Taşeron işçiler

MAKALEYİ DİNLE

Sanıyorum 2002 yılıydı… Taşeron Yasası parlamentodan çıktığında çoğu bilim adamları ve siyasetçiler bunun bir “Kölelik Yasası” olduğunu ve bu yasa ile çalışanların bütün haklarının elinden alındığını bu anlayışla Roma İmparatorluğu zamanındaki kölelik sistemine geçileceğini anlattılar. Ancak hiç kimse hele sendika yetkilileri ses çıkarmadılar.

Bu yasa ile çalışanların sendikalara üye olma hakları ellerinden alınıyor, kıdem tazminatları yok sayılıyordu. İşveren işçiyi istediği yerde çalıştırma hakkına sahip oluyordu. Hatta öyle ki işin tanımı bile yapılmamıştı. 2002 de 187 bin taşeron işçi çalıştırılırken, 2017 yılında 2,5 milyon taşeron işçi çalıştırılmaktadır. Sadece sağlık sektöründe çalıştırılın taşeron işçi sayısı 170 bindir.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin eski genel başkanı ve başbakanı Ahmet Davutoğlu, 7 Haziran ve l Kasım seçimleri öncesinde meydan meydan dolaşarak taşeron tüm işçilerin kadroya alınacağına dair söz vermişti. Benim saf taşeron işçi kardeşlerim de başbakanlarına inanarak oylarını bu partiye verdiler.

Şimdiki Başbakan Sayın Binali Yıldırım bir televizyon konuşmasında “Bu yılın sonuna kadar taşeron işçi sorununu çözeceğiz.” dediyse de zaman geçtikçe bu işin kolay kolay çözülemeyeceği anlaşılıyor. Çünkü Maliye Bakanı Naci Ağbal “İşin içinden çıkamıyoruz.” diyerek konunun ne denli askıya alındığını göstermiş oldu.

696 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile bir milyona yakın işçinin devlet kadrosuna aktarılacağı belirlendi. Ancak bu işçilerin devlet kadrosuna geçebilmesi için bazı şartları kabul etmesi gerekiyor. Örneğin daha önce işveren hakkında açmış olduğu bir dava varsa, bu davadan vazgeçmeli. Daha başka şartları var ama ben bunlara değinmeyeceğim. Asıl önemli olan yazılı ve sözlü sınavlarının yapılacak olması. Okuma yazması olmayan bir kişi sınavda nasıl 50 puanı alacak. Hadi yazılı sınavını kazandı, ya sözlü sınavda ne gibi soruların sorulacağını üç aşağı beş yukarı biliyoruz. Umarım bu işe torpil karışmaz.

Bir kamu personeli seçme sınavında bir adaya “Reis sözcüğü sana neyi hatırlatıyor”?” diye sormuşlar. Aday denizlerde ufak takalarda kaptanlara reis denir diye yanıtlamış. Başka soru sormamışlar. Sonuç vahim. Aday yazılı sınavda çok iyi bir puan almasına rağmen sözlü sınavda kaybetmiş.

Bugün 2,5 milyon genç işsiz var. Bunun bir milyonu üniversiteli. Apartman katlarında üniversitelerin açıldığı bir ülkede bu üniversitelerden mezun olanların işsiz kalması, hatta taşeron işçiliğe bile razı olması normaldir.

Bir fabrikada çalışan bir arkadaşım anlattı. Kendilerine günde yüzlerce üniversite mezununun başvuru yaptığı, bu başvuruları mezun olduğu üniversitelere göre değerlendirdiklerini söyledi. Örneğin, Orta Doğ Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi birkaç üniversite mezunlarını ayırdıklarını diğer üniversitelerden mezun olanları dikkate almadıklarını söyledi.

Türkiye’nin en büyük sorunu işsizlik. Bugün işsizlik %12 ler seviyesinde. Bunun içinde üniversite mezunlarının işsizlik oranı ise % 20’ dir. Yani her beş üniversite mezunundan biri işsizdir.

Bunu çözmek için de üretimin arttırılması gerekir. Üretimin olmadığı yerde işsizlik mutlaka olacak. Ne var ki mercimeği, nohudu, soğanı, buğdayı hatta samanı bile ithal ettiğimiz bir dönemde İşsizliği önleyemezsiniz. İşsizliği azaltmanın birinci yolu üretimi artırmaktır.

Hayvancılık ölmüş, tarım alanları yok olmuş bir ülkede siz samanı bile dışarıdan ithal ederseniz gençlerin umutlarını yok edersiniz.

Umudunu kaybetmiş gençlerin olduğu bir ülkede huzur bekleyemezsiniz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kamil Çöpür - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR