Atatürk kimindir?

MAKALEYİ DİNLE

Türkiye ’de siyaseten bir boşluk var mı?

Aslında var. Bana kalırsa Türkiye’de iktidardan çok muhalefet boşluğu var. AK Parti gibi güçlü bir iktidarın karşısında durabilecek güçlü bir muhalefete Türkiye’de gerçekten ihtiyaç var.

İktidarın kendine muhalefet edecek hali yok, haliyle memleketi rahat idare ediyorlar…

AK Parti’nin ilk işi ne olmuştu 2002 yılında…

İyi hatırlayın, Türkiye belki de ilk defa bu kadar güçlü bir şekilde Avrupa Birliği sürecine girmişti. Müzakerelerin başlamasının ardından AK Parti’yi “Cumhuriyet düşmanı, İslamcı bir parti” olarak niteleyen bir grubun beklentisinin aksine asker harekete geçmemişti.

Milyon ifadesinin çok hafife alındığı o Cumhuriyet mitinglerinde açılan Ordu göreve’ pankartlarına karşı millet gerçek manada birliktelik kurmuştu. Aslında 15 Temmuz’daki direnişin temelleri demokrasiyi postalların ayak seslerinde arayan azınlığa karşı o dönemde atılmıştı.

Önce Avrupa Birliği olmuştu AK Parti’nin ilk işi. Böyle bir noktada bırakın darbe yapmayı, darbe kelimesi bile mümkünse literatürden çıkarılmalıydı. “Nitekim” öyle de oldu…

Sonra AK Parti cephesinde bir sahiplenme başladı. İşin en duygusal sahiplenmesi ‘Demokrat’lara yönelik oldu. Demokrasi Şehidi Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanının, artık Tayyip Erdoğan’ın kanatları altındaydı. Hakkına sahip çıkmak, Doğru Yol, ANAP ya da bu iki partinin ortaklığında oluşan Demokrat Parti’nin değil, artık AK Parti’nin göreviydi…

Sonra Turgut Özal’a sahip çıktı AK Parti…

Asılan dev afişlerde Erdoğan’ın, Menderes ve Özal’ın devamı olduğu, bu üç ismin de sadece hizmetleri ile milletin gönlünde yer edindiği mesajları veriliyordu…

Liderlere sahip çıkmak olayı artık AK Parti için geleneksel olmuştu…

Sırada en büyük lider vardı; Mustafa Kemal Atatürk…

Sonunda o da oldu. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 10 Kasım’daki konuşmasında; “Ülkemizin ve milletimizin bu önemli değerini darbecilerin, vesayetçilerin, ruhu faşist, söylemi Marksist ve marjinal çevrelerin tekeline mi bırakacağız. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk’ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz, bu da böyle biline. Hele hele Atatürk’ün özellikle bunların o zihinsel fetişizmine kurban edilmesine rıza göstermeyeceğiz” dedi.

Yani Adnan Menderes ve Turgut Özal’ın ardından Mustafa Kemal Atatürk’ü de sahiplenmeye başlamıştı AK Parti.

Şunu kabul etmek gerekir ki; CHP’de en azından Kılıçdaroğlu dönemine kadar sürekli olarak Atatürk’ün arkasına gizlenmiş bir siyaset güdüldüğü kesindir. Hatta meseleyi biraz daha ileri götürecek olursam, “CHP’ye oy vermeyen Atatürkçü olamaz” zihniyetindeki partililerle de karşılaşmışlığım vardır.

Böyle olduğu gibi Atatürk tarafından kurulan CHP’nin altı okunun hangi anlamları içerdiğini bilmeyen partililerin olduğuna da eminim…

Bu noktada Erdoğan’ın kullanmış olduğu “Atatürk’ü milletimizden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz” ifadesine kısmen de katıldığımı söylemeliyim. Fakat buradaki tereddütler ise AK Parti’nin ne kadar Atatürk’ün partisi olabileceği konusu ile ilgilidir.

Şunu da kimse unutmamalıdır ki, Atatürk’ü kimseye bırakmayacağız mantığını savunabilmek için, yine literatürümüzden “İki ayyaş” gibi ifadeleri tamamen çıkarmak gerekir. Dahası ilke ve inkılaplardan ne anladığımızı da iyi bilmek icap eder…

Bir de şu soruya yanıt vermek lazım: Atatürk acaba kimin?

Bu sorunun yanıtı aslında bellidir. Atatürk, herhangi bir siyasi kurumun değil, bizzat Türk milletinindir…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR