Asgari ücret tamam 2 bin lira olsun da…

MAKALEYİ DİNLE

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçenlerde “ Asgari ücret en az net 2 bin lira olmalı” dedi.

İtirazım yok!

Ülkemin her bireyi, belirli bir düzeyde ve insanca yaşamalı.

Ama bu, “İşveren çalıştırdığı işçilere ayda en az 2 bin lira versin” demekle olmaz.

İşverenin vermesiyle, işçinin almasıyla sorun çözülmez.

İşveren versin de, nasıl verecek?

Verecek hali var mı?

Halen uygulanan 1.400 liralık asgari ücreti zorlanmadan verebiliyor mu?

İşveren çarkı çevirebiliyor mu?

Şirketler ayakta durabiliyor mu?

Rakamlar diyor ki

Vereceğim bilgiler TÜİK’ten.

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan…

Yani “devlet”ten…

Türkiye’de kurulan firmaların yüzde 72’si ortalama 2 yıl içinde kapanıyor.

Kalanların ortalama ömrü ise 12 yıl.

Ülkemin gerçeği bu!

Ticari firma olsun, sanayi firması olsun, değişmiyor…

Ülkemizde “ ticaret kültürü” yok!

Ülkemizde “sanayi kültürü” yok!

Ülkemizde “çalışma kültürü” ve “üretim kültürü” yok!

İnsanlarımız, “rant” peşinde!

Öyle yetiştirilmiş, çevresinden öyle görmüş…

Çalışmadan ve üretmeden yaşamak istiyor…

Çünkü çevresinde, çalışmadan ve üretmeden yaşamayı “beceri” ve “başarı” gören bir yığın insan var.

Çalışarak ve üreterek yaşayanlara benim ülkemde “enayi” ve “beceriksiz” gözüyle bakılıyor.

Çocuklarımızı böyle bir iklimde yetiştiriyoruz…

“Çalışmadan yaşamak”, artık toplumumuzun “vazgeçilmez değeri” haline geldi.

Bakın çevrenize, bu söylediklerimi fazlasıyla göreceksiniz.

Tarım ve hayvancılık neden bitti sanıyorsunuz?

Bitti, çünkü…

Kimse, tarlada çalışmak istemiyor.

Kimse, hayvan beslemek istemiyor.

Kimse, hayvanın bokuyla, otuyla uğraşmak istemiyor.

Bırakın üretip satmayı, köy evlerinde kümes bile kalmadı.

Vatandaş, lütfedip yiyeceği yumurtayı ve tavuğu bile yetiştirmiyor.

Köyde oturuyor, “çiftlik yumurtası” yiyor…

Köyde oturuyor, kayış gibi “çiftlik tavuğu” yiyor…

Köyde oturuyor, evin önündeki bahçesinde yiyeceği domatesi, salatalığı, biberi, marulu yetiştirmeye bile üşeniyor.

Bunları çok net olarak yazıyorum, çünkü ben de yıllardır köyde oturuyorum ve bu yazdıklarımı yıllardır gözlüyorum.

Köy yerlerinde pazarlar kurulur, gidin bakın bakalım, kendi ürününü satmak için kaç köylü bulacaksınız.

Suçlu olan sadece vatandaş mı?

Hayır…

İnsan, yaşadığı iklime göre, kurulan sisteme göre hareket eder.

Sen sistemi rant üzerine kurarsan, senin insanın da rantçı olmaya heveslenir…

Sen çalışmayana ve üretmeyene, salt senin görüşünde olduğundan “kartla maaş” dağıtırsan, “ense yaparak yaşamak” en makbul iş olur.

Sen devletin hazinesini kullanarak siyaset yaparsan, bir kesimin oylarını bloke edersin, ama sonunda “çalışmadan yaşamayı marifet sanan” bir toplum ortaya çıkar.

Sen bilimden uzak eğitim sistemi içinde “dindar ve kindar” nesiller yetiştirmeye kalkarsan; sonunda sormayan sorgulamayan, çalışmayan üretmeyen, verilenle yetinen, önüne konulanı yiyen, söyleneni yapan, cebime birileri bir şeyler koysun diye bekleyen bir toplum oluşur.

Sen insanları meslek sahibi yapamazsan, sen insanları “birey” yapamazsan, olacağı bu!

Sen Türkiye’yi “üretim ekonomisi” ile değil, “borç ekonomisi” ile yönetiyorsan, başka nasıl bir sonuç bekliyorsun ki?

Bu durumdan sadece AKP hükümetleri mi sorumlu?

Çalışmamak…

Üretmemek…

Çalışmadan ve üretmeden yaşamak…

Rant peşinde koşmak…

Bunlar, ülkemizin “irsi” hastalıkları.

Osmanlı’dan bize miras!

Osmanlı, üretimsizlikten yıkılmadı mı?

Hep savaştı, hep “ganimet” peşinde koştu.

Ganimetler, önce yukarıda paylaşıldı, aşağıdakiler de boğaz tokluğuna yaşamlarını sürdürdü.

Türkiye, böyle bir miras üzerine kuruldu.

İnceleyin daha önceki iktidar dönemlerini, Osmanlı’dan kalan mirası aynen devam ettirdik.

Hangi parti iktidardaysa, çevresine rant dağıttı.

AKP’nin yaptığı da farklı bir şey değil.

Diğerlerinden daha fazlaysa, bunu da 15 yıldır aralıksız iktidarda bulunmasına verin.

Ülkemizde kafa aynı kafa, değişen bir şey yok!

Haa, AKP “Biz diğerleri gibi olmayacağız” diye geldi, ama zamanla onlar da eski dönemlerin irsi hastalıklarını kaptılar, o başka!

Üzücü olan da bu!

Söylemek istediğim şu

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi, asgari ücreti net 2 bin lira yapmakla iş bitmiyor.

Bu, basit bir “siyasi söylem”!

Sen önce ekonomini, “işçine net 2 bin lira asgari ücret verecek” duruma getirmelisin.

Ekonomin kan ağlıyor, piyasalar perişan, eee “Ben asgari ücreti net 2 bin lira yapacağım…”

Nasıl yapacaksın?

Neyle yapacaksın?

İşverenin halini soran yok!

Önce “borç ekonomisi”ni bırak…

“Üretim ekonomisi”ne geç…

Kurulan şirketlerin uzun süre yaşamasının çaresini bul…

Ticaret kültürünü yerleştir…

Sanayi kültürünü yerleştir…

Çalışmanın ve üretmenin en büyük değerler olduğunu millet kafasına soksun…

Kasamız dolsun, ülkemiz zenginleşsin…

O zaman senin söylemene gerek yok, asgari ücret net 2 bin lira da olur, 3-4 bin lira da!

“Asgari ücret” konusuna bu pencereden bakmalıyız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Cenk Cemil - Asgari ücretin 2 Bin TL. olmasını isteyenler acaba kendileri kaç TL maaş alıyorlar ? Sanırım asgari ücretin 7-8 katı maaş alıyorlar ! Bu işe kendilerinin maaşlarını sabitleyip asgari ücretlilerle aralarındaki uçurumu kapatmakla başlamak lazım diye düşünüyorum !

Yanıtla . 0Beğen 22 Kasım 20:13
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR