Atış serbest!

MAKALEYİ DİNLE

Bu millet okumuyor. Ama okumayana üniversite, yüksek okul bitirmiş olanlar da dahil. Diplomayı aldı ya! Konusuyla ilgili her şeyi yeterli düzeyde bildiğini sanıyor. Bu yüzden yazacağını veya söyleyeceğini önceden irdeleyemiyor, yani bilimsel açıdan doğru olup-olmadığını sorgulayamıyor. Onun yapamadığı sorgulamayı, bilgilerinin yetersizliği nedeniyle muhatapları da yapacak durumda olmadığında “atış serbest!..”

Geçenlerde Muş’ta, bir okulun bahçesinde kavak ağacı devrilmiş. Ağacın altında kalan bir öğrenci ölmüş. (Allah rahmet eylesin, son derece acı bir olay). Bir öğrenci de ağır yaralı. O ağacın devrik durumda iken çekilmiş fotoğrafından olayın nedeni net olarak anlaşılıyor. Çünkü ağaç devrilirken, kök sistemi önceden çok büyük ölçüde tahrip olduğundan toprak hareketi oluşmamış. Çevresindeki ağaçlar ayakta kalırken sadece o ağacın devrilmiş olmasından bu olayın ana nedeninin kesin olarak rüzgar değil, kök sisteminin zayıflığı olduğu anlaşılmaktadır. Böyle ağaçların devrilme belirtileri ortaya çıktığında gerekli tedbirlerin alınmamış olması da olayın bir başka hazin boyutu.

Ben özellikle devlet sektöründe çalışanların sahip olduğu diplomaların, yapılması gereken çalışmaları çözümlemede bu kadar işe yaramaz duruma geldiğine şahit olmadım. Yani eldeki diploma ile bilgi düzeyi arasında paralellik çoğu insanda bulunmuyor. Bazı makamlarda da gerekli diplomaya sahip olmayanların bulunması bunun üzerine tuz- biber ekiyor.

Örnek mi istiyorsunuz; En taze örnek Muş’ta devrilen bu kavak ağacı ile ilgili olarak TV’nin birinde yapılan söyleşi. Soru sorulan bayan kişinin -diplomasına göre- verdiği cevap tam bir “Serbest atış !..” Ona göre kavak ağacı rüzgarda devrilir. Bu düşüncesine dayanarak “kavak ağacının orada ne işi var” diyor. Sanki devrilmenin tek nedeni ağacın kavak olması. Bunun dışında kavak ağaçlarının polenlerinin astıma neden olduğunu söylüyor. Ama astıma sebep olarak gösterdiği polen değil, yaptığı tarife göre kavağın tohumları. Polen denilen şey toz gibidir ve ilkbaharın gelmesiyle yayılır. Kendisi pamukçuklar içindeki kavak tohumlarını polen zannediyor. Bunların astıma neden olmadığını ortaya koyan tıbbi araştırmalardan da haberi yok, Böyle bir durum olsa idi İtalya’da Po nehrinin suladığı alanda yaşayan 20 milyon insan, Türkiye’de kavak plantasyonlarının yoğun olduğu yerlerde yaşayanlar astımdan kırılmaz mıydı? Bu durumu irdeleyecek bilgiden yoksun olduğuna göre “atış serbest!…”

Aynı bayan kentlerdeki ağaçların iyi büyümesi için mutlaka budanması gerektiği de söylüyor. Ağaç yapraktan beslendiği için budama yapıldıkça ağacın zayıf düşeceğinden ve bu arada kök sisteminin ufalacağından da hiç haberi yok. Bu durumda da yine “ atış serbest!”

Türkiye’de bu “atış serbest” durumu o kadar yaygın ki sormayın gitsin. Bilimsel gerçeklerden habersiz, herkes atıyor!..

Bir başka ve son derece ilginç örnek Gölcük Belediyesinde çalışan bir bayan memurun koordinatörlüğünde, MARKA (Doğu Marmara Kalkınma Ajansı) ve Gölcük Belediyesi desteğiyle ve altı kuruluşun katılımıyla yürütülen "Saraylı – Örcün Tarih Koridorunda Doğal Yaşam " isimli bir projede Saraylı köyündeki yaşlı çınar ağacın yaşının 1224 gibi net bir rakamla bulunması. Ben böyle bir tespitin, sadece iklim ve çevre koşulları dikkate alınarak bilimsel olarak mümkün olamayacağını yazılı olarak ilgililere bildirdim. Aldığım cevapta, bana, bu tespiti yapanın beyanına atfen “Bursa’nın başka yerlerinde böyle çınar ağaçlarının yaşı ile çapı arasındaki ilişkiye dayanılarak bu rakamın bulunduğu” bildirildi.

Bu tespiti yapan kişi, İzmit’te yaptığı bir çalışma nedeniyle, benim “Zehir yolu” dediğim, “Yürüyüş yolu” diye tanımlanan yerdeki asırlık çınarların, dikim tarihleri belli olduğu için geçen yıl 123 yaşında olduklarını biliyordu.

Kişi o köydeki ağacın çapını ölçüyor ve elindeki yaş-çap ilişkisine göre yaşı 1224 olarak buluyor. Peki …Şimdi soruyorum: Yürüyüş Yolu’ndaki çınarlardan bazılarının çapı, 1224 yaşında dediğin o çınar ağacınınkinin yarısı ve hatta yarısından daha fazlası. Bu durumda bunların 500-700 yaşlarında olması gerekmiyor mu?. Ama onlar 123 yaşında. Olayı tersten irdeleyelim: Kişi bilimsel açıdan değer ifade etmeyen çap-yaş eğrisini, Saraylı’dan 100-120 km uzaktaki çınarları ölçerek elde edeceğine, daha yakında “Yürüyüş yolu” denilen yerdeki, üstelik yaşları kesin olarak belli ağaçları baz alarak yapsaydı Saraylı köyündeki o ağacın yaşını 1224 değil - yine yanlış olarak – diyelim ki 251 gibi bir rakam olarak bulacaktı. İşte “Atış serbest !...” durumunun muhteşem !...bir sonucu daha. Bu projeye katılan diğer kuruluşlar ve kişiler acaba bunun farkında mı?

Gülsem mi, ağlasam mı? Bir türlü karar veremiyorum…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR