Hurda kağıt!..

MAKALEYİ DİNLE

Çocukluk yıllarımı anımsıyorum;

Ekonomik olanakları yetersiz olan kimi aileler, okunmuş gazete toplar,  evlerinde “kesekağıdı” yapar ve bakkallara satarak, aile bütçesine katkı sağlarlardı.

İzmit’in bir simgesi olan SEKA kağıt fabrikası, “hurda kağıt” satın alır ve kağıt üretiminde kullanırdı. Bu işten ekmek yiyen insanlarımız vardı.

1970 yılından bu yana, her gün birkaç gazete alır, okuduktan sonra önemli haber ve yazıları keser, “kupür arşivi” yaparım. Çalışma odamda bir kutuda biriktirdiğim gazete ve dergileri de, kağıt toplayanlara verirdim. Kimileri de, işyerime gelerek düzenli olarak kağıt atıklarını alırdı.

Ama son zamanlarda ne evleri ne de işyerlerini dolaşarak “atık kağıdınız var mı?” diye soran yok!

Geçenlerde, yeni bir eve taşınma hazırlığındayken, kütüphane ve arşivimde eleme ve temizlik yaptım. Hayli kağıt, gazete kupürü ve artık okunması pek mümkün olmayan dergiler oldu. Eşim de eski moda dergilerini ayıkladı.  Kupürleri ve eski evrakları “Geri Dönüşüm Kutularına” attım. Dergileri de, bir hurdacı-kağıt toplayıcı alır diye, çöp kutusunun yanına dizdim. Daha sonra gördüm ki, biri bütün dergileri çöp kutusunun içine atmış! Çok üzüldüm.

18 Ekim 2015 tarihli bir gazetede; “Hurda kağıtta ihracata darbe” başlıklı bir haber okuyunca, artık ülkemizde hurda kağıda ilginin neden azaldığını anladım.

Haber içeriği şöyle; “Dış Ticaret Müsteşarlığı, 13 Haziran 2011 tarihinden itibaren, hurda kağıt ihracatını en az 3 kağıt üreticisinden onay alma şartına bağlamış!”

Böyle bir karar, dış ülkelere kağıt satma çabasında olan kişi ve şirketlerin elini kolunu bağlamaktır.

Bu ülkede “Serbest Ticaret” uygulaması kaldırıldı mı yoksa!?

Sonuç olarak, Türkiye’de hurda kağıt fiyatları düşüyor!

Sokaklarda, ekmeğini hurda kağıt ve karton toplayarak çıkaran binlerce garibanın ekmeği ile oynamak değil mi bu?

Ama buna karşın, “dış ülkelerden hurda kağıt alımına” bir engel yok!?

Atık Malzemeler Sanayicileri Derneği (TÜDAM) Başkanı Vedat Kılıç; “Türkiye’de kağıt fabrikalarının ihtiyacından çok daha fazla atık kağıt oluştuğunu” açıklıyor!

Düşündürücü değil mi?

Kalan hurda kağıtlar ne olacak?

Çöpe gidecek!

Bu “İSRAF” değil mi?

Üstelik, bu kadar çok atık kağıt toplanabildiği halde, kağıt fabrikaları yabancı ülkelerden “hurda kağıt ithalatı” (Dış alım) yapıyor! Başkan Kılıç, “Hurda kağıtta 42 milyon dolarlık dış ticaret açığı” olduğunu belirtiyor!

2014 yılında 2 milyon 700 bin ton hurda kağıt toplanıyor ama bunun sadece 44 bin tonu ihraç edilebiliyor!

Öte yandan, 2012’den 2015 yılının Mayıs ayına kadar, dışarıdan 400 bin ton hurda kağıt alınıyor! Bu ithalat için yaklaşık 65 milyon 700 bin dolar ödeniyor! Yine aynı dönemde ancak 140 ton hurda kağıt dış ülkelere satılıyor ve 23.4 milyon dolar elde edilebiliyor!

 AKP iktidarı, sadece kağıtta değil, sanayi girdilerinde ve tarım ürünlerinde de “dışa bağımlı” bir politika izliyor. Öylesine ki, bu ülke “Saman İthalatı” yapıyor!

Muhalefet partileri, “emekli ve memura daha insanca yaşayabilecekleri maaş, asgari ücreti yükseltme” gibi vaadlerle ortaya çıktığında “kaynak nerede kaynak?” diye soran AKP iktidarı, yabancı ülkelerin ürünlerini yurda sokmakta hiç de kaynak sıkıntısı çekmiyor!

Kaynak ise, işte size hurda kağıt sektöründen bir kaynak! Yurtdışına hurda kağıt satılmasını engelleyeceğinize, dışarıdan ithal edilmesini engelleyin, bu ülkenin insanları kazansın, hurda kağıtlarımız da çöpe gitmesin!

Bakın, resmi açıklamalara göre; Bütçe 15.4 milyar lira açık verecek!

Cari Açık ise 45 milyar dolar!

Bu somut gerçekler ortadayken, “YERLİ OTO” palavrasıyla bu milleti aldatmanın alemi var mı?

UYAN TÜRKİYE, SOYULUYORSUN!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Bektaş Açıkgöz - Türkiye sadece samanı değil, fakir-fukara yemeği olarak kabul edilen kuru fasulyeyi, nohutu bile artık ithal eder duruma getirildi. Bugün, fakirlerin sofrasının vazgeçilmezlerinden olan nohutun kilogram fiyatı tam 10 TL’den satılmaktadır. Neredeyse et fiyatlarıyla yarışır hâle gelmiştir. Kimi mağazalarda 15 TL'den bile satılmaktadır.

Sadece bu kadarla kalsa yine iyi… Anadolu’nun binlerce yıllık hazineleri olan kırmızı ve yeşil mercimekler bile

artık Türkiye’ye dışarıdan geliyor. 1988 yılında kuru baklagiller toplam 20 milyon dönüm araziye ekilirken, bugün (2016 yılında) sadece 6 milyon dönüme ekim yapılmaktadır. 1988 yılında Türkiye’nin nüfusu ne kadardı; şimdi ne kadar? 1988 yılında toplam talep ne kadardı; şimdi ne kadar? Arada âdeta bir uçurum var.

Yanıtla . 0Beğen 21 Ekim 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR