Önyargılarımız ve tarihi kişilikler…  

MAKALEYİ DİNLE

İnsan, “aklı ve beyni ile özgürse” gerçek anlamıyla “Özgür İnsan” olabilir.

Özgür insan; “bilinçli” insandır.

Özgür insan; kendi emeği ile yaşamını sürdüren, hiçbir güce eğilmeyen insandır!

Özgür insan; “Önyargıların tutsağı olmayan” insandır.

Doğru bilgiye ve bilince sahip olmak için, doğru kaynaklardan beslenmek, edinilen bilgiye “şüphe” ile bakmak ve farklı kaynakları inceleme ve düşünme özgürlüğüne sahip olmak gerekir.

Bir ülkede “eğitim ve bilinç düzeyi” gazete-dergi-kitap okuma, TV izleme oranlarıyla anlaşılabilir.

Gelişmiş ülke istatistikleri ile karşılaştırıldığında, ülkemizin en az gazete, dergi ve kitap okunan ülkeler arasında olduğu görülüyor!

Televizyon karşısında ve özellikle magazin ve dizi film programlarına tutsak bir toplumuz!

Bilgisayar ve cep telefonu tutsaklığı da öyle!

Bilgisayarı “bilgi edinme” amacından çok, oyun ve eğlence amaçlı kullanıyoruz!

Eğitim alanında, siyasal iktidarların ve Milli Eğitim Bakanlarının aklına göre “yaz-boz tahtasına” dönmüş ve “ezbere dayalı” çağdışı bir düzen egemen!..

En etkin eğitim aracı ise, çeşitli dernek ve cemaatlerin düzenledikleri “Kur’an Kursları” oluyor! Ama bu kurslarda da Kur’an ve din eğitimi dışında, küçük yaştaki çocuklara “kimi siyasal önyargılar” öğretiliyor!

Çocuklarımız “en etkin öğrenme çağında” kimi siyaset adamlarına karşı “düşman” kılınıyor!

Araştırma yok, farklı görüşlere kulak vermek yok!

Önyargılarla, düşmanlıkla, kindarlıkla yetişen bir nesil ise “bilim ve teknolojiye” zaman ayıramıyor!

Bu yüzden, başka ülkeler bilim ve teknolojide dev adımlar atıyor, yeni buluşlar yapıyor ve zenginleşiyor. Biz ise, onların ürettikleri bilgisayarları, “akıllı telefonları” büyük bedeller ödeyerek satın alıyoruz.

Bakın, “dış ticaret açığımız” rekor üstüne rekor kırıyor!

Vatandaş da yoksullaşıyor, devletimiz de…

Özellikle tarihin derinliklerinde kalan insanlar üzerinden “geriye dönük siyaset” hastalığından kurtulmalı, bunun için de önyargılarımızdan arınmalıyız.

İkincisi;

inancımıza göre dinde zorlama yoktur ve insanlar arasında ayrım yapmak en büyük günahtır.

Çünkü, tüm canlıların Yaradan’ı Yüce Allah’tır. O halde, Allah’ın yarattığına düşman olmak niye?

Herkes, dünyadaki yaşam biçimine göre ödüllenecek ya da cezalanacaksa, sana ne, bana ne?

“KİNDAR olmak” gerçek bir Müslümana ve insana yakışır mı?

Mevlana’dan, Yunus Emre’den, Hacı Bektaş Veli’den hiç mi ders almadık?

Yazımızı Yunus Emre’nin deyişiyle noktalayalım;

“Ben gelmedim dava için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.”

“Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz.”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR