Bir rüya için ağıt…

MAKALEYİ DİNLE

Kâbus…

Hafakanlar bastı…

Kefken’deyiz…

Kuzey Kore…

2 dev füze patlatmış… Dünya ile güneş arası bir anda kapanmış…

Gündüzken gece olmuş…

Denizler köpürüyor…

Dalgalar sahili yarıyor…

Her yeri dalgalar yutuyor…

Evler, dükkanlar, yollar kapkara suların altında…

Bir vapur bulmuşuz…

İçine doluşmuşuz Nuh’un Gemisi gibi…

Kıyıya vurmuş vapur ev olmuş…

Tanıdık tanımadık, tüm mahalleli vapur-eve doluşmuşuz…

Önceki günkü gazetemizde panel haberini yayınladığımız Mustafa Denizli hocam da gemide…

Her zamanki vakur ve ağırbaşlı duruşuyla ve güzel gülümsemesiyle…

Korkma Hakan” diyor, “Denize uçmayacağız, vapur sahilde kalacak, yeniden güneş açacak!” diye rahatlatıyor içimi…

Nitekim güneş doğuyor…

Deniz süt-liman oluyor…

Biz bu kez, düze çıkan vapurda sevdiklerimizi bulmaya çabalıyoruz…

İnşallah denize dökülmemişlerdir…

Uyanıyoruz ki sabah olmuş…

İşe geç kalmışız!..

***

İnsanın rüyası, günlük yaşantısında bilinçaltına yüklenenlerle de örtüşüyor… Hiç yaşamadığı görmediği şeyler de rüya olarak gözünün önüne gelebiliyor…

Mustafa Denizli’nin sayfadaki haberi…

Trabzon uçağının deniz kıyısına çakılması görüntüleri beynimize işlenmiş yatmadan önce…

Veee, yıllar sonra Mustafa Denizli’nin ‘Kurtulacağız’ sözleri…

Bir garip ve açıklanamayan olay rüya

Bol bol tabiri yapılıyor ama, boşa

Kimse tam gerçeğini açıklayamıyor…

Çünkü beynin sırlarını henüz kimse çözemiyor…

Bunun için de rüyalar bilim adamları tarafından da tanımlanamıyor…

Zır cahiller rüya yorumlarından malı götürüyor

***

Sizi bilemem ama, en çok gördüğüm rüyalarım felçli olarak 35 yıl yaşayan ve geçen yıl vefat eden annemle ve Kocaelispor ile ilgilidir… Sık sık kendimi Kocaelispor futbolcusu olarak görürüm… Demek ki minik takımdayken giydiğim forma, içimde uhde kalmış… Sık sık da, mahalle arasında oynanan Kocaelispor maçlarını görüyorum rüyamda… Son gördüğüm rüyada, Malatyaspor ile deplasmanda oynuyoruz. Malatya sokaklarında, parke üzerinde maç yapıyoruz ve ben her zamanki gibi ilk on birde yer alıp, gol atıyorum. Ümit Metin Yıldız hocam da beni alkışlıyor ve maç sonrasında arkadaşlarımın tebriklerini kabul ediyorum…

Arkadaşlarım 20-25 yaşında, ben 50 yaşındayım ama olsun…

Kendimi takım arkadaşlarımla bir tutuyorum…

Rüya benim değil mi?..

İstediğim gibi görürüm...

***

Uzun yıllar futbol oynayıp da bırakanlar da sanırım sık sık kendilerini hala futbol sahalarında görür ve bol bol yorgana, battaniyeye tekme atarken uyanır…

Mesela, 30 yaşına kadar aktif olarak profesyonel ya da amatör futbol oynayan bir adam, futbolu bıraktıktan sonra bir boşluk hisseder… Sık sık bu tip rüyalarla uyanır…

Acı gerçekle karşılaşır…

Artık o şaşaalı futbol yaşantısı yoktur…

Hayatındaki boşluğu ise zaman zaman alkol, kumar, kadın doldurur…

Sadece ülkemizde değil, futbolun olduğu her yerde bunu yaşayan binlerce şöhretli örnek vardır…

Maradona…

Best…

Sergen…

En ünlü alkol, uyuşturucu ve kumarbaz örnekleridir…

***

Gelelim bugünkü Kocaelispor’a…

Takımda şu anda 35 yaş civarında Can Emre Yücel, Murat Soner Başak, Sinan Pektemek var…

Futbolda belli bir olgunluğa gelmiş bu örneklerin psikolojisini iyi anlamak lazım…

Beraber oynadıkları kardeşleri, kendilerinden 10-15 yaş küçük…

Gökdeniz henüz 16 yaşında

Hayalleri var…

Tribünden izlediği Sinan ağabeyiyle şimdi yan yana oynamak, ona gollük paslar üretmek… Onun paslarıyla gol atmak

Ali Keten, aynı şekilde Murat Soner Başak ağabeyinin yanında ve onunla paslaşıyor…

Gençlerin de psikolojisi farklı elbette…

Onların da gelecekle ilgili hayalleri ve rüyaları var…

Bu gençlerle, orta yaşlılar bir arada oynuyor…

Kolay değil…

***

İşte profesyonellik burada kendini gösteriyor… Gerçek bir profesyonel 16 yaşında da olsa, 35 yaşında da olsa, sahada gereğini yapacak ve duygularına yenik düşmeyecek

Akıllı adım atacak ve her attığı adımın takımına bir maliyeti olduğunu bilecek. Bunları yönetmek de psikologların işi ama yıllardır, Kocaelispor’da her türlü birim bulunmasına rağmen, bir türlü psikolojik destek verecek birim yoktur…

Bu açığı ‘ağabeylik’ yapan teknik direktörlerle, ‘babalık’ yapan başkanlar üstleniyor. Onlar da yapabildikleri kadar bu işi kıvırıyor…

Tabii ‘Tribünlere çıkan başkandan da’ söz etmiyorum…

***

Mustafa Denizlili rüyadan nerelere geldik...

Şuna dikkat çekmek istiyorum…

Futbolcu da insan

Her ne kadar altında Lamborghini de olsa, villalarda da yaşasa, akıl almadık paralar da alsa…

Yiyor…

İçiyor…

Uyuyor…

Rüya görüyor

Rüyaları

Kâbusa da dönüşüyor…

Sevince de…

***

Onları bu unsurlarına göre yargılamak, anlamak gerekiyor…

Aslında yargılamak taraftarın görevi değildir

Taraftar beğenir...

Ya da beğenmez

Sonuçta tüketicidir

Beğenmezse bir daha maçına gelmez

Yadırgayamazsınız…

***

Bu yazının da sonuna gelirken, Metin Kahraman’ın acı sesiyle seslendirdiği “Deniz Koydum Adını’ şarkısını dinliyordum…

Dar ağacındaki fidanlara ithafen...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR