Yok, olsun diye mi mücadele ettiler?

MAKALEYİ DİNLE

Sabah olmuştu gün yeni yeni aydınlanmaya başlamıştı, kocasını Çanakkale’ de kaybetmiş Nermin teyzenin çocuğu deniz kenarına inmiş avaz avaz bağırıyordu. Büyük bir telaşla bir şey mi oldu diye fırladı herkes. Deniz çarşaf gibi duruyordu. Başımızı sağa doğru çevirdik ve karşımızda kocaman zırhlı savaş gemileri. Ne olduğunu anlayamadan ard arda gümmm gümmmm sesleri gelmeye başladı. Kafamızı korku ile iyice sağa çevirip baktığımızda fabrika ( Şakayık fabrikası) tarafından duman çıkıyordu. Daha yeni bıyıkları terlemeye başlayan abim Nazmi ellerini yumru yapmış kaşlarını çatmış keskin gözleri ile olayı izliyor bir yandan da “- Allah belalarını versin Karamürsel’i işgale başladılar” diye bağırıyordu. O düz deniz bile korkudan dalga dalga olmuştu.

Birden annem abimle beni içeri çekti ve gördük ki İngiliz askerler kaymakamlığa doğru ilerlemeye başlamıştı. Abim Nazmi evden kaçtı arkadaşlarını topladı doğru Küçükdere’ ye koştular. Orada mevzilenmiş hazır kıta büyüklerimize ulaşmak istediler ama nafile çoktan çatışma çıkmıştı bile. Öğlene doğru karaya çıkan İngiliz askerleri fazla tutunamadan gemilere tekrar binerek gittiler. ( 25 Haziran 1920 )

Büyükler Samanlı dağlarının farklı yerlerine mevzilere gitmiş kimi de doğrudan savaş bölgelerine gitmişler abim Nazmi ve biraz daha büyük yeni yetmeler de evlerde hazırlık yapmaya başladılar. Bir kere gelen bir daha fazla kuvvetle gelirdi. Fedai İsmail, Alaettin ve Mustafa kaptanlar korkusuzca harıl harıl İstanbul’dan aldıkları silahları Anadolu’ya gitmesini sağlamak için tekneleri ile durmadan getiriyorlardı. Tavşanlı üzerinden de kağnılarla İnegöl üzerinden sevkiyat yapılıyordu.

11 Temmuz günü Ereğli istikametinden 400 kişilik Yunan taburu denizden de İngiliz torpidosu Karamürsel’ e girmişti, Ereğli’yi talan etmişlerdi. Pazarköy’ de girmedikleri ev bırakmamışlardı. Akçat köyünden Ahmet oğlu Halil’i, Keleş oğlu Mehmet Şükrü’yü, Boşnak Beşer’i, Nazif’i ve 3 kişiyi daha öldürmüşlerdi. Bursa’ya doğru devam ettiler. 29 kişiyi de yanlarına alıp gittiler.

18 Temmuz’da İstanbul’dan araba vapuru ile tekrar 400 kişilik Yunan taburu geldi. Padişah yanlısı Kaymakam vekili Yalovalı Refik Bey “-Kaçmayın! Yunanlılardan zarar gelmez” dediği için halk kaçmamıştı. Ama Pazarköy ve Bursa yönlerinden gelen birlikler, 4 dağ topu ile ateşe başlayınca işin korkunçluğu anlaşılıyor, herkes evlerine korku içinde kapanıyor. Terzi Laz Mevlüt, 85 kişi ile Karamürsel’i müdafaaya başlıyordu.

Ertesi gün 15 yaşından yukarı Muhacir Veysel, Demirci Remzi, Boşnak Rasim, Viran Ali ve adını sayamadığım birçok insanımızı kaymakamlık önünde kurşuna dizdiler. Günlerce sürdü mücadele. Karamürsel halkı mücadeleden vazgeçmedi.

1921 yılında Samanlı dağlarını mesken tutan Gökbayrak Taburu, Mehmet Efe, Ne Olursa Olsun Taburu, Karamürsel Taburu, Demir bey, Urfalı Halil, Pomak Hasan, Adem Çavuş, Cansever Şükrü, İsmail Güneş, Çerkez Davut Mülazım Sani Kerim gibi kahramanların gayreti sonucu tutunamayan Yunan kuvvetleri 3 Temmuz günü Bursa yönüne çekilmeye başladı. Giderken yaşlıları ile beraber Karamürsel’i yaktı, yıktılar. 4 Temmuz’da İzmit yönünden Mustafa Kemal’in askerleri kasabaya girerek tamamen düşmanı temizlemişlerdi. Karamürsel’de düşmandan geriye yanmış evler, sayısız tecavüz, sayısız ölüm kalmıştı. Karamürsel halkını cesaretle karşı koymaya götüren, düşman karşısında ayakta durmasını sağlayan Mustafa Kemal (Atatürk)’e ve silah arkadaşlarına duydukları güvendir.

Rahmetli Eski Kocaeli Milletvekili Boşnak Nazmi Oğuz anlatmıştı. “Çocuktum Yeşil Bayrakları ile Kuva-i İnzibatiye kuvvetleri Karamürsel’e gelmişti. Yunanlılara karşı direnilmemesini, Kuva-i Milliye’ye katılacakların öldürüleceğini söylemişlerdi” derdi. 

Bugün Karamürsel’in kurtuluşunu daha farklı anlatacaktım. Bugün Ramazan Bayramı ( Şeker Bayramı )’nın Karamürsel’in geçmişindeki öneminden bahsedecektim. Mutsuzluğumuza birazcık mutluluk katacaktım.

Ve bugün, geçtiğimiz Salı IŞİD’in İstanbul Atatürk Havaalanına yaptığı lanet saldırıdan sonra yazacak halim kalmadı. Bu kadar karamsarlığın arasında mutlu bir şeyler yazmak her iki bayramı güzel hoş anlatmak arzusundaydım…

İçimde hiç ama hiç istek arzu kalmadı. Her geçen gün daha fazla karamsar bir tablo ile karşılaşıyoruz. Ha bitti ha bitecek galiba diye umut etmeye çalışırken gün geçtikçe görülüyor ki; biten hiçbir şey yok.

Her vatandaş gibi bende kahroluyorum. Her vatandaş gibi üzüntüyü ciğerimde hissediyorum.

50’ye yakın ölü, 200’ün üzerinde yaralı. Daha fazla yorum yapmıyorum, daha fazla bir şey demiyorum. Ancak Fedai İsmail’lerin, Alaettin ve Canımoğlu Mustafa Kaptanların, Terzi Laz Mevlütlerin,  Demir beylerin, Boşnak Rasimlerin ve bütün yurtta elde kalan vatan parçasını korumak için Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının yanında yer alan herkesin bu büyük gayretine yazık değil mi?

Kurtuluş günümüz ve Şeker Bayramımız bu kadar acı içinde yine de kutlu olsun.   

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Hamdi - Bilgutay bey, kalemine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen 30 Haziran 17:45
01

Ahmet Çetin - Yüreğine sağlık, sanki oradaymışım gibi yaşadım. Sağol hocam.

Yanıtla . 0Beğen 30 Haziran 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR