Kolay mı insana kıymak?

MAKALEYİ DİNLE

Bir insan kolay mı geliyor dünyaya?

O’nu bedeninde 9 ay taşıyan, besleyen, acılar çekerek dünyaya getiren bir “anne” için bir “evlat” nasıl bir değerdir?

Türkiye’yi, küresel düzenin aptal pazarı yapmak, halkını uyutup uyuşturmak için, Emperyalizm ve işbirlikçilerinin kurdukları KUMPASLAR sonucu, “sahte belgeler ve bazıları terör suçlusu gizli tanıklarla” Türk Ordusunun saygın üyeleri, bu ülkenin gerçek aydınları ve gazetecileri “suçsuz ve günahsız” yıllarca tutsak edildi; savunma hakkını ve somut belgeleri hiçe sayan “düzmece mahkemelerle” mahkûm edildiler.

Sonra, “iş ortakları anlaşamayınca” bu davaların “KUMPAS” olduğu açıklandı!

Yeniden görülen davalarda ve son olarak, Poyrazköy Davası’nda da tüm sanıklar beraat etti.

Peki, ya çekilen çileler, ödenen bedeller?

Örneğin; bu ülkenin onur duyması gereken bir aydını, Prof. Dr. Türkan Saylan, POYRAZKÖY Davası’nda “terör örgütü kurmakla” suçlandı ve kanserle mücadele ederken, hoyratça evi talan edildi, onun kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yok edilmek istendi.

Aynı davada “sanık” sandalyesine oturtulan, Deniz Kuvvetleri’nin onurlu bir üyesi Yarbay Ali Tatar, bu ahlaksız kumpasın bir hedefi ve kurbanı olmayı içine sindiremedi ve kendi eliyle canına kıydı.

O kumpas davalarında, ölümcül hastalıklarına karşın zindanlarda çürütülen kimi insanlar acılar içinde ve erken veda ettiler yaşama.

Hayatlar çalındı bu ülkede.

Bu ülkeyi, emperyalist emellere kurban etmek için bu ülkenin en güzel insanlarının canlarını aldılar!

Emperyalist güçlerin “çıkar hesapları” uğruna bu korkunç kumpası kurmalarını bir ölçüde anlayabilirsiniz. Ama; “Kahrolası ekonomik ve siyasal çıkarları için emperyalistlerle İŞBİRLİĞİ yapan içimizdeki hainleri” anlayabilir misiniz?

Halkı büyük ölçüde eğitim olanaklarından yoksun bırakılmış, mesleksiz ve çaresiz insanların, bu acımasız düzende sığınabilecekleri tek güç Allah’tır. Ne yazık ki, bu ülkenin saf ve masum insanlarını “Allah’la kandırdılar, uyuttular, uyuşturdular, KİNDAR yaptılar!”

Kur’an’da, sık sık “Allah affedicidir” der.

Ama, Yüce Yaradan’ın bir kesin hükmü; “Bana KUL HAKKI ile gelmeyin” değil mi?

Bir insanın malını çalmak, eğitim olanaklarından yoksun bırakarak “mesleksiz” kılmak, “sadakaya muhtaç” hale getirmek, bir insanın hakkı olan işi ondan alarak kendi yandaşına vermek “kul hakkı yemek” değil mi?

Ama, kul hakkının en kirlisi, en rezili, en alçakçası, “iftira atarak haksız yere tutsak etmek, ailesine çile çektirmek, onuruyla oynamak” değil mi?

Bu ahlaksız kumpasları kuranları ve “İŞBİRLİKÇİSİ” olanları affedecek misiniz?

Yoksa, bütün bu acı gerçekleri unutup, sizi “Allah’la aldatan” ve “kul hakkı yiyen” kısa sürede büyük zenginliklere ulaşan, içi başka dışı başka ahlaksızlara BİAT mı edeceksiniz?

Sizin yavrularınıza böyle kumpaslarla karaçalınsa, yaşama hakları yok edilse, ekmekleriyle oynansa, bunlara sebep olanları affeder misiniz?

Şimdi, Bağımsız Yargı’ya düşen bir görev var;

“Bu ahlaksız kumpası kuran, işbirlikçisi olan ve hukukçu kimliğini bir kenara koyup bu sahte davalarda hüküm veren yargı mensuplarından hesap sormak.”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR