• BIST 108.883
  • Altın 151,001
  • Dolar 3,6635
  • Euro 4,3233
  • Kocaeli : 15 °C
  • İstanbul : 20 °C
  • Sakarya : 18 °C

Medyanın yeni yöntem yalakalık yarışına Kocaeli’den ilk kim katılacak?

M.Tanzer Ünal

Bir ülke yönetilemez duruma gelirse, bir ülkede sistem tıkanırsa, sorunlar nasıl aşılır?

Siyaset bilimciler, bu konuda görüş birliği içindeler…

“Bir ülkede sistem tıkanırsa, sorunu çözme görevi sivil toplum kuruluşları ve medyaya düşer.”

Yani…

Derneklere, vakıflara, dayanışma platformlarına, meslek odalarına, barolara, siyasi partilere, radyolara, televizyonlara, dergilere ve gazetelere…

Kriz yaşayan değişik ülkelerdeki gelişmeler incelenmiş ve yukarıdaki görüş ortaya çıkmış.

Dünyanın neresine giderseniz gidin, STK’lar (sivil toplum kuruluşları) ve medyayı  “kurtarıcı” rolünde görüyorsunuz.

Çünkü STK’lar da medya da “sorunlara en duyarlı” kurumlar…

Dinamik yapıları nedeniyle hemen devreye giriyorlar, ülkelerin dertlerine derman oluveriyorlar.

Ülkelerin sigortası durumundalar…

***

İyi de, ülkeleri yönetenler, gün gelip karşımıza dikilmesinler diye STK’lar ve medyanın yapısını değiştirmişse, bu kurumların çoğunu “yandaş ve yalaka” yapmışsa, durum ne olacak?

Ülkeler sıkıntılarını nasıl aşacak?

Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi…

Siyaset bilimcilerin, halen Türkiye’nin yaşadığı sorunların çözümü konusunda, nasıl bir formül ürettiklerini doğrusu bilmiyorum.

Ortada “sivil toplum kuruluşu” da yok, “medya” da yok!

Hepsi kontrol altında…

Hepsi sindirildi…

Hepsi yemlendi…

Hepsi yandaş ve yalaka haline getirildi.

İstisna yok mu?

Var…

Ancak sayıları çok az.

Bir elin parmaklarını geçmez.

Artık ülkemizde değer yargıları değişti, yandaş ve yalakalık “övünülecek meziyet”, “uyanıklık ve köşeyi dönme yöntemi” oldu; dik ve onurlu durabilmek ise “saflık ve işini bilmemek” olarak kabul ediliyor.

Bu nedenle toplumdaki, her meslek grubundaki yandaş ve yalakaların sayısı gün geçtikçe artıyor.

“Yandaş ve yalaka ordusu” çığ gibi büyüyor.

Ülkeyi ele geçirdiler, keyiflerine bakıyorlar.

Memleketimizin kaynaklarını ahlaksızca yiyip bitiriyorlar.

 

Memleketin hali ortada

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihinin en zor sürecinden geçiyor.

Bir kişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi teslim aldı, parmağında oynatıyor.

Devlet yönetimlerinde esas olan “güçler ayrılığı” bizde çoktan rafa kaldırıldı.

Artık…

“Yasama” da Erdoğan…

“Yürütme” de Erdoğan…

“Yargı” da Erdoğan…

Anlayacağınız, artık “güçler ayrılığı” yok, “güçler beraberliği” var.

Her şey, aklınıza gelebilecek her şey, ona soruluyor, onun emir ve direktifleri doğrultusunda şekilleniyor.

“Yasama”nın, yani TBMM’nin bir hükmü var mı?

Yok.

Halbuki “yasama”, devlet yönetimlerinde çok önemlidir.

Devletin en üst organıdır…

“Yasama”, yasa çıkarır, devleti denetler.

Bizde…

Bizde “yasama”, “yürütme”nin emrinde.

“Yürütme”, kimin emrinde?

Recep Tayyip Erdoğan’ın…

Erdoğan, “yargı”yı da büyük oranda kontrolünde tutuyor.

Ama bu onu kesmiyor ki, beğenmediği bir karar veren Anayasa Mahkemesi’ni geçenlerde yerden yere vuruverdi.

Bir devlet yönetiminde en büyük tehlike, “üç ayrı güç”ün birbirini kontrol edememesidir.

Klasik ifadeyle “güçler ayrılığı”nın olmamasıdır…

Böyle bir devlet sıkıntı çekmeye, kriz yaşamaya mahkûmdur.

Tıpkı devletimizin şimdi yaşadığı sıkıntı gibi…

İşte böyle bir durumda “sivil toplum kuruluşları”nın ve “medya”nın devreye girmesi gerekir, ama giremiyor.

Çünkü sivil toplum kuruluşları da medya da “gerçek işlevlerini” kaybetti.

Daha doğrusu kaybettirildi.

Sivil toplum kuruluşlarının da medyanın da “varlık nedenleri” ortadan kaldırıldı.

Kendileri yok oldu, adları kaldı yadigâr!

***

*“Güçler aylığı” yok edildi…

*Toplum, etnik ve dinsel yönden ayrıştırıldı…

*Güneydoğu “savaş alanı” gibi…

*Büyük kentlerimizde katliamlar yapılıyor…

*Terör her gün can alıyor…

*Dünyada tek bir dostumuz kalmadı…

*Bazı komşularımızla “savaş hali”ndeyiz…

*Dış borç, siyasi bağımsızlığımızı tehdit eder hale geldi…

Bu durumdayız, sistem tıkandı, ama sistemi açacak, sorunu giderecek unsurlar ortada yok.

Sivil toplum kuruluşları da medya da, devletimizi yönetenler tarafından “bloke edilmiş” durumda.

Söylemek istediğim bu!

 

Medyanın yağcılık yarışı devam ediyor

Sevgili okurlarım, 50 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapıyorum…

Ben bu mesleği son yıllarda olduğu kadar rezil bir durumda görmedim.

Yerlerde sürünüyor…

Vıcık vıcık…

Yapılan, artık gazetecilik değil.

Gazetecilik adı altında “şaklabanlık”!

Gazeteci geçinenler de aslında, siyasi ve ekonomik güç sahiplerinin tetikçisi!

Yapılan bu!

***

Geçenlerde SÖZCÜ’de çıkan haberi görünce, gözlerime inanamadım.

Bursa’da bir yerel gazete…

Adı, Bursa Şehir Gazetesi…

Bursa’daki arkadaşlardan öğrendiğime göre, gazetenin sahibi bir işadamı.

AKP’ye yakın olmak isteyen, iktidar nimetlerinden yararlanmak isteyen biri…

Gazete, HÜRRİYET’in Atatürk’lü ve bayraklı logosunu kendisine uyarlamış.

Ancak Atatürk’ü kaldırıp yerine Erdoğan’ı koymuş.

“Türkiye, Türklerindir” sloganı yerine de “Müslümanlar kardeştir” sözünü yazmış.

Aynen köşeme aldığım gibi!

İktidarı ve Erdoğan’ı bundan daha güzel “pohpohlama” olabilir mi?   

Türk basını işte bu noktalara kadar geldi.

Bunun ötesini de kestirmek güç!

Bu “Erdoğan’lı logo” uygulaması, yalakalığa hevesli medya dünyasında hızla yayılacaktır.

Her ilde, her ilçede…

Kentimizde bile birilerinin bu logoyu kapma hazırlığında olduğunu duyuyorum.

Hangisi önce başlayacak, çok da merak ediyorum.

ll-002.jpg


 

Suç kimin, kime kızmalıyız?

Durum ortada…

Memleketimizin hali perişan, bu perişanlıktan kurtulmak için “medyanın ve sivil toplum kuruluşlarının devrede olması” gerekir.

Ama ortada ne medya var, ne sivil toplum kuruluşu!

Şimdi, medya ve sivil toplum kuruluşlarını bu hale getirenlere mi kızmak lazım, yoksa dik ve onurlu duramayan medya ve sivil toplum kuruluşlarına mı, bilmiyorum.

Bildiğim bir şey varsa, tam bir çıkmazdayız.

İşimiz her geçen gün zorlaşıyor.

 

2 gazete 2 televizyon kapatıldı, 500 kişi işsiz kaldı

Bugün madem “medya”dan gittik, size sıcak bir haber vereyim.

Biliyorsunuz, bir süre önce iktidara yandaşlık ve yalakalık yapmadıkları için İpek Medya Grubu’na el konulmuştu.

Kanaltürk Televizyonu ile Bugün TV’ye…

Bugün Gazetesi ve Millet Gazetesi’ne…

Bu yayın organlarına kayyum atanmıştı.

Kayyumlar, zarar ediyor gerekçesiyle, dünden itibaren 4 yayın organının da kapatılmasına karar verdiler.

Kayyumlar gelir gelmez 81 kişinin işine zaten son vermişlerdi.

Dün 500 gazeteci daha işsiz kaldı.

Bu arada Sancak Medya Grubu’ndan da bir haber geldi.

Kanal 24, Star, Akşam, Güneş ve 360 TV’nin de içinde olduğu gruptan…

Dün itibariyle 160 çalışanın iş akitleri feshedilmiş.

Böylece bir günde İstanbul’da 660 gazeteci kapı önüne konulmuş oldu.

 

Aramıza katılanlar

Sevgili okurlarım, gazetemiz her geçen gün daha da güçleniyor…

Dün Fahri Örengül’ün ilk yazısı yayınlandı.

Biliyorsunuz, Fahri Örengül’ün esas mesleği avukatlık.

Uzun zamandır CHP saflarında siyaset yapan bir arkadaşımız.

İzmitli, kentimizi çok iyi tanıyor, kentimizin sorunlarını çok iyi biliyor.

Bundan sonra her salı günü Fahri Bey’le birlikte olacağız.

Geçen cumartesi günü de Necdet Güler’in uzun bir aradan sonra ilk yazısını okudunuz.

Necdet Bey, eskiden Pişmaniye ekimizde yazıyordu, yazılarına tekrar başladı.

Bilgutay Bağdat’ın yazılarını bir süredir cuma günleri zaten okuyorsunuz.

Bilgutay Bey; babası, hepimizin ağabeyi, rahmetli Tarık Bağdat’tan miras aldığı köşeyi başarıyla devam ettiriyor.

Her üç arkadaşımıza da aramıza katıldıkları için teşekkür ediyorum.

Bu yazı toplam 2101 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim