Futbolun ruhu bitti!

MAKALEYİ DİNLE

Aslında her şey iyi gidiyordu. Top ayağa gelir ve şans yaver giderse vuruş gol oluyordu.

Medya, gol olsun-olmasın yazacak çok şey buluyor futbolda. Kazandın mı, dükkân senin; kaybettin, felaket tellalları iş başındadır.

Ortalığı yabancı oyuncularla allayıp pulladıktan sonra yerlilerle iş yapmaya çalışan süper takımlarımız  hayal kırıklığına uğrayabiliyor. Bilerek yada bilmeyerek, futboldan söz ediyorum; para vermeyi ve bulmayı vaat edenler bir süre sonra maç kayıpları nedeni ile eleştiriliyorlar.

Futbolun her şeye rağmen bir oyun ve sonucun kestirilmesinin zor olduğunu bilmeyen var mı? Şikeden bahsetmiyorum. Yüzyıl geçse kimse bunları -eğer yapanlar varsa ve kendileri itiraf etmezse- bilemez…

Ama futbol eğlenceli bir spordur. İçinde olan da eğlenir, dışındaki de… Bu eğlence iyi yönetilemiyor. Tesadüflere bırakılmış gidiyor. İyi bir ürün ama değerini bulamamış bir pazarlama felaketi içinde yüzüyor. Kulüpler yayıncı kuruluştan para alarak işlerini götürmeye çalışıyorlar. Taraftar maça gitmiyor. İlk hafta bir felaket habercisi idi seyirci sayıları…

Pazarlama konusunda sınıfta kaldık. Medya doğruyu yazmıyor, televizyon illüzyon yapıyor.

Futbolda Dünya Şampiyonasını doğru analiz edebildik mi? Almanya’nın 90’lı yıllardan hemen sonra başlattığı “Tempo Spiel” diyebileceğimiz oyun anlayışını kim algılayabildi?

Başarılı teknik adamları başkanlar neden kıskanır? Ya da canı istediğinde başkanlar çalıştırıcıyı nasıl değiştirirler? Sabırlı ve güven verici futbol ortamlarını sağlamak kimin görevidir?

Benim önerilerim aşağıda sıralanmaktadır:

1. Altyapı çalıştırıcılarının tamamını yeniden eğitimden geçirmeliyiz.

2. Bu hocaların maaşlarını üst yapıda çalışan teknik direktör maaşının en az yarısını vermeliyiz.

3. Üst tarafın maaşının yarısını vermiyorsak ben rakam öneriyorum: Başka hiçbir iş yapmamak ve tüm sosyal güvencelerini futboldan karşılamak üzere ayda 45 bin TL’yi şimdilik uygun görüyorum.

4. Spor Liselerinin bazılarını “İnternat”* şeklinde, tamamen futbola dönük yapılandırmalıyız. Buralardaki eğitici kadrolarını Üniversitelerden ve TFF’nin üst düzey teknik adamlarından oluşturmalıyız.

5. Futbol sevgisini ana okulları döneminden başlatmalı, buralara gelen her çocuğa birer futbol topu hediye etmeli, o topla uyumalarını sağlamalıyız.

6. Okullara müdür olarak spor yapmış, spor kariyeri olan eğiticilerin gelmesini mutlaka istemeliyiz.

7. Futbol alanları ve tesislerinin tamamı elden geçirilmeli ve oralara çok çalışkan görevliler göndermeliyiz.

8. Her zaman olduğu gibi bilime karşı değil onun yanında olmayı tercih etmeliyiz.

Bugünlük bu kadar. İzlediğim futbol keyif vermedi. Milli takım sonucu beni üzdü. 76 milyon içinden 11’i bulamıyoruz. Teleskopa sarılıp ileriye baktım. Buğulu bir ortam var… Güneş açsın diye bekliyorum…

*: İnternat: Hem eğitim hem spor içerikli yatılı spor eğitim merkezleri…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR