Cumhuriyet öğretmenleri; Hasan Ertuğ…

MAKALEYİ DİNLE

Biliyoruz ki; genç Türkiye Cumhuriyeti bir Anadolu devrimi ile doğmuştur. Bu devrim, çağdaş, ilerici, aydınlanmadan yana, çağın ötesini yakalamayı hedefleyen, ırkçılığı reddeden, Anadolu’daki tüm kültürleri bünyesinde barındıran, ulusalcı, anti emperyalist bir devrimdi.

Bu devrimin tamamlanmasının yolu iyi eğitilmiş öğretmenler ve öğrencilerden geçiyordu. Bu nedenle daha Kurtuluş Savaşı devam ederken 1921 yılında büyük Atatürk Ankara ’da Milli Eğitim Kongresini toplayacaktı. Bir gün kendisine Cumhurbaşkanı olmasaydınız, ne olmak istersiniz dendiğinde ise cevabı; Milli Eğitim Bakanı şeklinde olacaktı.

Kuruluş aşamasında, Anadolu’nun okuma yazma oranı çok düşüktü. Birçok köyde yol, su, elektrik bile yoktu. İnsanlarımızın çoğunluğu köylerde yaşardı. Bu nedenle devrimin en önemli ayağı köy öğretmenleriydi.

1966 yılıydı. Eşme’de D100 yeni yapılıyor, yol, su, telefon, elektrik yok. Gaz lambası kullanıyoruz. Tam bir Anadolu köyü. Gündüzleri, çobanlık yapıyoruz. Oyuncaklarımız, tahtadan araba ve evcil hayvanlar. Tabii televizyon hatta radyo bile yok canımız sıkılıyor. Sadece bir tane ilk okul var. Bir gün ilkokul müdürü HASAN ERTUĞ eve geldi ve 7 yaşını doldurmuş kız yada erkek çocuğunuz varsa okula yazdırınız diye annemi uyardı. Durumu fark edince okula gitmek için ağlamaya başladım.

Bana yaşımı sordu 6, adımı sordu ”FAHRETTİN” dedim. Hasan Hoca bana kıyamadı ve beni okula kayıtsız aldı. Çok başarılı olunca bu defa babamı ve muhtarı bularak “ bunun yaşını büyültün yazık üst sınıfa alalım dedi. Nasıl yaptılar bilmem Fahrettin nüfusta öldürülmüş, yeni bir nüfus kağıdı ile adım FAHRİ olarak düzeltilmiş, kaydım tamamlanmış ve hak ettiğim gibi 2’ ye geçirilmiştim. Artık adım yıllarca olduğu gibi FAHRİ olmuştu.

Hasan Hoca öğrenci kaydı yapar, idari işleri görür, öğretmen düzenlemesini yapar, öğrencilerin her sorunu ile ilgilenirdi. Çocuklara gece sokağa, kahveye çıkmasın diye dolaşır, gördüklerini ikaz ederdi. Yani 24 saat öğretmenlik yapardı.

Beşinci sınıfa geldiğimizde, D 100 tamamlanmış, elektrik gelmişti. Benimle birlikte umut vaadden öğrencilerden birisi sevgili arkadaşım, rahmetli SABRİ TARCAN’dı. Hasan Hoca işi gücü bırakır, evde kendi çocukları olmasına rağmen bize geceleri karşılıksız ders verirdi. Sorular hazırlar, bunları kağıda aktarır ve bir kutuya koyardı. Kahveden gece velileri çağırır sınıfta biz Sabri ile beraber sıra ile hazırlanmış soruları kutudan çeker ve cevaplardık. Bu işleri karşılıksız, tam bir cumhuriyet öğretmeni sevdası ve vatanseverlikle yapardı.

İlkokul bitmişti. Babam kendisine parasızlık nedeniyle beni kaynakçı çırağı yapacağını söylediğinde, babama baskı yapmış, “okutmayacaksan bana evlatlık ver, kesin iyi tahsil yapar, ben okuturum. Ama sonra benim böyle bir oğlum var deme ”diyerek rahmetli babama damardan girmiş ve babamı ikna etmişti. Okumayı ondan öğrendiğim gibi, tahsil hayatımı, bugünü de ona borçluyum.

Yalnız eğitim mi? Köy imamı ve köyün ileri gelenleri ile sürekli köyün sorunlarını konuşur, çözüm çareleri arardı. Eşmede meyveciliğin gelişmesine çok katkı sağlamıştı. Meyvenin İstanbul hallerine pazarlanması, bunun için kooperatif kurulması, Tarım Kredi Kooperatifleri ile ilişkiler dahil her iyi işte köyün ileri gelenleri ile birlikte onun imzası vardı. Eşme’nin meyve beldesi olarak anılmasında çok önemli katkıları olmuştur.

İşte Hasan Ertuğ örneğinde olduğu gibi cumhuriyet öğretmenleri sadece öğretmen değil, çocuklarla baba gibi her daim ilgilenen, köylünün kalkınmasında doğrudan katkı sağlayan, sadece çocukların değil köylünün de eğitilmesinde,cumhuriyet devrimlerinin hayata geçmesinde çok önemli katkıları bulunan cumhuriyet ve devrim sevdalılarıydı.

Zaman geçecek, eğitimde devrim felsefesinden Atatürk ilkelerinden sapılacaktı. Öğretmenlere gereken değer verilmeyecek, eğitim paralı hale gelecek, fakir fukara ama zeki köy çocukları devlet desteğinden yoksun bırakılacaktı. Sonuçta bu çocuklar FETO okullarının kucağına bırakılacaktı. Böylece cumhuriyet devrimine kafa tutmayı amaçlayan bir virüse siyasi iktidarlar yol verecek, bu virüs Anadolu’daki fakir ama zeki çocukları devletten önce yakalayacak, cumhuriyet düşmanı gibi eğitecek, etkiledikleri ile yargıdan, eğitime, oradan orduya ve emniyete kadar tüm Devleti ele geçirmeye başlayacak, akabinde de hain darbe girişimi ile karşı karşıya kalınacaktı.

Bu gün, sayın başbakanın 14 yıllık iktidarlarına rağmen, eğitim sistemimizde büyük problem var demesi insanın içini acıtıyor. Hala ders alındığını zannetmiyorum. Sorun bu köşeye sığmayacak kadar ağır.

Hasan Ertuğ’u herkes DSP İl Başkanı olarak tanır. Ama aslında o tam bir cumhuriyet öğretmeni, Atatürk sevdalısıydı. Biz öğrencileri ve Eşme aslında ona çek şey borçluyuz. Öğretmenler haftasında Hasan Ertuğ’un şahsında tüm cumhuriyet öğretmenlerinin öğretmenler gününü saygı ile kutluyorum. Hayat en önemli öğretmendir, tabii öğrenmek isteyen için!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Türkay Ertuğ - İşte bu benim babammm gurur duydum

Yanıtla . 2Beğen 22 Kasım 21:46
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR