“Devlet bize yardım etsin!”

MAKALEYİ DİNLE

 

 

 

Tarihimize baktığımızda üretmekten çok yardım almayı seven bir millet oluğumuzu söylemek mümkün.

Mesela Göktürk kitabelerinde Bilge Kağan'ın o günkü Türk milletine "Çinlilerin ipek ve sefahatine ne kadar çabuk alışıp mücadeleyi bıraktığına" dair serzenişte bulunduğunu görürüz.

Osmanlı'nın son dönemine bakıldığında ise toplu iğne dahi üretemeyen bir durumda olduğumuz, her şeyi dışarıdan ithal ettiğimiz için yapılan savaşlarda büyük zorluklar yaşandığına dair bilgiler hepimizin malumudur.

Nitekim Cumhuriyet kurulduğunda ülkede üretim eksikliğinin farkında olan Atatürk ve İnönü döneminin yöneticileri dışarıdan yardım almadan kendi kendine yeten bir ekonomi yaratmak maksadıyla halkı bilinçli üretime sevk edecek halk evleri, köy enstitüleri ve tank, basma, kağıt gibi çeşitli ürünlerin üretimine yönelik fabrikalar kurmuşlardır.

Bu ekonomik hamleler yapılırken o günün iç ve dış şartları gereğince halk bu değişimlere biraz zorlanarak dahil edilmek istendiği için, bugün bile herhangi bir baskı söz konusu olduğunda Atatürk ve İnönü dönemine benzerlikten dem vurulur.

Devletin halka yardım dağıtmasından ziyade halkı üretmeye sevk ettiği bir dönemden halkın çeşitli sebeplerle memnun olmamasına binaen 1945’de çok partili hayata geçilmiş ve Demokrat Parti dönemi başlamıştır.

1947’de ABD Marshall yardımı neticesinde Türkiye serbest piyasa ekonomisi ile dış yardımlara açılmış, özelleştirmeler yapılmış, yabancı yatırımlar teşvik edilmiş, özellikle köylü halka ABD vesilesi ile bit ilacı, çocuk maması gibi yardımlar yapılmıştır.

Bu süreçte halkın refah düzeyinde artış görülse de, üretim yerine büyük ölçüde yardımla yürütülen bir ekonomi Cumhuriyet tarihinin en büyük devalüasyonuna yol açmış, dolar 2 liradan 9 liraya çıkmıştır.

Ancak yöneticilerin halkın bir kesimi nezdinde neredeyse “evliya” olarak algılanması dikkat çekicidir.

Hatta yönetim değişip yerine tekrar İnönü hükümeti geldiğinde bu durum halkın bir kısmı tarafından “geldi İsmet gitti kısmet” şeklinde ifade edilmiştir.

1960’dan 1980’li yıllara kadar yaşanan iç ve dış siyasi gelişmeler sonunda ülkemizde ekonomik ambargo uygulanması söz konusu olmuş, bu nedenle bu süreç halkın büyük bir kısmının nezdinde sevilmeyen bir dönem olarak hafızalara kazınmıştır.

1980’lerin başından itibaren başlayan Özal dönemi ile Menderes dönemine kısmen benzer şekilde, ABD politikasını destekleyen ve dış piyasaya açık serbest piyasa ekonomisine dönülmüş, özelleştirmeler artmış bunun yanında ihracata yönelik ekonomik bir kalkınma izlenmiştir.

Bu dönem de halkımızın büyük bir kısmının nezdinde mutlulukla anılmıştır.

Günümüze baktığımızda ise 2002’den itibaren ülkeye gelen sıcak para akışı dikkati çekmektedir. Bunun yanında üretimden ziyade halkın neredeyse % 40’ına fiili yardım yapılmasına dayalı bir sosyo-ekonomik politikanın neticeleri üzerinde sık sık tartışmalar söz konusu olmaktadır.

Tüm bu tablo neticesinde yardımların ülkemizde adeta “gelenek” haline geldiği düşünülürse “devlet bize yardım etsin!” sloganına en iyi cevabı verenin teveccüh göreceği de aşikar oluyor sanırım…

Saygılarımla…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR