur.

 

 

Yarın neyi oylayacağız?

***

Dediğim gibi, yarın Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş’a oy vermeyeceğiz.

Yarın “kendimize” oy vereceğiz.

Kendi kendimizi sınayacağız.

“Dürüst” isek, “dürüst oy” kullanacağız.

Değilsek, “günahkâr oy” atacağız.

Yarın…

*Vatan hainliğini…

*Vatanın bütünlüğünü…

*Milletin birlik, beraberlik ve dirliğini…

*Teröristlerle yapılan işbirliğini…

*Ulusal varlıklarımızın peşkeş çekilmesini…

*Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kumpas kurulmasını…

*Erdoğan’ın öfkesini, kinini, herkese bağırıp çağırmasını…

*İktidarın siyaseti dinleştirmesini…

*Toplumun ayrıştırılmasını…

*Bir kez daha ayakkabı kutularını…

*Bir kez daha para sayma makinelerini…

*Bir kez daha 700 bin liralık saati…

*Bir kez daha “paraların sıfırlanması” nı…

*Ülkeyi yönetenlerin kibrini…

*Yandaş ve yalakaların hırsızlıklarını…

*Muktedirlerin yalanlarını, dolanlarını…

*Aptal yerine konulmamızı…

*Başbakanın nefret söylemini…

*Etnik ve dinsel ayrımcılığın yapılmasını…

*Çok yüzlülüğü…

*Tükürdüğünü yalamayı…

Oylayacağız.

Bütün bunları onaylıyorsanız, gidin o kişiye oyunuzu verin!

Sizler de günahkâr olun!

Onaylamıyorsanız, oyunuzu “dürüst ve düzgün” adaya verin!

Karar sizin…

Bir kez daha düşünün!

Oyunuz “dürüst” mü, yoksa “günahkâr” mı olacak?

 

Ayıplı mısınız, değil misiniz?

***

Bakın Türkiye’yi ne hale getirdiler!

*Eğer Sünni değil de Alevi’yseniz…

*Hele hele Zaza iseniz…

*Recep Tayyip Erdoğan gibi düşünmüyorsanız…

*Erdoğan’la aynı ırktan değilseniz…

*Erdoğan’la aynı inançları paylaşmıyorsanız…

Siz ayıplısınız.

Vay halinize!

Gözünüzü kapayın, kulaklarınızı tıkayın!

Bu iktidar, “ayıplı olanlar” a bu dünyayı zindan ediyor.

 

Affedersiniz, beni “Erdoğancı” sanıyorlar…

***

Çok bozuldum…

Vallahi de billahi de çok bozuldum.

Geçen gün biri “Sen Erdoğancı mısın?” diye mail atmış.

Beni, İzmit’te yaşayan “Erdoğan Gönüllüsü” başka bir gazeteciyle mi karıştırdı ne!

Ne kadar çirkin!

Affedersiniz, beni Erdoğancı sanıyorlar…

Benim Erdoğancı sanılmam, Erdoğan’ın Ermeni sanılmasından daha kötü.

 

Sevgili… En sevgili… Ey sevgili…

***

Sezai Karakoç’un o şiirini biliyorsunuz değil mi?

Uzun bir şiir…

Hatırlamanız için bazı mısralarını yazayım:

“Bütün şiirlerde söylediğim sensin

Suna dedimse sen, Leyla dedimse sensin

Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın

Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın bellisin

Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için

Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini

Ey gönüllerin en yumuşağı en derini

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim”

Hatırladınız mı?

Sezai Karakoç’un “Allah’a sesleniş” şiiri bu!

***

Geçenlerde televizyonda Erdoğan’ın seçim reklamını izliyorum.

Hani yıldızlar dört bir taraftan geliyor, “cumhurbaşkanı forsu” na dönüşüyor ya, dikkat ettim, reklamın müziği ve seslendirilmesi o şiirden.

Öyle düzenlenmiş ki, Erdoğan, kendisine seslenilen “en mukaddes kişi” yerine konmuş.

Başbakanken bunları gördük…

Bir de cumhurbaşkanı olsun, daha neler göreceğiz neler!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

alperen - chpliler dürüstse dünyada yamuk kalmadı

Yanıtla . 0Beğen 08 Ağustos 17:47
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR