• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Kocaeli : 5 °C
  • İstanbul : 7 °C
  • Sakarya : 5 °C

Mehmet Ümit Küçükkaya: Ben bu partinin Mehmetçiğiyim

Mehmet Ümit Küçükkaya: Ben bu partinin Mehmetçiğiyim
29 Kasım’daki kongrede Hakan Tanta ile yarışacak olan İzmit İlçe Başkanı Mehmet Ümit Küçükkaya, partililerden verdikleri emekleri dolayısıyla destek beklediğini belirterek, “Ben bu partinin Mehmetçiğiyim” diye konuştu.

Selman Yıldırım’ın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmit İlçe Başkanlığı’ndan istifa etmesi üzerine yönetim üyelerinden biri olarak ilçe başkanı seçilen Mehmet Ümit Küçükkaya, 29 Kasım’daki kongre öncesinde değerlendirmelerini gazetemize yaptı. Bilindiği gibi başkanlık için şu ana kadar Küçükkaya dışında partinin tecrübeli isimlerinden Hakan Tanta da adaylığını açıklamıştı.

 

“TANTA İLE DOSTUZ”

Adaylığı ve planladığı çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan mevcut başkan Küçükkaya, emek için delegenin kendisine oy vermesini isteyerek, “Ben CHP’nin Mehmetçiğiyim” diye konuştu. Tanta’nın adaylığını da değerlendiren ve “O Benim dostum” diyen Küçükkaya, “Kendisiyle yarışmaktan dolayı çok mutlu olacağım” dedi.

 

14 aydır CHP İzmit İlçe Başkanısınız. Bu zaman dilimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok zor bir süreç yaşadık. Aktif siyaset yapan insanlar benim ne demek istediğimi iyi anlayacaktır. Ben ilçe başkanlığı yaptığım 14 ayda iki seçim yaşadım. Bu normal takvimde sekiz yıl eder. Yani iki dönem ilçe başkanının gücüyle çalışmam gerekirdi. Ama ben Cumhurbaşkanlığı ve yerel seçimden çıkmış bir örgütün ilçe başkanı oldum. Örgüt cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde öyle bir noktaya geldi ki, birkaç siyasi büyüğümüzün hırs ve ihtirasları uğrunda yönetimleri düşürme noktasına getirildi, operasyon yapıldı.

Genel merkez kurultay kararını uzattıktan sonra bu tabloyla karşı karşıya kaldık. Bu uzatma kararı benim değildi, ancak partililerimizle bir konjonktür değerlendirmesi yapmadan yorum yaptığında neredeyse Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aday gösterilmesinin sorumlusu bile İzmit İlçe olarak görülür oldu.

Bunu çok önemsiyorum ve mutlulukla karşılıyorum. CHP’ye küçük yaşlardan beri emek veren biri olarak hep büyük sorumlulukla görev yaptım. Bu tartışmalar sürecinde genel başkanla ilgili olanlar da dahil olmak üzere ben dahil hiçbir arkadaşımız kamuoyunda bir eleştiride bulunmadı. Çünkü sırtımızda hep yumurta küfesi vardı. Bizim siyasetimizin dönüm noktası 18 Nisan 1999 akşamıdır. Baraj altında kaldığımız o gecede partide rahmetli Yahya Hakkı, Selim Yıldız, Rıdvan Alkan, Haydar Akar ve Selman Yıldırım ile ağlar haldeydik. Bu arkadaş grubuyla birlikte partimizin bir daha baraj altında kalmaması için çalışacağımıza dair birbirimize söz verdik. Aramızda başkanlar ve milletvekili çıkardık, ama çizgimizi bozmadık ve hep partimizin hizmetinde olduk.

 

CHP İzmit İlçe Başkanlığı döneminizde ne gibi çalışmalar yaptınız?

Partililerimiz ile ilişkimizi yalnızca seçim döneminde kendi adaylığımız için kurmadık. Hiç bitmeyecek diyalektik geliştirdik. Bu partinin öz evladı kavramı neyse, ben ve arkadaşlarım o’yuz. Genç kuşağın çalışma grubu olarak İzmit ve Kocaeli geçmişinde daha önce hiç yapılmamış çok farklı projelere imza attık. Bu etkinliklerin en önemli kuramcılarından bir tanesiyiz. Selman Yıldırım’ın ilçe başkanlığı döneminde önce köylerimizde buluşuyoruz dedik, köylere gittik. Köklerimizle buluşuyoruz dedik, Kocaeli’deki tüm sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdik. Genel başkanımıza tam sekiz saat boyunca Kocaeli’yi anlattık ve Kocaeli’nin fotoğrafını çektik. Zülfü Livaneli konseri ile Kocaeli’de sol esintisini bir meltem gibi hissettirdik.

Benim ilçe başkanlığımda herkes bizi yok etmek için elinden geleni yaptığında biz var etmek için siyaset yapıyoruz dedik. 130 arkadaşımızla üç gün otele kapandık ve arama konferansı gerçekleştirdik. Burada mahalle temsilcilerinden belediye başkan adaylarına kadar herkesin değerlendirmelerini aldık. Zamanı geldiğinde bize ön seçim mi istiyorsunuz dediklerinden biz nasıl bir Türkiye, nasıl bir Kocaeli, nasıl bir İzmit istediğimize dair bir kitap hazırladık. 120 arkadaşımızla tartışa tartışa CHP’nin seçim döneminde neler yapması gerektiğini belirledik. Bu çok önemli bir bilimsel formattır.

Ben kendimi bildim bileli İzmit’teyim. Bu çalışmayı şimdiye kadar yalnızca birkaç tane sivil toplum örgütü yapmaya çalıştı. Hatta bazıları da başaramadı, ancak biz bunu başardık. Haluk Levent konseri yaptık, ama sade konser olmasın dedik ve o konserde topladığımız kitaplarla Türkiye’nin dört bir yanında kütüphaneler açtık.

Bunlar öyle bir cümleyle geçilecek şeyler değil, yönetimin düşürülmeye çalışıldığı dönemde yaptığımız çalışmalardır. Bunların yanında mezhepsel alanlarda CHP’yi yaşatmaya çalıştık. Mustafa Kemal Atatürk için camide mevlit okuttuk, yeri geldi Berkin Elvan için cemevinde lokma dağıttık, Mevlana için KYÖD’de anma düzenledik. Ben, gençlik kolları ve kadın kolları olarak halka dokunma düsturunu gerçekleştiren ekipler olduk. Halk neredeyse biz orada olduk. STK’larla ben hep eylemlerde, sokakta tanıştım. Gençlik kollarının bir dönem başkanlığı yapmış 35 yaşında biri olarak ben Kocaeli’de siyasi sürekliliği sağlamış ender siyasetçilerden biriyim.

 

Yönetim kurulu konusunda ne düşünüyorsunuz? Cengiz Sarıbay’ın parti otoriteleri tarafından da beğenilen bir yönetim listesi örneği var önümüzde. Sizin listenizin kemik yapısı koltuk kaygısıyla mı yoksa donanım kaygısıyla mı oluşturulacak?

Sorduğun soru kadar açık bir yanıt vereceğim. Ben uzun yıllardır siyasetin içinde olan biriyim. Bu sürede pek çok kez yönetim listesi oluşturulmasına tanıklık ettim. Benim yönetimin futbol takımı gibi olacak. Futbol takımlarına yalnızca yıldız oyuncuları alırsanız, her maçta bol bol gol de yersiniz ve anlamını yitirir. Biz savunmasıyla, sol bekiyle, sağ bekiyle bir yönetim kuracağız.

Yönetimde yeni yıldızlar olacaktır, sağlık sektöründe ve üst düzey yönetimlerden isimler, örgütü, örgüt içi geçmişi ve yazışmaları bilen isimler, sokakta çalışabilecek isimler olacaktır. Yönetimi yalnızca kentte kendi dalındaki başarılı insanlarla yaparsanız, siyasetin tarihsel armonisini kaçırırsınız. Sadece siyasetin tarihsel armonisine göre oluşturursanız, o eski kavgalar geri gelir ve üretimi kaçırırsınız. Burada benim yapmam gereken şey bu işin teknik direktörlüğünü yapmaktır. Bu yüzden ilçe başkanlığım daha önemlidir. Ben ciddi bir parti geçmişi ve tecrübesi olan bir ismim. Parti içinde kimin ne olduğunu, neye destek olacağını, kentteki insanları da tanıyan biriyim. Bu armoniyi en güzel oluşturacak insanlardan biriyim ve dediğim gibi ben bu şehrin içerisinde büyüdüm.

 

Hepimiz insanız ve herkesin hataları olabilir. Geçirdiğiniz 14 aylık süreçte kendinizi hangi yönlerden eleştiriyorsunuz?

Görev yaptığım sürede yönetimin devam etmesi konusunda katkılarımız çok büyük oldu. Biz olmasaydık, mevcut yönetimin devam etmesi çok zor olurdu. Zaman zaman siyasette verdiğimiz emeğe değer mi diye düşünmüyor değilim. Çünkü kendi özel yaşantımız da olmak üzere her şeyi erteleyebiliyoruz. Hayat da kısa ve mutluluk verici. Ama bu memleket için, bu memleketin çocuklarını daha ileriye taşımak için, CHP’deki o sol aklı, emekçi aklı, siyasete egemen kılmak şart.

Gördük ki sahadan alınan liberallerle CHP ilerleyemiyor. CHP’nin öz evlatları partisine sahip çıkmalı. Kişisel anlamda da söyleyecek olursak, ben yüzü yumuşak, art niyetli düşünmeyen bir insanım ve üst perdeden, çok hızlı güveniyorum. Bu noktada biraz daha suistimale açık hale gelebiliyorum. Türk toplumu biraz da Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi asarım, keserim noktasında. Belki Kanada gibi İskandinav ülkelerinde daha tutan bir yapım var, ancak burada bazen eleştirilebiliyorum. Rahat ve yumuşak yüzlü olduğum için hatta bazen bazı kişiler tarafından ilçe binasının kapısı hep açık diye de eleştiriliyorum. Ancak bu durum değişecek mi, değişmeyecek. Bunlar subjektif değerlendirmelerdir. Ben siyasette her zaman samimiyetin ve güler yüzlülüğün olması gerektiğine inanan bir insan oldum. Bunu değiştirirsem ben Küçükkaya olmam. Ben yine yumuşak yüzlülüğümle, samimiyetimle, kadınlarla, gençlerle iç içe siyaset yapmaya devam edeceğim. Yaklaşık iki senedir dükkanıma bile uğramıyorum. Bir şey yapıyorsam gerçekten ve layıkıyla yaparım.

 

İzmit İlçe Başkanı seçildiğiniz takdirde dört yıllık planınız nedir?

Türkiye şanslı bir ülke. Yaradan Türkiye’ye Mustafa Kemal gibi bir lider vermiş. Ancak ivedilikle şu felsefeyi salmak zorundayım. Bir kurtarıcı bile bulsanız akşamdan sabaha hiçbir şey değişmez. Biz bir şeyler yapacaksak, kendi öz gücümüzle yapacağız. Bizim 8 bin 500 üyemiz var. Daha önce yapılan seçimlerde katılımlar az oldu. Üyelikle ilgili şöyle bir sıkıntımız var. Evet, hepsi CHP üyesi, ancak aktif üye-pasif üye sıkıntımız var. Biz tüzükle ilgili genel başkanlıktan da bunu geçen gün yemekte anlattık. Tüzüğe aktif üye-pasif üye kavramını getirmek zorundayız.

Üyelik aidatıyla başlayan aidiyet duygusunu, üyelik parti ilçe binasına başlayan parti aidiyet duygusunu hem aktif çalışma hem de müdahalelerde üyeyi daha aktif konuma taşımak zorundayız. Çünkü kimse kurtarıcı değil, ne ben olduğumda CHP oyunu yüzde 10-20 arttıracak ne de Hakan Bey olduğunda… Bunu yapacak olan üyelerdir. Bu nedenle ilk yapacağım iş üyelerle ilgili çalışmalardır.

 

“ÖZ GÜCÜMÜZÜ YAPILANMAYA SOKACAĞIZ”

İkinci iş de kim bugünden itibaren nereye aday olacaksa şimdiden çalışmaya başlasın. Kastım şu, meclis üyeliğine, ilçe başkanlığına, il başkanlığına son altı ayda, 15 günde çalışarak CHP’ye yeni bir ufuk açılmaz. Bu sadece yaraya pansuman tedavisi olur. Bunu daha önceleri gördük. Son anda yapılan çalışmalarla seçim kazanılınca örgütte istenilen ivme yakalanmıyor. CHP’ye örgütteki tüm kılcal damarları açacak, kadın kolları ve gençlik kollarını yeniden aktif durma sokacak bir organizasyonu yapmak zorundayız. Şimdiye kadar gençlik kollarını hep aktif tuttuk. CHP’de son yıllarda yapılan organizasyonların yüzden 90’ının mimarlarından bir tanesiyim. Bir kere biz kendi öz gücümüzü yapılanmaya sokacağız.

 

“SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN ELEŞTİRİ YAPILMAYACAK”

Üçüncüsü, uzun süredir herkes partiyi sosyal medya üzerinden, kendi lig sorumluluğunun üzerinde eleştiriyor. Bununla ilgili düzgün bir şekilde bir disiplin kurunun oluşturulması için çalışmalar yapacağım. Kimse kavga etmeyecek. CHP’li yöneticileri kimse toplum önünde eleştirmeyecek. Ancak eleştirileri olan partililerime de tüm imkanları sağlayacağım. Danışma kurulları düzenleyeceğiz. Bunları yine düzenli olarak gerçekleştiren Selman Yıldırım ekibi olarak bizdik. Dört sene sonraki CHP neyi yapacağını bilecek.

 

“STRATEJİK PLANLAR HAZIRLANACAK”

Bir diğer önem verdiğim konu da stratejik planlama toplantısı. Tüm mahalle temsilcilerimizle yeniden bir yapılandırmaya gideceğiz. Tüm temsilcilerimiz bir, iki ve dört yıllık olmak üzere, kısa, orta ve uzun vadeli stratejik planlar hazırlayıp bana sunacak. Yani Kuruçeşme’ye son bir ay kala değil, sürekli gideceğiz. Oradaki vatandaş biz gittiğimizde “Başkanım yine mi sen geldin” diyecek. Başkanın kim olduğu önemli değil, X, Y, Z…

 

“MOBİL AİDAT UYGULAMASI”

Genel merkezimizin yaptığı mobil aidat uygulamasını İzmit ilçede de gerçekleştirmek istiyoruz. Cep telefonlarından gerçekleştirilen uygulama ile üyeler cep telefonlarından 5 TL, 10 TL gibi küçük rakamlarla aidatlarını ödeyecekler. Bu şekilde büyük meblağlar toplayacağız. Ancak bu paranın büyük bir kısmı harcanmayıp biriktirilecek. Daha sonra, bir sonraki seçim döneminde kullanılacak. Çünkü rakibimiz iktidar partisi ve çok büyük bütçelerle seçim çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Buna karşı biz el ele, kol kola çalışacağız.  CHP’yi maddi, manevi herkesin katkı sağladığı bir parti konumuna çekmek zorundayız. Bu da bir işçi çocuğu olarak herhalde bana düşer diye düşünüyorum.

 

“EMEK VERENE BOYNUM KILDA İNCE”

Benim 7 Haziran ve 1 Kasım öncesinde dağıttığım mahalledeki seçmen listeleri için çalışan, partiye oy kazandırmak için emek veren herkese karşı boynum kıldan incedir. Bu kişiler istedikleri takdirde beni eleştirebilir, hatta gelip bana hakaret de edebilirler. Ancak sokağındaki adama bile gitmemiş, mutsuzluklarını oturdukları yerden ileten arkadaşların eleştirilerine sadece saygı duyarım. Bu sistemli çalışmayı oturtursak emin olun parti iktidara gelecek. Alt yapısını iyi yapmadığınız hiçbir bina sağlam değildir. Ve ben bu partinin alt yapısını çok iyi biliyorum.

 

Eğer aday olmasaydınız Hakan Tanta’ya oy verir miydiniz?

Hakan Bey zaten bizim arkadaş gurubumuzda, bizim içerimizde siyaset yapan bir arkadaştı. Karşı taraf diye bir kavram da yoktur. CHP’de sonuçta hepsi benim gibi siyaset yapan arkadaşlarımla ilgili ön yargılarım yok. Ancak siyaset bir ilke meselesidir. Bugün birçok arkadaşım başka bir üslubum olsa oy vermeyebilirdi. Veya bugün bana oy vermeyecek olan biri de yarın beni destekleyebilir. Ben her zaman söylüyorum. Hakan Bey benim dostum. Hakan Bey’i ben çok severim. Onun da beni sevdiğinden bir şüphem yoktur.

 

“BEN BU PARTİNİN MEHMETÇİĞİYİM”

Delegeler size neden oy vermeli?

Parti seçim ofisi açılırken eğer ben orada değilsem, miting öncesi gece yarısı bayrak asmak için o alanda değilsem, genel başkan karşılamasında, sabahın altısında ben ve arkadaşlarım broşür dağıtmak için yollarda değilsek, benim üzerim emek kokmuyorsa, bana oy vermeyin. Ama bir emek varsa, İzmit İlçe Başkanlığı’nı kendi emeğinize sahip çıkmak için delegelerin bana oy vermelerini istiyorum.

Ben partinin sol yüzüyüm. Emek kökenli olduğum için partide çalışan arkadaşlarım şunu biliyor, Mehmet yıllardır bu partiye kayıtsız, şartsız bağlı kaldı ve emek verdi. Bir duygusal değişiklikle, genel başkan değişikliğiyle ben bu partiye hizmet etmedim. Baraj altında kaldığımız akşamdan beri partiye her gün çok zaman ayırıyorum. Bunun yanında CHP’de pek çok eş dost kazandım. CHP sayesinde çok güzel bir hayatsal duruşum, bakışım ve aydınlık yüzüm oldu. Bunun için bu partiye olan borcum hiç bitmeyecek. Bu borçlarımı zaman zaman gençlik kolları başkanı, ilçe başkanı olarak ödediğimden dolayı mutluyum. Bu borç hiç bitmeyecek. Bu parti için büyük bedeller ödedim demeyeceğim, çünkü bu ideoloji uğruna daha çok bedeller demek zorundayız. Ben partime çok şey kattım demeyeceğim, bunu arkadaşlarım takdir edecek. Ben bu partinin Mehmetçiğiyim. Her zaman, her göreve hazırım. Bu durum hiçbir zaman, dönem şahıs ve konjonktür, makamla değişmeyecek. İyisiyle, kötüsüyle bu partinin her zaman yanında olacağım. Röportaj: Hilal GÜDÜCÜ

Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim