Her güne yeni bir faciayla uyanıyoruz

MAKALEYİ DİNLE

*Ermenek’te maden felaketi, 18 madenci 370 metre derinlikteki susun altında.

*Isparta’nın Yalvaç İlçesi’nde trafik kazası, 16’sı kadın 18 işçi hayatını kaybetti.

*Yüksekova’da 3 asker, yüzü maskeli PKK teröristleri tarafından öldürüldü.

*Diyarbakır’da 1 astsubay, yine yüzü maskeli iki terörist tarafından katledildi.

Bu satırları yazarken, ara verip internete girdim, acaba yeni bir felaket var mı diye baktım, Bartın’ın Amasra İlçesi’nde yine maden kazası ve 2 ölü!

Kim bilir siz bu satırları okurken listeye daha ne felaket eklenecek.

İnsan haberleri dinlerken ürperiyor.

Bunlar ulusal felaketler…

Bir de kentimizdekilere bakın!

Trafik kazası olmadan…

İş kazası yaşanmadan…

Cinayet işlenmeden…

İntiharsız…

Soygunsuz…

Tek bir günümüz var mı?

Eskiden bir cinayet işlenirdi, aylarca o cinayet konuşulur yazılırdı.

Şimdi “cinayetlerin ömrü” en fazla 24 saat.

Yeni bir cinayet olunca eskisi unutulup gidiyor.

İş kazalarının da, trafik kazalarının da, intiharların da ömrü aynı!

“Şehit” haberleri de, “hainlik” haberleri de artık “iz” bırakmaz oldu.

Yeni bir şehitle, yeni bir hainlikle eskileri unutuyoruz.

Toplum; gencecik asker ve polislerimizin şehit düşmesini, vatanımıza ve devletimize karşı işlenen hainlikleri, trafik kazalarını, iş kazalarını, cinayetleri, intiharları iyice kanıksadı.

Bunlar, günlük yaşantımızın birer parçası haline geldi.

 

Hainler, ortalıkta cirit atıyor, tepki yok.

“İş kazası cinayetleri” ve “trafik kazası cinayetleri” de, toplumun irkilip kendisine gelmesine yetmiyor.

Bütün bu olaylar durup dururken neden arttı?

Toplum, “cinnet geçirme” noktasına mı geldi?

 Toplumu bu noktaya getiren iktidar, neden yeteri kadar sorgulanmıyor?

Neden hâlâ pirim toplamaya devam ediyor?

 

Toplum neredeydi, nerelere geldi?

Basit bir göstergedir…

Bir ülkede toplumun nereden nereye getirildiğini somut olarak görebilmek için, o ülkenin mahkemelerindeki dava sayılarına ve cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayılarına bakın yeter.

12 yıl önce mahkemelerde kaç dosya vardı, bugün kaç dosya var?

İcra dosyası sayısı kaçtı, bugün kaç?

Kaç cezaevi vardı, bugünkü cezaevi sayısı ne kadar?

Kaç tutuklu ve hükümlü vardı, bugün ne kadar?

Devletin 12 yıl önceki borcu ve bugünkü borcu…

Vatandaşların 12 yıl önceki borç toplamı, bugünkü borç toplamı…

12 yıl önceki tasarruf yüzdesi, bugünkü tasarruf yüzdesi…

Cinayet sayısı…

İntihar sayısı…

İş kazası sayısı…

Bu rakamları önünüze koyun, ülkemizin ne kadar kötü yönetildiğini, 12 yılda nereden nereye getirildiğini “şıp” diye bulursunuz.

Eğer bugün bu kadar iş kazası, bu kadar trafik kazası oluyorsa…

Bu kadar cinayet işleniyor, bu kadar intihar yaşanıyorsa…

Bunlar sebepsiz değildir.

Siz keyif olsun diye cinayet ilendiğini, keyif olsun diye insanların intihar ettiğini hiç duydunuz mu?

Bunların sosyal ve ekonomik sebepleri var.

Türkiye’nin kötü yönetimi, bu sonuçları doğuruyor.

Yaşadıklarımızı, “takdir-i ilahi” deyip geçiştiremeyiz.

***

Biliyorum, pazar günleri böyle iç karartıcı şeyler yazılmaz.

Ama inanın, son günlerde yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz felaketler karşısında daha farklı bir yazı yazmak içimden gelmedi.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR