Yoksulluğun Bedeli; Hileli gıdalar ölüm saçıyor!

MAKALEYİ DİNLE

Son zamanlarda, gazete ve televizyon haberlerinde sık sık “hileli gıdalar” ve bu yüzden hastalanan insanlarla ilgili haberlere tanık oluyoruz.

Temel soru şu;

  • Birileri neden hileli gıdalar üretir ve pazarlar? Ve, bu hileli gıdaları kimler, niçin tüketir?

Bir turizm beldesinde, salaş bir mekanda “tavuk döner” satıyor adam. Eğri büğrü bir yazı ile de “5 liraya tavuk döner-ekmek+ ayran” diye bir ilan koymuş! Yarım ekmek içinde, soğanı-domatesi-biberi ile tavuk döner. Dönere bakıyorsunuz, belirli yerleri yanık! Kullandığı tavuk etinin menşei, kalitesi belli değil. 45 günde, yapay yemlerle beslenen piliçlerin besleyici niteliği şüpheli! Ama, vatandaş alıyor ve yiyor. Başka çaresi var mı?

Bir esnaf lokantasında bile, vasat bir yemeği 15-20 liradan aşağı yemesi mümkün değil. Ama bu, “sağlıklı beslenme” değil! Karın doyurma, nefis tüketme!

Ya sonra?

Kötü beslenmenin bedeli çok ağır. Yavaş ve sinsice bedene giren kötü ve çeşitli kimyasallarla dayanıklı ömrü yapay olarak uzatılan gıdalar,  amip hücresi gibi çoğalarak, insan organlarını tahrip ediyor! Son yıllarda “kanser vakaları” hızla yayılıyor!.. İkinci büyük tehlike ise “obezite” yani aşırı şişmanlık!.

Sorunun biraz daha içine girerseniz, “hileli gıdalar” olayı ile karşılaşıyorsunuz.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı uzmanlarının yaptıkları araştırmalarda; et, süt, bal, zeytinyağı ve alkollü içecekler başta olmak üzere, pek çok gıda ürününde çok çeşitli hileler ve insan sağlığını tehdit eden “kimyasal katkı maddeleri” tespit etmişler.

Yapılan iş iğrenç.

İnsan yaşamına kastetmek.

Hem yasalara hem de “ahlaki değerlere” aykırı.

Peki, bu hileli gıdaları üretmenin “asıl nedeni” nedir?

Çünkü; yoksul, dar ve orta gelirli insanların “temiz gıda” tüketebilme şansı yok! En temel gıda ürünleri o küçük bütçelerin kaldıramayacağı kadar pahalı!

Bu ülkede “işsizlik” temel toplumsal sorunların başında geliyor. İş bulanın o işten “emekli olabilmesi” neredeyse imkansız. “Sözleşmeli işçilik” yetmedi, “kiralık işçilik” getirildi! Çalışma yaşamı ile ilgili yasalar, çalışanları korumuyor!

Kira ve beslenme giderlerini karşılayabilmek, yoksul ve dar gelirli insanlar için imkansız. 15 milyona yakın insanımız, çeşitli yardımlarla yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Bu ülkede “üretim ekonomisi” egemen değil! Ama “kent rantlarını yağmalayan uyanıklar kolay yoldan zengin olabiliyor!”

Bu ülkede; 22 milyon 100 bin kişi kredi kartı borçlarını ödeyemiyor!

18 milyon 500 bin kişi “İhtiyaç Kredisi” borçlusu! 2 milyon 300 bin kişi konut kredisi borçlusu, 801 bin kişi taşıt kredisi borçlusu. (Kaynak: Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi, Haziran ayı verileri.)

Ailelerin yüzde 88’i tasarruf yapamıyor! (Merkez Bankası ve TUİK araştırması)

Bu ülkede; emekliler her yıl biraz daha yoksullaşıyor!

Bu ülkede; boşanmaların ve aile içi şiddetin en büyük nedenleri işini kaybetme ve geçim sıkıntısı.

Bu ülkede; suç patlaması yaşanıyor! Cezaevleri tıka basa dolu. Yeni cezaevleri yapılıyor!

Hileli gıda üretiminin bir diğer nedeni ise, büyük alışveriş merkezleri karşısında tutunamayan yüzbinlerce esnafın işsiz ve çaresiz kalması.

Daha ucuza mal edemezsen, daha ucuza satamazsın! Daha ucuzu ise, hilesiz olmuyor!

Ya vatandaş?

Başına gelen belaların nedenlerini sorgulamıyor ya da sorgulayamıyor! Vatandaşı “kirli siyaset oyunları” ile oyalıyorlar!

İnancını, milli duygularını kullanıyorlar!

“Gıda üretiminde kendi kendine yeten Türkiye, neden gıdada yabancı ürünlerin pazarı oldu?” diye sorgulayamıyor vatandaş!

Bu kara düzen de böyle sürüp gidiyor işte!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR