Medrese kafasıyla üniversite olur mu?

Gerçek bir demokrasi ve Hukuk Devleti’nde üniversiteler “İdari ve Mali Özerklik” olanaklarına sahiptir.

Elbette, üniversite yönetimlerinin “İdari ve Mali denetimleri” de Meclis, Sayıştay ve Danıştay gibi üst yargı organlarınca yapılır.

Gerçek bir demokrasi ve Hukuk Devleti’nde siyasal iktidar, ciddi bir “Planlama” ile ülkenin geleceğine yönelik hedefleri belirler, üniversiteler de bu hedeflere göre “insan gücü” yetiştirir ve “bilimsel araştırmalar” yapar.

Bir ülkenin bilimsel, kültürel ve ekonomik gelişmesi ancak böyle sağlanabilir.

Her siyasi iktidar ve hatta değişen bakanlara göre “EĞİTİM SİYASETİ” zırt pırt değiştirilmez! “Ulusal bir eğitim siyaseti” tüm siyasi iktidarlarca uygulanır.

Ne yazık ki, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrası YÖK-Yüksek Öğrenim Kurumu oluşturularak, üniversite yönetimleri siyasi iktidarların keyfiliğine bırakılmıştır.

Çağdaş, demokratik bir Hukuk Devleti’nde üniversitelerin yönetimleri, demokratik yöntemlerle üniversiteler içinde belirlenir. Ön denetim, “Üniversite Senatosu” ile yapılır.

Devlet’in geleceğe yönelik planlamasına uygun olarak eğitim-öğretim ve bilimsel çalışmalar yapılır.

Bu ülkede 12 Eylül 1980’den bu yana “Üniversitelerimiz” siyasal iktidarların keyfi ve isabetsiz tercih ve uygulamalarının kurbanı olmuş, dünya üniversal eğitiminde hayli gerilere düşmüştür.

2010 yılında yapılan Referandum’da AKP iktidarı “12 Eylül’den hesap sormak” iddiasıyla propaganda yapmıştır. Peki sonra ne oldu? 12 Eylül Cuntası’ndan geriye kalan ve artık hiçbir ceza alamayacak durumda olan iki kocamış diktatör, “sözde” yargılanmış ve kısa süre sonra da vefat etmişlerdi!

Ancak; 12 Eylül’ün Anayasa’da, İş Yasalarında, Sendikal Yasalarda başta olmak üzere tüm kalıntıları hala yürürlüktedir!

Öte yandan üniversitelerimiz tam anlamıyla siyasi iktidarın hizmetine girmiştir.

İşte bu dönemde atanan ve halen görevde olan bazı Rektör örneklerinden inciler!

  • Adıyaman Üniversitesi Rektörü; “Kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunç” dedi!
  • Artuklu Üniversitesi Rektörü; “Demokrasi isteyen kafirdir, tövbe etmezse öldürülmelidir!” dedi ve “Akademisyenlerin cübbe değil, sarık kullanmalarını önerdi!
  • Bir başka Rektör; “Ben bu ülkede cahil, okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum, okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” dedi!

Kimi üniversite öğretim üyeleri de ilginç sözleriyle tarihe geçtiler!

Biri; “Hazreti Nuh’un cep telefonu vardı” dedi!

Bir diğeri; “1924’de camiler kapatıldı. Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler vardı” dedi!

Bir başkası; “Şizofreni hastalığının cin çarpmasından kaynaklandığını, öne sürdü ve tedavi için dini şifacıları adres gösterdi!”

Üniversitelerimizde, bir öğretim üyesine kafayı takan biri, “Bu adam FETÖCÜ” diye muhbirlik yaptı!

İlginç olan şu ki; son Osmangazi Üniversitesi katliamında cinayeti işleyen de öldürülenleri yakınları da birbirlerini FETÖ’cü olmakla suçluyor!

Ezcümle;

Siyasetin ellerini üniversitelerden bir an önce çekmesi ve üniversitelerimizin 12 Eylül düzeninden kurtarılması gerek.

Bir ülkenin yok oluş süreci “bilim ve teknolojiye sırtını dönmekle” başlar.

Osmanlı’yı yıkan asıl neden de budur!

Aklı ve aklın özgürlüğünü öne çıkarmayan her toplum tökezlemeye mahkumdur!

Medrese kafasıyla üniversite olmaz!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Nurettin Öztürk - masallar hurafeler daha hoş ve cazip geliyor demekki

Yanıtla . 0Beğen 18 Nisan 10:41

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?