• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • Kocaeli : 17 °C
  • İstanbul : 22 °C
  • Sakarya : 17 °C

Memlekette rezilliğin bini bir para!

M.Tanzer Ünal


*******
Türkiye, tam bu tarife uygun günler yaşıyor.
Rezillik; “iktidar”ın, dolayısıyla “devlet”in paçalarından akıyor.
Güne, “Aaa! Aaa!” diye ağzımız açık başlıyoruz.
Yıllardır zaten normal gündem yaşayamıyorduk, şimdi iyice fıttırdık.
Şu halimize bir bakın!
Eğer devlet denen kurumun da biz insanlar gibi “sinir sistemi” olsaydı, inanın çoktan tımarhaneyi boylamıştı.
Devlet’in anayasası vardır.
Bir sistem içinde, yasa ve yönetmeliklerle yönetirsin.
Anayasayı rafa kaldırırsan…
Sistemi kendine göre uydurursan…
Yasa ve yönetmelikleri takmazsan…
Devlet, devlet olmaktan çıkar.
Bizde, son günlerde “paralel devlet”i tartışıyorlar.
Yahu, devletin düzü, normali yok ki, paraleli olsun!
Devleti yönettiğini sananlar, her gün, gelişen olaylara göre kendi kurallarını koyuyorlar, akşamı ediyorlar…
Ertesi gün, gelişen olaylara göre kurallar yeniden değişiyor.
Devletin alt kadrolarında çalışanlar ve sokaktaki vatandaşlar, kuralların nasıl değişeceğini bilmediklerinden manyaklaşmış durumdalar.
Çoğu kişi bunalımda…
Ya aldığım kararlar, tutunduğum tavır “yukarıdakileri” kızdırsa?
Ya işimi kaybedersem?
Ya sürülürsem?
Ya tutuklanırsam?
Ya çevremdekiler benden dolayı zarar görürse?
İnanın ülke tımarhaneye döndü!
Şu yaşadıklarımıza bir bakın!
Bir hukuk devletinde, medeni ve çağdaş bir ülkede bunlar yaşanır mı?


Hatay’da devletin birimlerini kavga ettiren TIR
******
TIR olayı… Hatay Kırıkhan’da bir TIR polisler tarafından durduruluyor. TIR’dakiler MİT görevlisi olduklarını söyleyerek arama yaptırmıyorlar. Mahkeme, karar veriyor “TIR’ı arayın” diyor, Hatay Valiliği mahkeme kararını uygulamıyor ve TIR’ı aratmıyor. Sonunda TIR’ı aramaya kalkan polisler görevden alınıyor, jandarma geri çekiliyor ve TIR Suriye’ye geçiyor. TIR’ın Suriyeli muhaliflere silah taşıdığı ileri sürülüyor. İçişleri Bakanı ise, “Gıda taşıyordu” diye açıklama yapıyor. Böyle rezillik olur mu? Bir TIR yüzünden “yargı, emniyet, jandarma ve vilayet” birbirine giriyor. Devlet, gizli bir sevkiyat yapacaksa, bunu dahi beceremiyor.


Görevini yapmaya kalkan polisler, görevden alındıklarına göre…
********
TIR’ı aramaya kalkan polislerin görevden alınması… Polisler, görevlerini yapmaya kalktıkları için görevden alınıyor. Bu günlerde benzer olaylar çok! Tamam da bundan sonra polislere nasıl görev yaptıracaksın? Yasa ve yönetmelikler rafa kaldırıldığına göre, polisler neye göre hareket edecekler? Karşılaştıkları her olayda, “Acaba amirim ne der?” diye düşünmeyecekler mi? Artık ülkemizde suçlular, yasalar suç saydığı için değil de, amirler suç saydığı zaman mı yakalanacak?


Rüşvet verenle rüşvet alan, umre yolculuğunda…
*******
HÜRRİYET’ in birinci sayfası… TC-RZA YOLCULARI… Dokuz sütuna manşetten verilmiş. Büyük rüşvet operasyonunda oğlu tutuklandığı için bakanlıktan istifa eden Zafer Çağlayan, yine aynı operasyonda tutuklanan Reza Zarrab’ın özel uçağıyla 22 Mart 2013’te umre için Cidde’ye gitmiş. Uçakta Çağlayan’ın ailesi de varmış. İlişkileri görüyorsunuz değil mi? Vıcık vıcık… Rüşvet verenle rüşvet alan, manevi umre yolculuğunda… “Günahlarımızı affet Tanrım” diye nasıl da dua etmişlerdir.


Suç itiraf edildi, ama şerefli Ordu mensupları hâlâ zindanda!
********
Milli Ordu’ya kumpas kurulması… Başkası değil, suçu itiraf eden kendileri… Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan, “Ordu’ya kumpas kuruldu” dedi. Ve bu ifade, Ankara Başsavcılığı tarafından soruşturulmaya başlandı. Genelkurmay Başkanlığı da bu konuda suç duyurusunda bulundu. Siz böyle bir devlet düşünebiliyor musunuz? 11 yıldır bu ülkenin tek sorumluları kendileri, aralarındaki bir grubun Ordu’ya kumpas kurduğunu “ihbar” ediyor. Sık sık karşılaştığımız adli ve polisiye olayıdır. İki arkadaş hırsızlık yaparlar, aradan zaman geçer, biri diğerini ihbar eder. Sanki kendisi suçlu değilmiş gibi… Şimdi AKP iktidar döneminde “sırların açıklandığı” ve “pisliklerin ortalığa döküldüğü” dönemi yaşıyoruz. Suç itiraf edildiğine göre, “şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları” Silivri zindanında tutulmaya devam mı edilecek? Kumpas kuranlar, kumpas kurulmasına göz yumanlar, görmemezlikten gelenler, “Ben bu davanın savcısıyım” diyenler ne olacak? Onlar attıkları iftiralarının, kurdukları kumpasın cezasını görmeyecekler mi? Askerler, işlemedikleri suçun cezasını çektiler. Diğerleri suçlarını kabul ettiklerine göre, onların suçları “cezasız” mı kalacak?


Genel rezalet manzaraları…
*********
*Ekonomi allak bullak! Üretim yetersiz, tasarruf oranı yüzde 12’lerde… Bizde üretim deyince zaten “rasyonel üretim” ve “liberal ticaret” anlaşılmıyor. Ülkemize “rant ekonomisi” ve “tüketim ekonomisi” hakim! Ekonomi deyince bizde “borsa” ve “döviz kurları” akla geliyor. Sistemimiz bunlar üzerine kurulu. Şimdi bunlar da geberdi. Borsa çöktü, döviz kurları fırladı. Yılbaşı nedeniyle ABD ve Avrupa’da piyasalar kapalı. 6 Ocak’ta açılıyor… Gelecek hafta, 1 doların 3 liraya çıkabileceği konuşuluyor. Yanlış ekonomik politikalar artık iflas etti. Borç alarak, mevcut ekonomik işletmelerini satarak bir ülke nereye gidebilir ki? Üretmeyi unutan bir ülke nasıl refahı yakalayabilir ki?
*Her tarafta “intikam” naraları atılıyor, “savaş” tamtamları çalıyor. Herkes herkesi tehdit ediyor.
*Yapılan hırsızlıklar görülmüyor, olup biten “komplo” olarak nitelendiriliyor.
*Toplum, “hükümetçi” ve “cemaatçi” olarak bölündü.
*En son TIR olayında olduğu gibi, mahkeme kararları uygulanmıyor. Eğer bir savcı yolsuzluk operasyonu yaptıysa, kendisine “çete elemanı” gözüyle bakılıyor.
*Bazı kişilerin “soruşturulmazlığı” ve “dokunulmazlığı” devam ediyor.
*Ortalıkta “temizlenecek 2 bin kişilik çete” iddiaları dolaşıyor.

Ve Başbakan, Türkiye bu haldeyken Uzakdoğu’ya “kafa dağıtmaya” gidiyor
*******
İşin en acı tarafı…
Memleket yanarken, Başbakan 5 günlük Uzakdoğu gezisine çıkıyor.
Japonya, Singapur, Malezya…
Gündemden uzaklaşacak, kafasını dinleyecek.
Giderken, yanında işadamlarını da götürecek.
İşadamlarının eli mecbur! İsterse gitmesinler…
******
İlk defa bu dış gezide bazı “yandaş” bilinen gazeteler de çizik yedi.
Hürriyet, Habertürk, Milliyet, Vatan…
Diğer çizik yiyenler: Zaman, Bugün, Taraf, Radikal, Sözcü, Cumhuriyet, Yurt…
Anlaşılan, Başbakan Erdoğan, çevresini gittikçe daraltıyor.
Kendisini eleştirenleri kesinlikle affetmiyor.
Bence, medyadaki denge Erdoğan aleyhine değişiyor.
Bazı gazeteler, yağcılığı, yandaşlığı bırakıp “gerçeğe” dönmeye başladılar.
Bazı gazeteciler de “tasmalı gazeteci” olmayı içlerine sindiremediler.
Sonunda…
Öyle görünüyor ki…
Tayyip Bey, sadece “radikal Tayyipçilere” Tayyip propagandası yapabilir hale gelecek.


Bu yazı toplam 1083 defa okunmuştur.
Okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kocaeli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0 262) 323 39 17-18-19 | Faks : (0 262) 322 75 55 | Haber Yazılımı: CM Bilişim