Durmuş Yılmaz’ın ahlak ve şeffaflık vurgusu

MAKALEYİ DİNLE

İki gün önceki Sözcü Gazetesinde Özlem Gürses’in sorularını cevaplandıran “Eski Merkez Bankası Başkanı” Durmuş Yılmaz’ın söyledikleri çok önemliydi.

Yazının içeriğine geçmeden dikkatimi çeken ilk husus, röportaj yayımlanırken Durmuş Yılmaz’ın bugün taşıdığı unvan olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı sıfatından hiç bahsedilmemesi oldu. Halen taşıdığı bu sıfat yerine sadece Eski Merkez Bankası Başkanı oluşunun öne çıkarılmasını ilginç buluyorum.

Meral Akşener ve İYİ Parti’ye baştan beri yandaş ve yaygın medyada ambargo uygulanıyor. İYİ Parti bu mecrada sesini duyuramıyor. İstisna olarak CHP ’yi destekleyen Halk TV’de ve Sözcü Gazetelerini sayabiliyorduk. Buralarda İYİ Parti faaliyetleri genişçe yer alır, yazarlar ve yorumcular bu siyasi hareket hakkında yorumlar yaparlardı.

Bütün bunları vatandaşlarımızın haber alma hakkı ve demokrasimiz açısından çok olumlu ve değerli hizmetler olarak değerlendiriyorum.

Bu yayın politikasını Halk TV ve Sözcü’nün objektif gazetecilik ve adalet anlayışıyla açıklayabiliyorduk. Ya da en azından muhalefet kanadını güçlendirmek stratejisinin eseri olarak görüyorduk.

Anlaşılan CHP kitlesinden İYİ Parti’ye kayan oy oranı, göze alabilecekleri miktarın üstüne çıkmış olmalı ki biraz frene bastılar.

Yanlış anlaşılmasın, asla havuz medyası gibi değiller. Halk TV ve Sözcü’nün ahlaki karnesi yüksektir. Asla havuz medyası gibi ahlaksızca saldırılar ve küçültme çabalarını yansıtan yorumlar yapmıyorlar. Sadece İYİ Parti ile alakalı haber ve yorumları azalttılar.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ile röportaj yapıp, O’nun bu sıfatından bahsetmemek bu tavrın bir uzantısı olmalı.

Elbette siyasi geleneklerimiz açısından anlaşılabilir bir durum. Fakat gazetecilik etiği ve adalet arayışı açısından sorunlu bir tavır değişikliği olarak algılanabilir.

Buna dikkat çekmezsek, AKP medyasının tavrını meşrulaştırmış oluruz.

İYİ Parti’nin CHP’den daha çok, Ak Parti’den oy alacağını, bizim gibi, AK Parti de biliyor.

Oy kaymasını engellemek için objektif gazetecilikten uzaklaşmayı normal karşılarsak, AKP kontrolündeki medyanın İYİ Parti’ye ambargosunu mazur görmüş oluruz.

Ha bütün bunlar İYİ Parti’ye zarar verir mi? Hayır.

Çünkü vatandaşımız sosyal medya vd iletişim araçlarıyla olan biteni fark edecek bilgiye bir şekilde ulaşır. Halkımız her zaman zalimin ve mağrurun değil, mağdurun yanında olur.

EKONOMİ İÇİN EN BÜYÜK SORUN

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz “temel ahlaki değerlerin erozyona uğradığını” ve en büyük sorunun bu olduğunu anlatıyor:

“Yeryüzünde hiçbir din, hiçbir felsefi sistem insanlara yalanı, aldatmayı, zulmetmeyi, kamu malına el atmayı öğütlemez. İşte bu evrensel değerler erozyona uğradı ve her şeyin içi boşaldı.

Günün birinde bugünden çok daha zor ekonomik koşullarla karşılaşabiliriz, bir nesil sıkıntı çeker, düzeltiriz. Fakat ahlaki erozyonun telafisi öyle değil, yüzlerce yıl gerekir.

Bir ekonomistin Türkiye ’nin en büyük sorunu olarak “ahlaki değerlerin erozyonunu” ve “ekonominin en büyük sorununu da “şeffaf olmamak” olarak tanımlaması ilginç değil mi?

Durmuş Yılmaz’a göre, şeffaf olmamaktan sonra önemli meselemiz “karar alma mekanizmasının felce uğraması ve her şeye tek bir sesin karar vermesi. Bu nedenle koordinasyon yok ve daha önemlisi yapılan yanlışlarla ilgili kimse ‘Bunu biz nasıl düzeltiriz?' diye soramıyor. Fren kalmadı. Türk ekonomisi dışarıdan kuşatılmış gibi bir hisse kapılıyorum ben. Bu bizi çıkmaza götürür, 2001 yılında yaşadığımız sürece çok benzer günlerdeyiz.”

2001’de yaşadığımız krizde de şeffaf olmamak yüzünden önümüzü göremiyorduk.

“O dönemde de kamu maliyesi felçti, mali disiplin bozulmuştu, hesap kitap karmakarışıktı ve bütçenin içeriği çok fazla bilinmiyordu. Bugün de aynı koşullar oluşmuş durumda.

Sayısız bütçe dışı harcama var ve hem miktarını hem de nereye gittiğini bilmiyoruz.

Varlık Fonu böyle bir şey mesela…

Derhal denetim ve kontrolün hâkim olup Sayıştay'ın çalıştırılması gerekir.”

Durmuş Yılmaz, 2006-2011 arası Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanlığı yaptı. 2009 yılında Euromoney Dergisi tarafından “Yılın Merkez Bankası Başkanı” seçildi. Dergi 30 yıllık tecrübesi olan Yılmaz'ı, “Türkiye ekonomisine yön verecek en ideal isim” olarak nitelemişti.

Şimdi İYİ Parti’nin Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Durmuş Yılmaz’ın İYİ Parti iktidarında ekonominin kaptanı olacağı bekleniyor.

Durmuş Yılmaz son derece mütevazı, gösterişten, sansasyonel demeç vermekten uzak, sorumlu, ciddi bir devlet adamıdır.

O bile “tekeri patlak kamyon gibi gidiyoruz, üstelik fren de yok!” diyorsa durum çok ciddi demektir.

2001 yılında yaşadığımız sürece çok benzer günlerdeyiz” diyorsa, radikal tedbirleri almanın zamanı geldi de geçiyor demektir.

  • Ahlaklı ve iyi yetişmiş insanlar;
  • Şeffaf bir yönetim;
  • Üretime ve tasarrufa dayalı bir ekonomi için yapısal reformlar yapmak.

İşte Büyük Türkiye için sihirli formül bu.

Sihirli formülü uygulamak için, ekonomi yönetimini Durmuş Yılmaz gibi ahlaklı, bilgili, İYİ insanlara teslim ederek başlayabiliriz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Ruhittin Sönmez - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR