Ne oldu, öğrenci velilerinin haykırışına kulak veren yok mu?

Eskiden… “Nitelikli okul” dendiğinde…

*Köklü…

*Verdiği eğitimin kalitesiyle öne çıkan…

*Akademik başarısı yüksek…

*Öğrenciyi üniversiteye iyi hazırlayan…

Eğitim kurumları akla gelirdi.

Büyük kentlerde ve Anadolu’daki efsane okullar…

Şimdi… AKP’nin devr-i iktidarında… “Nitelikli okul” dendiğinde…

*Devamsızlığın zirve yaptığı meslek liseleri…

*Kimse tercih etmediği için boş kalan, üniversiteye giriş başarısı düşük imam hatipler…

Başı çekiyor.

Allah aşkına, eğitimde bir haftadır yaşanan şu kaosa bir bakar mısınız?

Bir Türkiye düşmanına dense ki, “Ne yap et, Türk milli eğitimini içinden çıkılamaz hale getir. Bir nesil yok olsun”, inanın ancak bunları yapabilir.

Milli eğitimi bundan daha kötü hale getiremez.

“TEOG’u kaldırıyoruz” dediler…

“Sıkıntıları gidereceğiz” dediler…

”Öğrenciler de veliler de rahat edecek” dediler…

Getire getire getirdikleri sisteme bakın!

Şu yapılanların bir mantığı var mı?

Milli Eğitim Bakanlığı karar alıyor, okulları “nitelikli okul” ve “niteliksiz okul” diye ikiye ayırıyor.

Nitelikli okullara sınavla girilecek…

Niteliksiz okullara ise elini kolunu sallayan herkes girecek.

Türkiye çapında “nitelikli okullar” açıklanıyor.

Listede 1.367 okul var.

Dağılım şöyle:

*298 Anadolu imam hatip lisesi.

*309 fen lisesi.

*89 sosyal bilimler lisesi.

*449 mesleki ve teknik Anadolu lisesi.

*222 Anadolu lisesi.

Liste böyle!

Liste sayısal olarak böyle de, listede her kentin gözde okullarından bazıları yok.

Örneğin İzmit’teki Kocaeli Anadolu Lisesi ile Cahit Elginkan Anadolu Lisesi’nin nitelikli okul listesinde bulunmaması gibi.

İnternet sitelerini açın bakın, hemen hemen her kentte benzer sıkıntılar var.

İşin daha vahimi, 32 ildeki Anadolu liseleri “nitelikli okul” kapsamına hiç alınmamış.

Hangi iller mi bunlar?

Amasya, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bilecik, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Edirne, Erzincan, Giresun, Gümüşhane, Iğdır, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kilis, Kütahya, Ordu, Rize, Sinop, Tokat, Trabzon, Tunceli, Yalova, Yozgat.

İsimlerini sıkça duyarsınız…

Eğitimde 110 yılı geride bırakmış iki çınar okul, Çamlıca Kız Anadolu Lisesi ile Erenköy Kız Lisesi de “nitelikli okul” listesinde yok.

Bu uygulamanın amacı ne olabilir?

Eğitim camiası günlerdir ayakta, ama dinleyen anlayan yok.

Devleti yönetenler kendilerine göre büyük büyük işlerle uğraşıyorlar, ama ülkemizin en büyük sorunu olan eğitimle ilgili feryatlara kulak tıkıyorlar.

Bu vurdumduymazlığın amacı, belli ki, liste dışı kalan köklü ve nitelikli okulları içini boşaltarak yok etmek.

Bu mantıksız uygulamanın başka bir amacı olabilir mi?

Eğitim, anayasal bir haktır.

Öğrencilerin, istediği okul türüne gidebilmesinin önünün kesilmesi, düpedüz “eğitim hakkı” ihlalidir.

Eğitim hakkı ihlalidir de, ülkemizin bugünkü şartlarında bu “hak ihlali”nin bir anlamı var mı?

Cengiz Sarıbay, hesap soruyor

Dün sabah gazeteye doğru yol alıyorum.

Telefonum çaldı, ekranda CHP İl Başkanı Cengiz Sarıbay.

“Sizin oradaki bulvarı tam yarım saatte geçebildim…”

“Hangi bulvarı?”

“Sefa Sirmen Bulvarı’nı…”

“Orası Ömer Türkçakal Bulvarı olmadı mı?”

“Her neyse… Böyle rezillik olur mu? Bir de oraya MİA yapacağız diyorlar. Sen önce doğru dürüst yol yap. Gölcük tarafından gelirken kuyruk taaa Başiskele sapağından başlıyor. İki üç kilometrelik yoldan ancak yarım saatte kurtulabildim.”

Cengiz Sarıbay, şikâyetinde haklı.

“Eski Gölcük Yolu” diye bilinen bulvarda, hemen hemen günün her saatinde trafik tıkanıyor.

İzmit-Gölcük arasında yolculuk yapanlar büyük sıkıntı çekiyor.

İzmit Sanayi Sitesi’ne giriş çıkış yapanlar deliriyor.

Özellikle fuar zamanlarında sıkıntı daha da fazla!

Fuardan çıkıyor İzmit yönüne dönecek, mecburen İzmit Sanayi Sitesi araç kuyruğuna giriyor.

Çare?

Çareyi bu kenti yönetenler bulacak.

Bize düşen görev, sorunu dile getirmek.

Tamam, altınla borçlanalım da, nasıl?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, durup dururken yeni bir “borçlanma modeli” önerdi.

“Niye borçlanmaları dolarla yapıyorsunuz? Bu borçlanmalar altınla olsun. Milletleri kur baskısından kurtarmamız lazım.”

Bu görüş kendisinin mi, yoksa bir danışmanın mı bilmiyorum.

Ben ekonomist değilim.

Bir “taşra gazetecisi” olarak bu öneriye “ülkemiz yönünden” şöyle bakıyorum:

BİR: Türkiye, altın üreten bir ülke değil. Dolar verip dışarıdan altın satın alıyoruz. Hal böyle olunca, dolarla değil altınla borçlanmanın bir mantığı yok. Aynı kapıya çıkar… Hatta altına talep artacağından, bu kez daha zararlı çıkarız. Bugün sadece “Dolar”la uğraşıyoruz.“Altınla borçlanma” uygulanırsa, bu defa hem “Dolar” hem de “altın”la uğraşmak zorunda kalırız. Kafamız iyice karışır.

İKİ: Dünyada “tasarruf yapan ülkeler” ve “tasarruf açığı olan ülkeler” var. Tasarruf açığı olan ülkeler, tasarruf yapan ülkelerden borç para alırlar. Türkiye de sürekli borç alarak yaşayan bir ülke. Borçlanmada kuralı “borç alan” değil, “borç veren” ülke koyar. Dolar’ı varsa Dolar’ını, Euro’su varsa, Euro’sunu alırsın. “Ben sana altınla borçlanacağım” diyemezsin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?